Tarihimizin en canlı dönemlerinden birisini yaşıyoruz. Bir geçiş dönemidir bu. Hassas bir iklime yol açan bu dönemlerde insanlar birbirlerini yanlış anlayabilir, birbirini suçlayabilir, aynı milletin çocukları arasında bir farklılık yaratmak istenebilir.
Hele çeşitli mecburiyetten ve çaresizlikten dolayı halının altına sürülmüş(sütre gerisine itilmiş), aradan on yıllar geçtikten sonra bazı derin sorunlar ele alınmışsa, bu yanlış anlaşılmalar daha girift bir şekilde ortaya çıkarlar.
Her şeyin madde ile ölçüldüğü, her şeyin maddeye tahvil edildiği bir dönemden milletçe geçiyoruz. Böyle dönemlerde ihtirasları okşayan nesneleri bir kenara itip, hak ve hakikat uğruna uğraşanlara, demokrasiye âşık insanlara sahip çıkmalıyız.
Karanlık tüneller
Başbakan Erdoğan, Balyoz Planı'yla gündeme gelen 'darbe' söylentilerine gönderme yaparken, perde gerisinde yaşanan olayları gördüğünü, iyi okuduğunu açıklamış oldu. ''Bizi dedikoduların, iftiraların, ithamların, karanlık ve kirli senaryoların peşine takılıp gidenlerin arasında bulamazsınız. Biz, Ankara'nın karanlık tünellerine girmedik, girmiyoruz, girmeyeceğiz.
Bizi paçamızdan oralara çekmek istiyorlar.
Bizi, millete hiçbir faydası olmayan senaryolarına ortak etmek istiyorlar. Bizi, gerilim siyasetlerine alet etmek istiyorlar.
Bütün bu kirli senaryolara, kirli oyunlara, kirli ilişkilere, hukuk dışı girişimlere karşı boynumuzu hiçbir zaman bükmedik, bundan sonra da bükmeyeceğiz. Ülke adına, gelecek adına, demokrasi ve özgürlük adına her türlü senaryo ve girişimin karşısında dimdik durduk.
Demokrasilerde iktidarlar seçimle gelir, seçimle gider.
Kendisini TBMM ve millet iradesinin üzerinde görenler, kendisinde böyle bir yetkiyi vehmedenler apaçık gaflet ve dalalet içinde olurlar. 'Bugün nasıl olsa benim elimde güç var...' Unutma; yarın bu güç elinden gidebilir. Bu güç elinden gittiği zaman halk nezdinde nasıl yargılanacaksın, bunun hesabını şimdiden yap'
Derin Ankara
Başbakan'ın kastettiği karanlık tüneller nedir?
Bizans denilince akla hile ve desise gelir.
Hayatını sürdürmek için muhtaç olduğu gücü kaybeden Bizans, entrikada ustalaşmıştı. Bunlar vuruşmaktan ziyade vuruşturarak ayakta kaldılar, entrikacıdırlar. İnsanlar üzerine çok oynar, birçok çevreyi kışkırtırlar. Düzmece olaylarda aktif rol alırlar. Kardeşi kardeşe karşı kullanırdı. Acıdır, ama böylesi kavgalar kanlı geçerdi.
Maalesef Ankara, 1955 'lerde Bizanslaştırılmaya başlanmıştır. İktidara karşı kurulan 9 subay cuntası, 27 Mayıs için döşenen taşlar ve kumpaslar, 27 Mayıs darbesi, halkın oyuyla gelmiş iktidarı, darbe ile devirme, Adnan Menderes, Zorlu, Polatkan'ı idam etme, Bizanslaşmaya işaret eder. "Ergenekon"a ilişkin gelişmeler yargı önünde, "Balyoz"la ne yapılmak istendiği ortada.
Bunlar, karanlık tünellere işaret eder.
Öncelikli madde değişim
Erdoğan'ın gündeminde öncelikli maddelerden birisi değişimdir. Değişim için, karanlık tünelleri aydınlatmak için, referandum bir yoldur. Şartlar müsait olunca yapılacak bir referandum büyük anlam ifade eder, çok tesirli sonuçlara yol açar.
Değişim için şartlar müsait oluyor, Anayasa'yı değiştirmek bir görev haline geliyor.
Başbakan'ın, "Ankara'nın karanlık tüneller'' konuşması, şartların oluştuğunu, bu yola gidileceğini göstermektedir.
Müthiş kampanyaların yaşanacağı anlaşılıyor.
Kampanya şimdiden başladı. Balıkesir'de bir konferansta Sabih Kanadoğlu, Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Prof.Dr.Süheyl Batum, hükümetin referandumla bile anayasayı değiştiremeyeceğini savundular.
Kanadoğlu, hükümetin Anayasa'yı değiştirmeye hakkı olmadığını belirterek, iktidarın değişikliğe muvaffak olması halinde Anayasa Mahkemesi'nin yine devreye gireceğini söyledi.
Statükocu kesim için adeta bir ölüm kalım savaşı anlamına gelecek olan bir kampanya yaşanacaktır.
Karşı çıkanlara bakınca,''referandumdan kabul oylarının fazla çıkması''nın ''Türk siyaseti üstündeki vesayetin, denetimin kalkması'' manasına geldiği net ve açık bir durum olacaktır.
Riskli, ancak aynı zamanda da ülkenin tüm geleceğini değiştirecek bir gelişmeye hazırlanalım.