Asil Nadir, 17 yıl KKTC'de mahkûm hayatı yaşadı.Geçen ay aniden İngiltere'ye dönmesi, Londra'da serbest kalması sağlandı. Bu gelişmeyi TAKVİM'in haber kaynakları yakından talip ederken, İngiltere'nin Kıbrıs üzerinde yeni bir planı soktuğu anlaşılıyordu. Asil Nadir, gazeteci yazar Ayşe Arman'a açıklamalar yapınca, Kıbrıs üzerinde Amerika ve İngiltere'nin ne gibi tezgâhlar içine girdiği de su yüzüne çıktı.
Denktaş'ın yerine...
Asil Nadir, "Benden Rauf Denktaş'ın yerine geçmem istendi. Bana KKTC'nin satılması için 10 milyar dolar teklif edildi.
Reddettim.
Amerika, 'Alın bu adamın elinden gücünü' dedi. Beni yediler'' diyerek, oynanan oyunu açıklıyor.
Asil Nadir, 'Derin Amerika'yı deşifre ediyor: "Kıbrıs işini çözmekle sorumlu Ledsky isimli bir Amerikan Büyükelçisi vardı.
Bana geldiler. Beni tüccar zannetti, ciddi bir teklif yaptı. (Halk seni seviyor, Rauf Bey anlaşma istemiyor, seni getireceğiz, bu adayı birleştireceğiz) dediler. Ben bunu ifşa ettim, beni sıkıntıya soktular.
Kıbrıs meselesi dünyadaki en karışık meselelerden birisi. Sonra seçimlere müdahale etmeye çalıştım, meseleyi çözmek üzere ve bizim istediğimiz şekilde.
Direktif yüksek yerden geldi, Amerika'dan... Sonra da beni yediler" diyor.
Bakın neler olacak?
Asil Nadir, "Neden 17 yıl sonra döndünüz İngiltere'ye?" sorusuna, dikkat çekici bir cevap veriyor: "Zamanlama çok önemlidir hayatta.
Her şeyin bir zamanlaması vardır.
Kıbrıs konusu artık çözülmek üzere.
Doğru zamandı geldim. Bir iki ay daha takip edilsin, bakın neler olacak?"
Asil Nadir "Kıbrıs'ta Rum dominasyonunun kırılması konusunda en etkin unsurlardan biriyim. Politik bir davamız var, Kıbrıslılar'ın vatan sahibi olma mücadelesi, Rumlar'ın bizi vatansız bırakma istekleri var.
Fakat bu gerçekleşmedi'' mesajını veriyor.
* * *
KOMŞU KARDEŞ ÜLKELERLE STRATEJİK ENTEGRASYON
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu büyük yankı yaratan kitabında, "Ortadoğu jeopolitiğinin en temel coğrafi ve tarihi denge mekanizmasını Mısır-Türkiyeİran hassas dengesinde aramak gerekir" demektedir.
Ortadoğu'da mevcut dengelerin yeni ittifak arayışlarına kayarak değişmesinde veya şekil almasında yukarıda belirtilen üçgeni teşkil eden ülkelerin belirleyici rol oynadıkları ifade edilmektedir.
Türkiye daima merkez rölünü oynamış olup, bir taraftan İran, Mısır'la diğer taraftan da sistem içi ittifak oluşturan bir tavır izlemiştir.
Türkiye dengeli bölgesel bir strateji ile bu kutuplar arasındaki gerginliği azaltan bir yol izlemektedir. Bu tür bir diplomatik beceriyi gösteren Türkiye, bölge içi dengelere her an ağırlık koyabileceğini göstermektedir.
2009 yılı başından itibaren Türkiye, Ortadoğu dengelerine bağlı olarak, stratejisini yeniden şekillendirme yoluna gitmiştir. İlk hamle olarak, Arap dünyasındaki imajı yenilemeye yönelik, İsrail ile olan ilişkilerdeki düzenlemenin yapılması gündemde yerini almıştır. İsrail'in Türkiye tarafından eleştirilmesi, Arap ülkelerinde beklenen etkiyi sağlamış ve Türkiye'nin kredi notunun Ortadoğu'da artmasına neden olmuştur.
Türkiye, önümüzdeki günlerde Ortadoğu planında yeni hamlesine hazırlanıyor. Buna "Komşu kardeş ülkeler arasında entegrasyon" deniyor. "Türkiye, Suriye, Lübnan, Ürdün" arasında işbirliğinin uzun vadeli stratejik ortaklık ve ekonomik entegrasyona doğru ilerlemesi planlanıyor.
Mekke-Londra seferi
Entegrasyon temasları sırasında Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim'in çok önemli bir konuşma yaptığı anlatıldı: "Türkiye ile Suriye demiryolu ile birbirine bağlıdır, şimdi bu Marmaray projesi sayesinde Londra'ya kadar erişecek, aynı tren Şam'dan Amman'a gidecek, oradan Akabe'ye ve son olarak Mekke'ye ulaşacak." "Londra-Mekke" tren seferi sağlandığı anda, "Büyük Türkiye" hedefine çok yaklaşmış olacağız.