CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Murat Demirel ve 28 Şubat

Eklenme Tarihi 20 Mayıs 2012
28 Şubat darbesi tartışmalarının yoğunlaştığı sırada Egebank'ı batıran Murat Demirel'in 17 yıllık cezasının Yargıtay tarafından onanması "İlahi adaletin bir tecellisi" olarak yorumlanıyor. Ve 9.
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in kardeşi Şevket Demirel'in oğlu Murat Demirel'in 17 yıllık cezası siyasi ve ekonomik odaklarda yeni fay hatları oluşturmaya aday görünüyor.
Egebank, 28 Şubat post modern darbe sürecinde batırılmıştı. 28 Şubat post modern darbe döneminde, banka hortumlamalarından 70 milyar ila 150 milyar dolar buharlaştı.
Yetimin hakkı milyarlarca dolarlar, yabancı fonlara ve hayali şirketlere geçirildi.
Devlet, buharlaşan paraların ancak yüzde 40'ına ulaşabildi. Milyarlarca doların halen yabancı fonlarda gezdiği düşünülüyor. Bu arada bir örnek olarak İmar Bankası'nı batıran Cem Uzan'ın Paris'te zevkü sefa içinde yaşaması da yürekleri sızlatıyor.
Egebank'ın hortumlanmasının hikâyesi şöyle başlar: Murat Demirel, amcası Süleyman Demirel'in cumhurbaşkanlığı döneminde, çok genç yaşta banka patronu olarak adını duyurmuş, banka hortumlanmaya başlanmış ve 1999 yılında da bankasına TMSF el koymuştu.
Murat Demirel 1990'ların başında Demyön şirketler grubunu kurdu, kerestecilik işine ağırlık verdi. 1991 yılından başlayarak birileri Murat Demirel'e, "Yürü ya kulum" dedi.
Murat Demirel'in hedefleri büyüktü. İrlanda'da bir yatırım şirketi kurdu, başına da Merkez Bankası eski başkanı Rüştü Saraçoğlu'nu (Daha sonra Anavatan Partisi'nden Bakan oldu) getirdi.
Türk Cumhuriyetlerine merak sardı, Kazakistan ve Azerbaycan'da banka kurmanın yollarını aradı. Hatta Kazakistan'da bir banka satın aldığı iddia edildi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı
Aliyev'e Süleyman Demirel'in mektubunu götürdü. 1928'de İzmir Esnaf ve Ahili Bankası adıyla kurulan Egebank, sahibi Hüseyin Bayraktar tarafından 5 Mayıs 1998'de bankayı, Yahya Murat Demirel'in sahibi olduğu Üniversal Holding ve Şevket Demirel Holding'e satıldı. Bu satış sırasında, darbe süreci Başbakanı Mesut Yılmaz.
Cumhurbaşkanı ise Demirel'dir.
Egebank'a el konulacağı haberini alan yeğen Demirel, kasada kalan son milyonları götürürken görüntülendi.
Yatla ülkeyi terk etmek üzereyken Bulgaristan'da yakalandı.
Murat Demirel'in sekreteri Yasemin Altıparmak'ın verdiği ifadeler ilginçti. Egebank'a el konulacağının Demirel'e önceden uyarıldığı iddialarını kuvvetlendiren ifadelerin, Egebank skandalının siyaset ve bürokrasi ayağını ortaya koydu.
Bir saatlik farkı kimse açıklayamadı.
Sekreter Yasemin Altıparmak'ın, "bankaya el konulmadan bir gün önce Murat Demirel'in araması üzerine içinde ne olduğunu bilmediğim 20 koliyi evine gönderdim" demesi olayın detayını da ortaya çıkarttı.
El konulan diğer bankalara sabah 8.30'da gidilirken, Egebank'a 9.30'da gidilmesi değişik yorumlara yol açtı.
Hüseyin Bayraktar, "Egebank Genel Müdürü Mehmet Sami Erdem bizlerden habersiz Yahya Murat Demirel ile görüşmeler yapmış. Bu görüşmelerde bankanın satışı ile ilgili anlaşmayı sağlamış. Bankayı, Demirel Holding'e sattık" diyor.
28 Şubat sürecinde, tuhaf 'finansal' ilişkilerin göbeğinde yer alan isimlerden biri Şükrü Karahasanoğlu, 17 yıl Akbank'ta çalıştıktan sonra, 1989'da, şimdi Yaşar bank adıyla faaliyet yürüten ve Aralık 99'da el konulan Tütünbank'a genel müdür yardımcısı oldu. Cavit Çağlar'la da bu dönemde tanıştı. Çağlar'ın bankalardan sorumlu devlet bakanlığı sırasında Emlakbank Genel Müdürlüğü'ne Karahasanoğlu getirildi.
1993'te Nesim Malki, KKTC'de Tuncabank' kurdu, Karahasanoğlu da oranın başına geçti. Hayyam Garipoğlu 1995'te Sümerbank'ı satın alınca genel müdürlüğü Karahasanoğlu'na verdi.
Dinç Bilgin ile Cavit Çağlar ortaklığında Etibank'ın başında 1998 yılında, yine Karahasanoğlu var. Ve tabii, Etibank da nihayetinde el konuldu.
SONUÇ: Aslında banka hortumlamalarında hadisenin faili alenen belli değil mi? Karahasanoğlu bu senaryoda bir yerde duruyor. 28 Şubat soruşturması bütün bunları ortaya çıkaracaktır.