CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Menderes'in son isteği

Eklenme Tarihi 27 Ağustos 2013
İran'da Musaddık, Mısır'da General Sisi ve Türkiye'de darbelerin hararetle tartışıldığı dönemde, hatırlanmasında büyük yararlar olan anekdotlar karşımıza çıkar. Türkiye, 27 Mayıs 1960 darbesine götürülürken, gazetelerde ve meydanlarda bir slogan ısrarla vurgulanıyordu:
ADNAN MENDERES DİKTATÖR 27 Mayıs darbesinin arkasındaki düşünürler, aktörleri, figüranları amaçlı biçimde bu sloganı ısrarla kullanıyordu.
Çünkü, Türk siyasetini hesapları, çıkarları doğrultusunda yönlendirmeye çalışıyorlardı.
63 yıl önce, Merhum Başbakan Adnan Menderes, bu sloganlarla idama götürülmüştü.
63 yıl sonra, şimdi karşımıza çıkan yeni aktörler ve figüranlar, yine aynı hesap, aynı kin ve nefret içinde. Taksim Gezi üzerinden devreye sokulan kaos için geçmişle şimdiki dönem arasında bir fark olmadığını gösteren yine aynı sloganı karşımıza çıkardılar. "Erdoğan diktatör'' Esas diktatörlük, bu sloganı kullananların alet oldukları odakların kurduğu ve kurmayı planladığı düzen değil mi?

'Sonuna kadar savunun'
12 Eylül 1980 darbesiyle düşürülen hükümette Gençlik ve Spor Bakanı olarak görev yapan merhum Talat Asal'ı, darbe sonrası dönemde tanıdım.
Asal, 27 Mayıs 1960 İhtilalı'ndan sonra Yassiada'da kurulan Yüksek Adalet Divanı'nda, Menderes'in savunma avukatlığını yapmıştı. Merhum Asal, bir gün demokrasi şehidimiz Menderes'in son isteğini açıklamıştı:
"Benim diktatör olmadığımı sonuna kadar savunun.
Geleceğin demokrasi mücahitleri bu gerçeği hiç unutmasınlar."

İnsafsız vicdanlar

1 Eylül 2012'de hakkın rahmetine kavuşan Asal, Yassıada'yı anlatırken, gözleri yaşarırdı: "Yassıada'daki 12 metrekarelik odasının üstünde sürekli çalıştırılan bir makine vardı. Uyuması, dinlenmesi imkânsız hale getirilmişti. Bu bir işkenceydi.
Hukuku, siyasetin oltasına yem yaptılar. O mahkemede adalet yoktur."

Nasıl idam edildi?
"Güneşli bir sonbahar günü, 17 Eylül 1961'de 13.05'de kendi devletinin darağacına çıkıp, kendi devletinin cellâdı tarafından asılarak öldürüldü. Avukat olarak benim infazda bulunmam gerekiyordu, ama bulundurmadılar. Menderes'in idamından sonra ailesine gönderilen icralar var, cellâdın ve darağacının parasını da ailesinden istediler. Örtülü Ödenek Davası'ndan 4 milyon 877 bin 719 lira civarı bir meblağ, cellâda verilen para da 150 liradır. Aile tarafından ödendi.
İdam edildikten bir gün sonra, neden idam edildiğine dair belge ile cellâdın parasını istedikleri yazı Ankara Tahran Caddesi Arman Apartmanı'nda oturdukları dairenin kapısına asılmıştır."
Talat Asal, Menderes sevgisinin bitmemesinin en önemli sebebini şöyle anlatmıştı:
"14 Mayıs 1950 seçiminde yüzde 89 iştirak gerçekleşmiş, DP'nin oy oranı yüzde 53.3 olmuştur.
1954 seçimlerinde ise DP, oyunu yüzde 3.2 oranında artırarak iktidar olmuştur. Bunun sebepleri vardır. Hayvan vergisi, yol vergisi, yeşil ekin vergisi... Hepsi zulüm vergisidir, vatandaşı bezdirmiştir. Adnan Menderes Hükümeti bunların tamamını kaldırmıştır."
Talat Asal, "Menderes neden idam edildi?" sorumu, sanki bugünlere de ışık tutacak biçimde cevaplamıştı: "Menderes'in zihniyeti Türk siyasal hayata hâkim olmuştu. Bu İnkılâbın ortadan kaldırılması mümkün olamayacağı için sahibini ortadan kaldırmak istemişlerdir.
Ama Menderes'in çizdiği zihni inkılâp yolu bütün gücüyle vardır.
Demokrasi, Menderes'in mezarında dahi onun ismi ile bayraklaşmıştır."

SONUÇ: Rahmetli Başbakan Adnan Menderes'e, Rahmetli Turgut Özal'a, "Diktatör" dediler. Şimdi, Başbakan'a diyorlar. Bırakınız. Halkımızın yeni bir şamarını yiyinceye kadar, aynı sloganı kullansınlar
. Bir gün 'son kullanma tarihi'ni okumayı öğrenecekler.