Son gelen bilgilere göre, Savunma Bakanı Venizelos, Yunanistan'ın yeni MGSB'sini hazırlayan yetkililere 'Kuzeyden (Makedonya) gelen tehlikenin' iptali, buna karşı 'Doğudan (Türkiye) gelen tehlikenin' devam etmesi ve ordunun bu 'tehlike' doğrultusunda organize edilmesini emretti. Ege denizini barış denizi haline getirmek için temaslar ve çabalar artarken, Yunanistan ekonomik krizine çare ararken, Türkiye'yi hala tehlike olarak görmelerini anlamakta zorluk çekiyoruz.
Yunanistan'a sesleniyoruz: Oldu mu komşu?
Ağır borç yükü altında bulunan ve finansal güçlük çeken Yunanistan'ın savunmaya niçin milyarlarca avro harcama ihtiyacı duyduğu konusunda birçok soru işareti bulunuyor.
SAVAŞ BARONLARI
Ağır borç yükü altındaki Yunanistan'ın savunma harcamaları önemli yer tutuyor. Borç krizinden çıkmak için sert tasarruf tedbirleri alan Yunanistan, savunmaya milyarlarca avro ayırmaya devam ediyor. Yunanistan'ın, 2008'de bütçesinin yüzde 2,8'den fazlasını askeri harcamalara ayırarak, bu alanda NATO'da ABD'den sonra ikinci sırada geldiği, NATO verilerine göre Türkiye'nin ise aynı yılda askeri harcamalarının GSYH' sinin yüzde 1,8'ine karşılık geldiği kaydedildi.
Finansal krizin pençesindeki Yunanistan'a, savunma harcamalarını azaltması yönündeki çağrılar giderek yükseliyor. Ancak ne gariptir ki borç krizinden çıkması için Yunanistan'ı sert tasarruf tedbirleri almaya zorlayan ve kurtarma planına destek veren ülkeler, kendi savaş uçakları ve gemilerini Yunanistan'a satmaya çalışıyor.
Atina'nın 2009'de, silah alımlarının yüzde 35'ini, 199,6 milyon avro olarak Almanya'dan yaptığı biliniyor. Almanya, silah ihracatının yüzde 13'ünü Yunanistan'a yapıyor.
Türkiye'de, 2009'da 19 milyar dolarlık silah harcaması yaptı. Akıllara "Bu kadar askeri harcamaya gerek var mı?" sorusu geliyor. Tabii ki gerek yok. Silahlanma harcamaları istihdamı artırmıyor ve ekonomiye gelir yaratmıyor. Hâlbuki bu harcamalar eğitim ve sağlık alanlarına yapılsa hem o ülkede gelir dağılımı düzeliyor hem de insanların refahı artıyor.
19 milyar dolarlık silah harcaması var ama... Bunca büyük meblağın onda biri silah komisyoncularına gidiyor, bu konuda bir tartışma yok... Bir sorgulama yok... Kimler neyi, nasıl, neden ve hangi komisyonlarla alıyor?
"CASUS BELLİ''
Türkiye her beş yılda bir gizli anayasa olarak bilinen Kırmızı kitabını gözden geçiriyor. 2010 yılı sonuna kadar hem iç tehdit hem dış tehdit algılamaları yeniden dizayn edilecek.
Türkiye, dış politikada tehdit ve öncelikler değiştirmeyi düşünürken, Yunanistan ile savaş nedeni (casus belli) olan 12 mil tehdit olmaktan çıkarılması üzerinde duruluyor.
Beş yılda bir güncellenen ve en son 2005'te yazılan belgede, Yunanistan'ın karasularını 12 mile çıkartması casus belli (savaş nedeni) sayılıyordu. Yeni çalışmada ise Yunanistan'ın karasularının 12 mile çıkartılması öncelikli tehdit olarak tanımlanması düşünülmüyor.
BRAVO SURİYE'YE
İşte dostluk bu. Suriye Cumhurbaşkanı Esad, Türkiye'nin arabuluculuğunda bir süre devam eden ve dondurulan Suriye-İsrail dolaylı barış görüşmelerine değinerek, Suriye-İsrail dolaylı barış görüşmelerine ilişkin süreçte Türkiye ile koordinasyonun sürdürülmesi gerektiğini söylüyor.
POLİTİKA GALERİSİ: PORTRELER
Gazeteciliğin duayenlerinden rahmetli Cihad Baban'ın aktif siyasette bulunduğu yıllardan tanıdığı İsmet İnönü, Celal Bayar, Fevzi Çakmak, Adnan Menderes, Fuat Köprülü, Osman Bölükbaşı'nı anlattığı Politika Galerisi'nin sayfalarını çevirseniz, 1945 sonrasından 1970'lere kadar demokrasi tarihimize tanıklık edebilirsiniz.
Baban'ın Politika Galerisi, siyasete ve yakın dönem Türkiye Cumhuriyeti tarihine bakışlarda yeni ufuklar açar. Politika Galerisi'ndeki siyasilerin karakter tahlilleri, siyasi kararlarını hangi kriterlerle aldıkları, insani zaafları ve gündelik yaşamdaki halleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilir. 2000-2010 arasındaki politika galerisinde yer alan siyasetçilerimiz, yaptıkları hatalar ile vitrinden çekilmişlerdir.
Referandum sonrası ortaya çıkan tabloya bakarak, hata yapan günümüz siyasetçilerinin de aynı sonuçla karşılaşmasının sürpriz olmayacağını görürüz. 2002'den beri, sistemi tıkamaya çalışanlar... Bir telefonla Meclis'e girmekten çekinen liderler, darbe teşebbüsüne sessiz kalanlar, halkın gözünün içine baka baka statükocu bir yapının devamını arzu edenler, birer birer kaybediyor.