Balkanlar elimizden 1912 yılında çıktı.
100 yıl önce Balkan bozgunu yaşandı. Bir Türk soykırımı yaşandı. 'Balkan Bozgunu' veya 'Kanlı Balkanlar' ile ilgili tarih kitaplarımızda, bu aziz milletin çocuklarına fazla bilgi nedense verilmemektedir. Resmi tarih kitaplarında, Osmanlı'nın Balkanlar'ı nasıl yönettiğiyle ilgili de fazla bilgi bulmak mümkün değil.
Merhum Mareşal Fevzi Çakmak, Balkan Faciası için der ki: "Rumeli'de 500 yıllık Türk hâkimiyetine veda ettik. Atalarımızın asırlar boyunca kanlarıyla suladığı, şehitlerimizin gömüldüğü vatanın terk edilmesi kalplerimizde giderilemeyecek acılar, hasretler getirdi."
Burada esas mesele neydi? Türklerin Avrupa'dan çıkarılmasıydı. Yoksa, Balkanlar'da 4,5 milyon Türk öldürülürken insan hakları savunucusu Avrupalılar'ın sesi çıkmaz mıydı?
Oysa uygar Batı kılını bile kıpırdatmadı.
150 yıldır bekliyorduk
Balkanlarda tarih canlanıyor. Balkanlardan çok güzel sesler geliyor. Ramazan Bayramı'nı Saraybosna'da geçiren Dışişleri Bakanı Davutoğlu'na '150 yıldır sizi bekledik' diyen bir Bosnalı'nın sesi, gözlerdeki perdeyi kaldırsın, kulaklar açılsın, diller gerçekleri konuşsun. Bakan Davutoğlu, kendisine sarılan Boşnak kardeşine, "Buralara gelmeye geç kaldık. Ama bir daha geç kalmayacağız inşallah. Bir daha ebediyete kadar sizleri terk etmeyeceğiz" dedi.
Boşnak sanatçı Aziz Halili'nin, ''Mekke, Medine nerededir?'' sözlerine atıfta bulunarak "Medine ve Mekke'nin ruhu Saraybosna'dadır" diyor Davutoğlu ve devam ediyor: Çünkü Saraybosna, Avrupa'nın kalbinde, barışın, sevginin, değişik dinlerin bir arada yaşamasının asırlar boyu hep sembolü olmuştur. Dünyadaki bütün şehirler yıkılsa, Saraybosna ayakta kalsa, Saraybosna ile insanlık yeniden kurulur.
İnsanlık Saraybosna'ya çok şey borçludur."
Boşnak Reis-ül Ulema Dr. Mustafa Ceriç'in "Bugün mutluluk duyacağımız bir gündür. Çünkü Türk Dışişleri Bakanı aramızda.
Bu tarihi hep hatırlayın. Saraybosna'da asırlarca beklediğimiz gün hep bugündü. Bizler burada sadece 2 milyon nüfus değiliz, Türkiye ile toplam 82 milyon olduğumuzu hissediyoruz" demesi tarihin canlanmasıdır.
Balkan yarımadası tarih boyunca kısır çekişmelere ve jeopolitik ihtiraslara sahne olan bir coğrafyadır. Özellikle, 1990'lar boyunca tecrübe edilen kanlı savaşlar, Balkanları Avrupa'nın dram yaşanan toprakları haline çevirdi. Bu dönemde Avrupa Birliği, katliam ve soykırımları önlemede etkin bir rol oynayamadı.
Bu süreçte Türkiye, jeostratejik konumunu akıllı şekilde kullanmaya başladı ve Balkanlar'da barış meşalesinin yeniden yakılmasını sağladı.
Nereden nereye geldik? Türkiye'yi 100 yıldır sınırlarımız içine hapsetmişlerdi. Etnik ayrılıklar, mezhepsel kavgalar çıkartmışlardı.
Darbelere zemin hazırlamışlardı. Yeni Türkiye'nin mümtaz evlatları, "Büyük Türkiye" hedefi ile bu karanlık günleri artık geride bıraktı.
100 yıl önce, Osmanlı'nın dağılmasından sonra paramparça edilen topraklardaki boşluğu doldurmak üzere yeniden kafasını kaldırdı.
İşte sonuç: Tarih canlanıyor, Balkanlardan güzel sesler geliyor. Büyük Türkiye'nin Dışişleri Bakanına, "150 yıldır sizi bekliyorduk" diyen Boşnak kardeşlerimiz ağlayarak sarılıyor.