Beyaz idam gömleği ve boynunda idam yaftası, darağacında sallanan hazin fotoğrafı halkı korkutmak ve demokrasiden caydırmak için hep gözümüze sokuldu.
Bugün, Menderes'in hatırası karşısında sevgi gösterisinde bulunma , darbeci zihniyetin devletten tasfiyesi, halkın iradesinin hükmünü icra etmesi olarak yorumlanmalı.
Devlet töreni ile Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın mezarının İstanbul'a nakledilmesi ile tarih değişmişti. 2007 yılında 28 Nisan e-muhtırasına karşı hareket eden hükümet, 2007 seçimlerinde ortaya çıkan tablo, 12 Eylül referandumunda halkın gösterdiği duyarlılık, darbeciliği tarihe gömmüş oldu. Şimdi, sembolleri tam yerli yerine oturtma zamanıdır.
Başbakan'ın rahmetli Menderes'in aziz ruhuna sahip çıkması, toplumun büyük çoğunluğunun ortak değerlerine ve duygularına sahip çıkması anlamına gelmektedir.
2007 seçimlerinde AK Parti'ye yüzde 47 oy veren vatandaş ve referandumda değişime yol veren milyonlar Menderes ve Özal'ı daima 'duygusal' olarak da benimsemişlerdir.
Bu da 2010'larda, merkez sağın, toplumsal merkez partisinin kim olduğunu açıklamaktadır.
SİYASETTE YENİ DİNAMİTLER
Demokrasimiz son referandum ile derinlik ve zenginlik kazandı.
Referandum sadece 26 Anayasa maddesinin oylandığı bir halk oylamasından ibaret değildi.
Referandum neresinden bakarsanız bakın, yeni dönemin siyasi yol haritasına dair önemli işaretler verdi.
Dünyanın ve Türkiye'nin yeni dinamikleri siyasi zeminde muhtemel yeni dengeleri de işaret etti.
2009 seçimleri ve 12 Eylül referandumu, Doğru Yol Partisi ve Anavatan Partisi birleşmesiyle oluşan Demokrat parti'nin eridiği, MHP'nin yeni Türkiye'ye uyum sağlamakta zorlanmaya başladığını ortaya çıkardı. AK Parti, bu zemindeki savrulmaları kendi bünyesinde toparlayacak kadar güçlü sinyaller vermeye başladığını gösterdi.
2007 seçimlerinde yüzde 47 oy alan Başbakan Erdoğan, referandumda siyasi merkezin en önemli aktörü olduğunu gösterirken, sahnedeki bazı dengeleri bir kez daha alt üst etmiştir.
CHP VE MHP'YE SÜRPRİZLER
Siyaset mühendisleri, 2007 yılından beri CHP-MHP koalisyonunu sağlamak üzere çok uğraştılar. Bir tülü olmadı, olmuyor. 2011 seçimlerinde de, AK Parti dışında bir başka partinin tek başına iktidar şansı görünmüyor. Bu nedenle, siyaset mühendislerinin CHPMHP koalisyonu için çalışmaktan başka çareleri kalmıyor.
Peki, böyle bir şansları var mı? Olmadığını, iki önemli sosyal ve siyasal aktör ismin analizlerinde görüyoruz.
Prof.Dr. Şerif Mardin, CHPMHP birliğini yorumlarken, "Birlik teşkil ettiklerini söyledikleri gerçekte hangi açıdan birlik teşkil ediyorlar. Yalnız yaptıkları bir tek hareketten dolayı mı birlikler.
Yoksa uzun vadede onların birlik olduğunun başka öğeleri de ortaya çıkacak mı? Sanıyorum ki az kişi bunu merak ediyor.
Bunların dinamiklerinin araştırılması lazım" diyor.
Referandum sonuçlarını bilen isim Tarhan Erdem, MHP'nin erime işaretlerini şöyle veriyor: "Seçmenlerin halkoylaması kampanyası süresince verdiği parti değiştirme kararının tablolara yansıdığını hatırlatalım. Örneğin, MHP'nin halkoylaması başlangıcında yüzde 15-17 arasındaki oyları değil, değişimden sonraki oy oranları tablolara girmiştir. MHP eğilimlileri arasında Evet kararı verenlerin önemli bir kısmının, önce partilerinden fiilen ayrıldıkları anlaşılmakta. Yani, Evet fikri, parti oy potansiyelinin dörtte birine yakınını MHP'den uzaklaştırmıştır. MHP'deki, Evet-Hayır ayrımı, henüz kaybedilecek üyelerin bitmediğini anlatmaktadır'.