CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ

BÜLENT ERANDAÇ

Ortadoğu ve değişen denge

Eklenme Tarihi 10 Ağustos 2013
Bayramını kutlamak için aradığım sırada MİT eski Daire Başkanı Prof. Dr. Mahir Kaynak'ı, kızı uluslararası stratejist Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan'la yaptıkları sohbetin sıcak bir anında yakaladım.
"Doktor şanslı hastanın yanına gelir" sözünde ifade edildiği gibi, iki siyaset doktorunu, Türkiye'nin iki uzman ismini bir arada bulmak, benim için bir gazetecilik şansı oldu. Neler konuşuyordunuz? sorumu, Mahir Hocam, "Ortadoğu'yu, Erdoğan'ı, Obama'yı, Putin'i" diyerek cevapladı. Sonra, Prof. Dr. Arıboğan'dan merak ettiğim bazı sorularımı yanıtlamasını rica ettim:
Obama'nın, Putin'le görüşmesinin iptal etmesinin arka planında ne yatıyor?
2 süper gücün dostluğu bitiyor mu?
ABD ile Rusya arasında ilişkilerin limonileşmesi, bu iki ülkenin terazisinde orta noktada bulunan Türkiye'yi nasıl etkiler?
Bayram sohbetinden aldığım notları TAKVİM okurlarına naklederken, gelecek günlerde daha çok tartışılacak hassas gelişmelere ışık tutacağımı düşünüyorum.
Prof.Dr. Deniz Ülke Arıboğan'a göre, ABD'nin röntgeni: Ülkede üç temel ekol var.
Birisi, Askeri gücü ön plana alan kontrolcüler. Bunlar (sert güce inanan, dünyanın efendisi ABD'dir) diyen Neo-Con'lar. İkincisi, ABD, dünyanın efendisi değil, lideridir, diyen, yumuşak güç kullanımını-soft power-isteyen, ekonomik ve kültürel gücün öne çıkarılmasını isteyen ekol.
Üçüncüsü, ABD'nin gücünün kendi kıtasına çekilmesini isteyen ekol...
Hocalarıma göre, Amerika'da Neo-Con'lar, Başkan Obama'nın etrafını yeniden kuşatmaya başladı. Yani, silah-petrol baronları, bilgisayarcılara karşı egemenliklerini arttırıyor. Bu parametreden bakılınca tablo şöyle: Obama'nın Putin'le yapacağı baş başa görüşmeyi iptal kararının son dönemde ABD ile ters düşen Moskova yönetimine Washington yönetiminin duyduğu öfkeyi yansıttığı düşünülüyor. Amerika, Mısır'daki darbeye darbe diyemedi. Daha da ileri gidildi. Dışişleri Bakanı Kerry, 'Mısır'da asker demokrasiyi inşa ediyor' dedi.
İkiyüzlü davranışın arkasında, Obama'yı yeniden kuşatan neo-con'ların rüzgârı esiyor.

Küresel güçlerin hamleleri

Prof. Dr. Arıboğan, ABD ve Rusya'nın bölgesel ve küresel dengelerde rol paylaşımını şöyle analiz ediyor: Bugün Ortadoğu, Akdeniz ve Uzakdoğu'da görülen değişim, bir boyutuyla ABD ve Rusya'nın dünya sathındaki etkinliklerini 21. Yüzyıl'a taşıma arzularıdır. ABD'nin yeni konstrasyonu Pasifik ve Afrika'dır.
ABD, Ortadoğu'da güvenilir müttefikler bırakmak istiyor.
Bu noktada, Türkiye, İsrail, Suudi Arabistan öncelik alıyor. Mısır'da burada ayrı bir yer işgal ediyor... Bu açıdan, Türkiye, ABD'nin yeni stratejisinin önemli parçası. Ortadoğu'da İran baskısına en güçlü tampon ülke Türkiye...
Bu analiz doğrultusunda Mısır darbesinin arkasında ABD'nin neden bulunduğu net şekilde anlaşılıyor. Etrafını kuşatan neo-
Con'ların etkisiyle Başkan Obama'nın Türkiye ile İsrail'i barıştırmak çabalarını, Mısır darbecilerinin İsrail'e yakın davranmasını, bu perspektiften değerlendirmek daha kolay.
Yeni gelişmeler ışığında Başbakan Tayyip Erdoğan'ı bekleyen riskleri ve fırsatları Deniz Hoca şöyle yorumluyor: Türkiye zihniyetiyle, kafasıyla Avrupalı olmaya çalışan ama yüreğiyle hep Ortadoğulu, Asyalı kalan bir ülkedir. Avrupalı, Asyalı, laik, Müslüman, modern ve geleneksel karışımı Türkiye'yi benzersiz kılıyor. Irak'ın yeni görüntüsü, bütün Ortadoğu'ya yayılabilecek bir mezhep çatışması ihtimalini hatırlatıyor. 2011'de Erdoğan'ın Necef'te Hz. Ali türbesini ve Bağdat'ta İmam-ı Azam Ebu Hanife türbesini ziyaret etmesi bu gerilimin yumuşatılması adına sembolik tavırlardı. Türkiye şu mesajı vermişti:
Benim Şii'lerle problemim yok.
Sünni ya da Şii değil, Müslüman olarak tanımlanabilirim, üstelik de laik bir devlet anlayışına sahibim.
Başbakan Erdoğan, Mısır gezisinde (ben laik değil Müslümanım ama laik devletin Başbakanıyım) diyerek mesaj vermişti.
Türkiye'nin kucaklayıcı tavrı ortaya konmuştu.
Suriye'de de Türkiye'nin Sünnici bir çizgide yer aldığını düşünmüyorum. Buna rağmen, Suriye'de aynı mesajın sık sık verilmesinin büyük yararı olacaktır...