Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, "köşeye sıkışmış bir güç adına adeta savunmadan çıkmaya, taarruz etmeye yönelik" bir kitap yayınladı. Hanefi Avcı, yazdığı "Haliç'te Yaşayan Simonlar- Dün Devlet Bugün Cemaat" adlı kitapta, devleti Fethullah Gülen cemaatinin ele geçirmeye çalıştığını iddia ediyor, Ergenekon, Balyoz, Kafes, Erzincan iddianamesi, Danıştay saldırısı başta olmak üzere yargıya yansımış olayların birçoğunun içi boş olduğunu öne sürüyor. Bu kitaba sadece bir kitap olarak bakamayız. Çok iyi planlanmış, hedefleri ve sonuçları iyi düşünülmüş bir ''operasyon'' gözüyle değerlendirmemiz daha iyi olacaktır. Askeri darbe planlarını ortaya çıkaran Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Eski başkanı Bülent Orakoğlu, "Kitap öfkeyle yazılmış ve manipülasyon amaçlıdır. Hanefi Avcı bu güne kadar iyi hizmet etmiş bir arkadaş ama kitabı Emin Arslan olayından dolayı biraz öfkeyle yazmış gibi" diyor. Polis Akademisi Öğretim Üyesi Önder Aytaç, emniyet camiasında idol olarak görülen Avcı'nın 'gücünü sürekli kılma arzusu ve ihtirasının kurbanı' olduğunu, referandum öncesi böyle bir kitabın piyasaya sürülmesini manidar bulduğunu iddia ediyor. Derin devlet refleksi
Emniyet istihbarat başkanlığında bulunan bir isim, derin devleti iyi bilir derin devletin kollarını, kodlarını yakından tanır. Bu bakımdan Hanefi Avcı'nın pozisyonunu sadece bugünden değil, eski olaylardan itibaren değerlendirmek iyi olacaktır. Avcı'yı Susurluk kazası sonrası Meclis Susurluk Komisyonu'na verdiği ifadeyle tanıdık. Sadece polisi ve MİT'i değil, askeri de suçluyordu. Faili meçhullerden tutun da başka pek çok konuda jandarma istihbaratı, yani JİTEM'i açığa çıkaracak kişilerin başında Avcı geliyordu. Hanefi Avcı yaptığı açıklamalarla "iyi polis" statüsüne kendisini oturttu veya oturtuldu. Bu noktadan Hanefi Avcı hamlesinin perde arkasına ışık tutalım. 2007'de AK Parti'nin yüzde 47 oy alarak ikinci kez iktidar olması ile "gizli devlet-derin devlet" büyük darbe yedi. Ardından başlatılan Ergenekon operasyonları, derin devletin şifrelerini ve kadrolarını çözmeye başladı. Anayasa değişiklik paketinin TBMM'den geçmemesi üzerine oyun içinde oyun sergilediler ama olmadı. Referanduma gidiyoruz, baktılar, 'Evet' oyları fazla çıkacak, son darbeyi yemek üzereler, yeni bir hamleyi devreye soktular. Mevlana'nın sözü vardır, "Lafa bakarım laf mı diye, adama bakarım adam mı diye'' sözüne uygun, Hanefi Avcı üzerinden hamleyi planladılar.
Avcı'nın şifreleri
3 yıldan beri Ergenekon ve darbe iddialarının ön plana geçtiği bir siyasi mücadeleye tanık olduk. Ortada ağırlıklı iki taraf var. Statükoyu korumak isteyenler, değişim isteyenler. "Değişim isteyenler" tarafının hamleleri büyük destek alıyordu, "statükocular" kaybetme telaşı içine girmişlerdi. MİT Daire Eski Başkanı, Prof.Dr. Mahir Kaynak'ın son yazısındaki şu saptamasına dikkatle bakalım; "Bir gün bireysel olmayan, bir gücü temsil eden bir karşı hamleyi bekliyordum hatta geciktiğini düşünüyordum. Şimdi Hanefi Avcı'nın çıkardığı kitap karşı hamlenin başladığını gösteriyor. Hanefi Avcı hamlesini bir kişi ve bir kitapla sınırlı tutmamalıyız. Görünen manzara şuydu: Bir tarafın iddiaları, herhangi bir araştırmaya ve sorgulamaya gerek duyulmadan kabul ediliyordu. Bu kendine aşırı güvenin bir sonucuydu. Oysa karşı taraf siperde hazırlık yapmaktaydı ve günün birinde ortaya çıkmaları sürpriz olmayacaktı.''
Zamanlama
Statükocular ile değişimcilerin mücadelesinin sonucu ne olacaktır? Referandum öncesi gerçekleştirilen Avcı hamlesinin, önemli bir hedefi, 'Hayır' oyu çıkarmaya yöneliktir. Çünkü 'Evet' oyları derin devletin komaya girmesine yol açacaktır. Gizli karargâhlarda oluşturulan bir strateji ile karşı karşıyayız. Olaylara yukardan aşağı doğru bakmalıyız.