Memleketimiz karanlık aydınlardan çok çekti. Acıyla hatırlıyoruz... Diplomatlarımız ASALA terör örgütü tarafından tek tek vurulurken başta Fransız televizyonları terörü lanetlemek yerine anında 1915 dosyasını açarken, bu karanlık
AYDINLAR ortada yoktu. Derin Avrupa'nın bölücü terör örgütü PKK'yı "özgürlük savaşçıları" gibi gösterdiği sıralarda, bu karanlık
AYDINLAR kenar köşelerde saklanıyordu. Amerika, İngiltere, Irak'ı işgal ederken, bu karanlık
AYDINLAR'ın sesi çıkmıyordu. Müslüman ülkelerin kanını emen, Libya'da, Irak'ta, Somali'de, Suriye'de petrol uğruna öldürülen yüz binlerce insan toprağa verilirken, bu karanlık
AYDINLAR'ın dilleri içlerine kaçmıştı. Fransa, İngiltere, asırlardır Sömürge İmparatorluğu olmuşlarken, Müslüman devletlerini, Afrika'yı parsellerken, nedense bunların sesi çıkmıyordu. Acımıza bir acı daha eklendi. 1100 akademisyen devleti katliamla suçladı. Türkiye'nin birçok üniversitesinden, attıkları imzalarla bildiriye ortak olan hocalar, devleti katliam yapmakla itham etti. Utanmadan ortaya çıkmış, 1100 AKADEMİSYEN, VATANA SİLAH ÇEVİREN, AZİZ MİLLETİN CANINA KASTEDEN BÖLÜCÜ TERÖRE DESTEK ÇIKIYOR. Kahpe, taşeron PKK'ya tek laf etmeden, devlete vurucu cümlelere, vicdansızca imza atabiliyorlar. Haçlıların yardakçısı, sömürgecilerin uşakları, Kürt kardeşlerimizin katili KCK-PKK militanları, ağır silahlarıyla, vatan evlatlarını katlederken, KARANLIK AYDINLAR, utanmadan vicdanları sızlatan metinlere imza atabiliyorlar. Bazılarına akademisyen demek bile zor geliyor insana. Suyunu içtiği vatana, ekmeğini yediği ülkeye, içleri sızlamadan darbe yapmakta çekinmiyorlar. Müslümanlar'ın kanını emenlerin yardakçısı, taşeronu PKK-Kandil Baronları kazdıkları hendekler, kurdukları barikatlarla art arda özyönetim ilanları yaparken, bazı akademisyenler, gazeteciler ve bazı siyasetçiler 'katliam'a yataklık yapmaktan utanmıyorlar. Özel ve devlet üniversitelerinde bulunan 1100 akademisyenin imzaladığı bildiri de "Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesi gerekiyor" deme cüretini gösteriyorlar. KARANLIK AYDINLAR, üçüncü göz olmak istiyorlarmış. Vatana çevrilen silahları veren Derin Amerika-Avrupa-Rusya'da aynı onlar gibi göz olmak istiyorlardı. KARANLIK AYDINLAR, siyasi iktidarın muhalefeti bastırmaya yönelik tüm yaptırımlarına karşı çıkıyorlarmış. Bu KARANLIK AYDINLAR, "Kürt siyasi iradesinin taleplerinin karşılanmasını" istiyormuş. Siz kim, bunları isteyecek yüz var mı? Bu vatanın çocuklarını dağlara gönderip, ölmelerine yol açanların, bırakın talepte bulunmayı, Aziz Milletin önüne çıkmaya yüzleri yoktur. Yüzü kara, kalbi kara, düşüncesi kara adamların yeri, ağababalarının yanıdır. Zaten, HAİNLER NE ZAMAN SIKIŞSA, AVRUPA'YA kaçıyor. KİM BUNLAR? Daha 3 ay önce, utanmadan, yüzleri kızarmadan, Türkiye ziyareti öncesinde Almanya Başbakanı Angela Merkel'e bir mektup yazabilen aydınlar vardı: "Ziyareti yadırgadığımızı Türkiyeli akademisyenler olarak belirtmek zorundayız. Ziyaretiniz Türkiye'yi yönetenlere siyasi bir destek olarak görüleceğinden ve değerleri çiğneyen siyasetçileri taltif etme ihtimalinizden dolayı akademisyenler olarak fevkalade rahatsızız." Mektupta imzası bulunan akademisyenlerin içinde kimler mi var dı? Tanıdık isimler, muhalefetin devamlı nöbetçileri. MERKEL'E GELME DİYE MEKTUP YAZANLAR İÇİNDE BİR AKADEMİSYEN, 1100 AKADEMİSYEN BİLDİRİSİNE DE İMZA ATABİLİYOR. NE TESADÜF. DR. KORAY ÇALIŞKAN. CHP'DEN MİLLETVEKİLİ OLMAK İÇİN YOLLARA DÜŞEN İSİM.
SONUÇ: Gözlerini kan bürümüş, KARANLIK AYDINLAR'I gördükçe, "yazıklar olsun" diye bağırıyorum. "Başkenti Ankara olmayanlar hizmet ettikleri ülkelere gitseler de, bu aziz vatan rahat yüzü görse" diye, milyonlarca eller kalkmış, dua ediyor.