CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ

BÜLENT ERANDAÇ

Turgut Özal, suikastta ölseydi yerine kim gelecekti?

Eklenme Tarihi 22 Eylül 2010
Ahmet Özal'ın, babası Turgut Özal'a yapılan suikast konusunda yaptığı son açıklama tartışmaların yeniden başlamasına yol açacak gibi görünüyor. Suikastla ilgili "Devletin elindeki bilgilerin boyutu ne?" sorusu hep merak konusu olarak duruyor.
Rahmetli Erkal Zenger yakın arkadaşımdı. Özal suikastıyla ilgili bazı bilgiler vermişti: "Özal, suikast işi için çok yakın birkaç danışmanı ile MİT'ten o an ayrılmış olan Hiram Abas'ı görevlendirdi.
Emekli Yargıtay Savcısı Uğur Tönük, daha önce de Emlakbank için Özal tarafından görevlendirilmişti.
Suikastla ilgili araştırma yaparken 3 MİT görevlisi tarafından tehdit edildiğini açıkladı. Savcı Uğur Tönük, süreçte ilginç bir şey söylemişti. 'Kartal Demirağ'ın kurşunu, hedefi bulsaydı, Özal'ın yerine kim geçecekti? En popüler isim kimdi?' Bana göre, Özal, suikastın neden yapıldığını arkasında kimler olduğunu öğrenmişti."
Savcı Tönük, 1992'de suikastı aydınlatacak noktaya geldiğinde Beşiktaş'taki MİT binasına çağrılarak "Burada dur" denildiğini belirtmişti. Tönük, "Ben tahkikatı yapan kişi olarak bunları düşündüm. Dedim ki acaba Kaya Erdem ile bunların arasında bir ilişki var mı? Korgeneral dediğimiz kişi acaba Sabri Yirmibeşoğlu olabilir mi? İtham etmiyorum, araştırmak lazım diyorum" demişti.

Özal'ın vekili Erdem
Erdem, örtülü suçlamaların hedefi oldu. Başbakan Vekili idi ANAP'ın flaş ismiydi. "Özal vefat etse yerine o gelecekti" iddialarını kesin dille reddetmişti.
Başbakan Bülent Ecevit 1974 yılında Özel Harp Dairesi ile ilgili bilgilendirme istemişti. Daire Başkanı Sabri Yirmibeşoğlu brifing verdi. Daha önemli bir görev olan, NATO İstihbarat Başkanlığı'na getirildi ve 1978'e dek görevini sürdürdü. Dönüşte tümgeneral olarak Sarıkamış'a atanan Yirmibeşoğlu'nun yolu Ecevit ile bir daha kesişti. 1978'de Ecevit başbakan olarak Sarıkamış'ı ziyaret ettiğinde Yirmibeşoğlu görüştü.
Yirmibeşoğlu, 12 Eylül döneminde Kara Kuvvetleri Lojistik Başkanlığı, 1982-1983 arası Milli Savunma Bakanlığı'nda Müsteşar Yardımcılığı, 1983'te Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı yaptı.
1984'te Genelkurmay Harekat Dairesi Başkanlığı, 1986'da Erzincan'daki 3. Ordu'ya terfi etti.
Kadere bakın,1988 yılında MGK Genel Sekreteri olan Org. Yirmibeşoğlu'nun, 1989'da Cumhurbaşkanı Özal emekliye sevkini sağladı...
Suikast olayında, Ankara Emniyet Müdürü Mehmet Ağar, Ankara DGM Başsavcısı Nusret Demiral'dı.
Dönemin İçişleri Bakanı Mustafa Kalemli, "Mehmet Ağar, saldırganı konuşturacaklarından emindi. Ama iki veya üçüncü gün ne olduysa daha yasal gözaltı süresi dolmadan, tahkikat DGM'ye geçti. Demiral olayı devraldı. Bundan sonra da biz İçişleri Bakanlığı olarak takip edemez olduk" demişti.

Abas'ın ölümü
Özal'ın danışmanlığını yapan rahmetli stratejist Erhan Göksel, Hiram Abas'ın "Özal'a ulaşmaması için öldürüldüğünü" iddia etmişti. "Özal bu suikast girişiminden çok sonra Abas'ı görevlendirmişti.
Abas, önemli bilgiler edindiğini İstanbul'dan telefonla bildirdikten sonra Turgut Bey'i göremeden öldürüldü. Turgut Bey bunu aynen şöyle yorumlamıştı: "Önemli şeyler çözdü bana anlatmasını engellemek için öldürüldü."
Demirağ'ın, Afyon'dan Çanakkale kapalı cezaevine nakline, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Alparslan Pehlivanlı'nın aracı olduğu iddia edilmişti.
Abdullah Çatlı'nın kızı Gökçen Çatlı 'Babam Çatlı' adlı kitapta Pehlivanlı'nın öldürülmesi hakkında "Mertliğiyle tanınan Pehlivanlı ya da bir başka değişle Özal'ın kara oğlanı, babamın da mert dostu öldürülmüştü. Babamın ölümünde, Pehlivanlı için 'İntikamı çetin olacak' diyenler vardı. Olaydan belli bir zaman sonra, kulaktan kulağa 'Mert adamın gözü arkada kalmadı' diye dedikodular dolaşmaya başladı. Pehlivanlı'nın katiline dair söylenmiş bir sözdü bu" diyordu.
Milliyetçi kökenli Pehlivanlı, ANAP'ta siyaset yaparken 1991 seçimleri öncesi seçim bölgesi Keskin'in ANAP'lı İlçe Başkanı Metin Vural'la anlaşmazlığa düştü.
Vural'ı tokatlayan Pehlivanlı, siyasi hasmını partiden de ihraç ettirdi.14 Nisan 1994'te dönemin Milletvekili Pehlivanlı'nın aracı, önüne geçen bir araçtan kurşun yağmuruna tutuldu. Cinayetle ilgili Metin Vural'ın kardeşi Hacı Vural, Halim Ünver ve Üçler Talay tutuklandı.
Cinayetten 8 ay sonra 9 Ocak 1995'te Metin Vural polis kimlikli 3 kişice kaçırılıp öldürülmüştü.