2010 yılı sonunda Türkiye nüfusunun 76 milyon 505 bin olacağı, 22 yaş altı nüfusun 29 milyon 579 bine yükseleceği öngörülüyor. Demek ki, 2011 seçimlerinde, 22 yaşın altında bulunan 30 milyon genç oy kullanacak.
Yaşamda sürekli olan tek şey değişimdir. Değişmeyen hiçbir şey gelişemez. Değişime uyum sağlayanlar, kazananlardır.
Değişime uymayanlar gelişemezler ve düşünsel ve fiziksel olarak ölürler.
YILDIZI PARLAYAN BEŞ ÜLKE
Türkiye, Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin, dünyanın ekonomik ve siyasi ağrılık merkezini derinden etkileyecek adımlar atmaya devam ediyor.
Ekonomik gelişme sürecinin önümüzdeki yıllarda Asya'nın yükselişine, yeni siyasi ağırlık merkezi oluşuna, ABD ve Batı'nın küresel hakimiyetinin sınırlanmasına imkan sağlayacak siyasi bir platforma dönüşeceği gözleniyor.
Batı başkentlerinde, ekonomi ve güvenlik çevrelerinde dikkatli izlenen bu beş ülke içinde Türkiye ve Brezilya'nın daha detaylı olarak tartışıldığı belirtiliyor. Özellikle "Türkiye nereye gidiyor?" sorusunun cevabının aranması tesadüfi görünmüyor. "Yıldızı parlayan ülkeler" arasındaki iki ülke, Türkiye ve Brezilya'nın, sadece İran krizine bakışında değil, birçok uluslararası gelişmeye bakışında olağanüstü bir benzerlik görülüyor.
Türkiye, Brezilya gibi, kendi bölgelerinin etkin güçleri, küresel ölçekte yeni aktörler olarak öne çıkma yolunda kararlı adımlarla ilerliyor. Brezilya'nın ekonomik açılımlarına, siyasi söylemlerine dikkat edersek, Türkiye'ninkiyle ne kadar örtüştüğünü kolay fark ederiz.
TÜRKİYE NEDEN KENDİ UÇAĞINI YAPAMADI?
Dünyanın "parlayan yıldız ülkeleri" arasında yer alan Türkiye ve Brezilya'nın konumuna bakarken, Brezilya uçak sanayinin müthiş gelişmesi dikkatimizi çekti.
Burada, bir can alıcı soruyu sormamız gerekiyor.
Türkiye neden bugüne kadar kendi uçağını yapamadı?
Brezilya uçak sanayi 1969 yılında kurulmuş, bugün dünyanın ilk dördü arasında bulunuyormuş. Brezilya bunu 41 yılda yapıyor, peki Türkiye bu işi neden yapamadı? Birincisi, siyasi istikrarsızlık. İkincisi, tasarım ve iyi mühendisler konusuna ağırlık vermemesi. Görünen o ki, Türkiye uçak imalatını "memleket meselesi'' olarak göremedi.
Hava Kuvvetleri'nde, bir F-16 savaş uçağının maliyeti 30 milyon dolar civarında.
F-16'ların yerini, 50 milyon dolarlık yeni F-35'ler alacak.
THY bir yolcu uçağını en az 150 milyon dolardan alıyor. Airbus -
380 yeni iki katlı uçağın liste satış fiyatı 230 milyon dolar. 10 yılda uçak siparişlerinin toplam değeri 10 milyar doları aşacak. Milletin milyar dolarlarının ülkede kalması için daha ne kadar bekleyeceğiz?
İRAN VE TÜRKİYE
Komşumuz İran giderek nükleer güç olma yolunda, İsrail nükleer silaha sahip.
Türkiye bölgesel güç olmanın ötesinde küresel oyunlara hazırlanırken, nükleer güç olmayı düşünüyor mu? Nükleer gücün caydırıcı etkisi, kıtalararası etki peşindeki Türkiye'ye elbette cazip geliyor.
Türkiye'nin bir nükleer planı var.
Nükleer enerjiye ulaşma yolunda hızlı adımlar atılıyor.
İlk etapta Mersin Akkuyu'ya kurulması öngörülen santrali Ruslar inşa edecek. Hedefte daha sonra Sinop ve Trakya'da santral kurulması var. Türkiye'nin en kısa zamanda, İran gibi üçüncü kategoride yer alması zamanı geldi.