CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

İki partili sisteme doğru

Eklenme Tarihi 12 Nisan 2011
'İki partili sistem" seçmenlerin, iki büyük parti arasında seçim yaptığı ve kazananın Meclis'te çoğunluğu sağlayarak iktidara geldiği bir sistemdir. İki partili sistemler çoğunlukçu demokrasi modelleridir.
12 Haziran seçimlerine giderken siyasi partilerin aday listelerine bakınca görünen şudur: "Türkiye iki partili sisteme doğru yönelmiştir."
Bu yönelme kanunen ve zorla olmamıştır.
Millet iradesi ile olmaktadır. İki partili sistemin tarihi derinliği, Osmanlı İmparatorluğu'nun 1908'li yıllarına (ikinci meşrutiyet dönemine) dayanıyor. İktidardaki İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne karşı kurulmuş olan en önemli muhalefet partisi, Hürriyet ve İtilaf olmuştur. Bu iki partinin temsilcileri, TBMM'de varlığını göstermişlerdir. İttihat ve Terakki'nin devamını, CHP'de, Hürriyet ve İtilaf'ın devamını, Demokrat Parti-DYPAnavatan Partisi, Refah Partisi ve AK Parti'de günümüze kadar gördük.
Son analizde, AK Parti'nin yüzde 45 bandına, CHP'nin yüzde 30 bandına oturduğunu anketler gösterirken, iki partinin eski merkez sağın isimlerini listeye koymaları sonucu, iki partili sisteme doğru gidiş net olarak ortaya çıkmıştır.
Başbakan Erdoğan, konuşmalarında, "İki partili bir sistem" istediğini sık sık vurgulamış, "İki partili sistemi faydalı buluyorum. Çünkü ikili sistemde parlamentolar daha etkin işliyor, yönetiminde de istikrar söz konusu oluyor. Amerika'ya bakın" demişti.

Kutuplaşmadan uzaklaşma
'Merkez sağ'ı tarihe gömen AK Parti ve Yeni CHP'nin muhafazakâr oylara yönelmesindeki tercihler, Türkiye'de demokrasinin dönüşümünü işaret ediyor.
Sınıfsal referansı olmayan iki partili sisteme doğru gidiştir bunun ismi.
Siyasi analistler bu gelişmeleri, Türkiye'de 'sağ' ve 'sol' anlamda ideolojilerin sonu'nun geldiğine işaret ederken, Türkiye'de artık 'sağ' ve 'sol'un değil de 'merkez'in, merkezi bir konuma geldiği biçiminde yorumluyorlar.
Belki de, gerçekten Türk siyaseti, sınıfsal anlamda ideolojilerin öne çıkardığı kutuplaşmanın ötesinde, tıpkı, 1950 sonrasında olduğu gibi, merkezi iki kitle partisinden yana bir siyasetin yeniden tecrübe edilmesini zorluyor olabilir.
İki partinin aday listelerine bakınca, AK Parti'nin ağırlıklı, CHP'nin daha çok taktiksel olarak merhum Adnan Menderes ve Turgut Özal ekollerinin tanınmış isimlerini listelerine almaları bu gerçeği gösteriyor.
Aydın Menderes'in AK Parti saflarında yer almasına karşın, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve ANAP eski Genel Başkanı Mesut Yılmaz, CHP saflarına katılmış görünüyorlar.
AK Parti, 2011 seçimleri ile bir 'Merkez' partisi olduğunu tescil edecektir. Başbakan Erdoğan'ın hazırladığı liste, rahmetli Turgut Özal'ın yaptığı gibi dört eğilimi birleştirerek, partiye kuşatıcı bir kimlik kazandırmıştır.
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığına giden yolu açacak listesini yapmıştır. Herkese hitap eden, tartışma yaratmayacak isimlerle, 2023 hedefine yöneleceğini götermiştir.
Bundan sonra, DYP-DP ve ANAP gibi merkez sağın eski partileri artık bulunmayacak.
İki partili sisteme dönüşüm, bugünden başlayan barajı aşamama yorumlarına bakılarak yapılan bazı tespitleri doğrularsa, MHP'nin gelecekte varlığını zorlayacaktır.
AK Parti'nin 'Demokratları', CHP'nin 'Cumhuriyetçileri' temsil ettiği bir döneme doğru gidiyoruz. Kısaca Türkiye'de iktidar mücadelesi gelecekte, biri "Muhafazakâr Demokrat", öteki "Laik ve Batıcı", iki merkez partisinin, AK Parti ve yeni CHP'nin arasında geçeceğini gösteriyor.