CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

HSYK muhtırası

Eklenme Tarihi 11 Ocak 2014
Türkiye, 2007 yılının Nisan ayına tarihinin en yoğun siyasi gündemlerinden biriyle girmişti. Demokrasi tarihimizdeki neredeyse her cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde olduğu gibi '864 rakımlı tepe'ye kimin çıkacağı sorusuyla dalgalanıyordu. Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt,12 Nisan 2007 günü yaptığı ' açıklamada 'sözde değil özde laik cumhurbaşkanı istiyoruz' sözleriyle, askeri vesayetin dişlerini gösteriyordu. Kamuoyunda büyük bir tartışma yaratırken ikinci bir tartışma dalgasını eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, "Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılabilmesi için Meclis'te 367 vekilin bulunması gerekir" diyebiliyordu.
Ardından 27 Nisan e-muhtırası.
Askere vesayete, "artık dur" demenin zamanı gelmişti, Başbakan Erdoğan, direnme kararı alarak, Türkiye demokrasi tarihinde ilk kez sivil kanattan cevap verildi. Cumhuriyet tarihimizin anlamlı bir duruşuyla Başbakan Erdoğan'ın, 28 Nisan sabahı bu muhtıraya karşı hükümetin verdiği cesur ve kararlı cevap bir milat özelliği taşımaktadır. O cevaptır ki, askeri vesayeti kıran, demokratik hayata can suyu veren bir gelişmeye yol açtı. Askeri vesayete son verildi denilirken, YARGI VESAYETİNE muhatap olacağımızı beklemiyorduk. 7 Şubat'ta yapılan deneme aslında bir mesaj veriyordu. Ama 17-
25 Aralık suikastlarının düzenleneceğini kimse beklemiyordu. HSYK bundan üç yıl önce yine gündemimizdeydi. O zamanlar statükonunoligarşik yapının hâkimiyetindeki HSYK, askeri vesayetin yargı içindeki uzantısı gibi çalışıyordu. Bu hukuksal kliğin tasfiyesi 2010 değişikliğinin tek hedefiydi. Halkımız referandumla, bu kliği tasfiye ediyordu.
Bir süre sonra anlaşıldı ki, HSYK başka bir kliğin eline geçmişti. YARGISAL VESAYETİN kumpaslarıyla, yeni klik iktidarı hedef alıyordu. "Adli Kolluk Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" üzerinde karar verecek Danıştay toplantı halinde iken, HSYK'den gelen bir açıklama "darbenin muhtırası" olarak gündeme oturdu. 13 HSYK üyesinin imzasıyla yapılan açıklamayla Danıştay'a, "hükümetin elini kolunu kırmak üzere, yeni yönetmeliği iptal edin" mesajı veriliyordu. Bu yeni kliğin ilk muhtırasıydı.
Paralel devlet'in harekete geçirilmesi karşısında, millet sessizce oturamazdı.
Bugün Türkiye'de devlet içinde konuşlanmış bir yapının seçilmiş hükümete ve ülkenin siyasi istikrarına karşı art arda operasyonlar yapmasını kimse savunamazdı.
Türkiye'nin tüm demokrat ve yurtseverleri, toplumun çoğunluğu, böyle bir yapının tasfiyesinin demokratik hukuk devleti açısından olmazsa olmaz olduğunu kabul ediyordu.
Milli iradeyi temsil eden, meşru iktidar, kendisini hedef alan bu siyasi operasyondan kurtulmak için yol ararken, Anayasa'nın kendisine verdiği HSYK'yı düzenlenmeyi planlarken, HSYK Başkan vekili Hamsici'nin, 27 Nisan e-muhtırasını çağrıştıran HUKUK MUHTIRASI' de gereken cevabı bulacaktır.

SONUÇ:
27 Nisan muhtırasını 'yok eden' harekete önce MEŞRU İKTİDAR sonra MİLLLET imza attı. Şimdi sıra, YARGI VESAYETİNE son verme yönünde harekete geçecek MİLLİ İRADENİN KALPGAHI TBMM, 'yok edici' imzasını atacaktır.