Mustafa Denizli, 'kafese girecek kuştan' bahsetmişti. Erman Toroğlu, Mustafa Hoca'ya, bir espri ile karşılık verdi: "Kuş ötüyor mu, ötmüyor mu? Ötmeyen kuşu ben ne yapayım.''
Bir hikâye vardır. 'Üstat kuş' hakkında. Adamın biri, papağan almak ister. Gittiği dükkândaki papağanları sırayla inceler. 1'inci kafeste rengârenk, pırıl pırıl tüyleri olan papağanı beğenir. Etiketinde 5 bin dolar yazılıdır.
"Bu kuş niye bu kadar pahalı?"diye sorar. Dükkân sahibi "Bu papağan tam 7 dil biliyor, onun için" der.
Adam başka bir kafeste bembeyaz şahane bir kuş daha görür. Hem de 10 bin dolarlık. Yine sorar. Meğer bu kuş anayasayı ezbere okurmuş da ondan. Adam bir bakar en köşedeki kafeste, tüyleri dökülmüş bir kuş var. Ama o da ne tam 50 bin dolar. "Peki bu perişan haldeki kuşun nesi var" diye sorar. Dükkân sahibi "Bu kuşun nesi var biz de bilmiyoruz. Ama öteki papağanlar sabahları buna günaydın üstat diyorlar...''