Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener'in, eski Başbakan Necmettin Erbakan ile yaptığı görüşme sonrası verdiği demeçlere bakılırsa, yeni bir arayış içine girdiği gözleniyor.Abdüllatif Şener'in, "Numan Kurtulmuş bin 300 delegenin 310'unun oyunu alarak genel başkan seçilebildi.
Kurtulmuş, sadece Saadet Partisi'nin tüzüğünde yer alan bir maddenin verdiği imkânla sağlanan bu sonucu iyi irdelemelidir" diye konuşması bir anlam içeriyor.
Siyasetin sisli dar koridorlarında Şener'in, seçime yönelik temasları hakkında bazı fısıltılar dolaşıyor. Şener'in, 11 ay sonra yapılacak genel seçimde yüzde 10 barajını aşması olası görünmüyor. TBMM dışında kalacak. Bunu önceden gören bir siyasetçi ne yapar?
TBMM'ye tekrar girmek için yol arar. Şener bu yolu arıyor. Bu yol nereden geçiyor?
Şener için bu yol, Erbakan'ın stratejisinde aranıyor.
Siyaset mühendislerinin, ittifak planlamalarının 12 Eylül sonrası devreye girdiği görülecektir.
Abdüllatif Şener'e, Ak Parti'den istifa ettiren, parti kurduran, Ak Parti üzerinde operasyon yapan siyaset mühendisleri ve medya güçleri muhakkak bir yer bulacaklardır.
Maskeler düşüyor
12 Eylül'e adım adım yaklaşırken, bazı çevrelerin, kuruluşların, şahısların maskeleri düşüyor. Maskesi düşenler kimlerdir?
Barış ve Demokrasi Partisi yönetimi, Derin PKK, Ergenekoncular çevresi, derin devlet uzantıları, bazı kuruluşların arka bahçelerinin düşen maskelerini görüyoruz.
Mesela PKK... Referandum ufukta görünür görünmez sandığı boykot edeceğini, terörü yeniden hortlatacağını duyurmuştu. Bölücü terör örgütü zannetti ki, boykot çağrısı yaptığında Güneydoğu'da halk, örgütün bu isteğine hemen boyun eğecek ve referandumda katılım düşük çıkacak. Öyle olmayacağını anlamış durumdalar şimdi. BDP ve PKK tabanla ters düştüğü için büyük bir sarsıntı yaşıyor, durumu kurtarmak için arayışlar içinde kıvranıyor.
Statükonun uzantıları ile birbirinden ayrı düşünülen yapıların iç içe geçtiğine dair somut kuşkular uyanınca oyunları bozuldu. Derin PKK, yeni bir açıklama yaparak, 'çatışmasızlık' kararı aldıklarını duyurdu. "Devletle görüştük, anlaştık" gibi laflar sarf ettiler. Ancak söylenen sözlerin iktidar partisini yıpratacağını, ilk akla gelenin siyasî otorite olacağını bilip sinsice bir yol tercih ediyorlar.
Statükoyla işbirliği yapan Derin PKK ve uzantılarının maskeleri tek tek düşüyor.13 Eylül sabahı bu düşüş daha da hızlanacak.
Yakın tarihte bertaraf olanlar
Türkiye'nin yakın tarihi (1990-2010) dönüşümlerin yaşandığı bir döneme denk geliyor. Bu dönemde Türkiye siyasi, ekonomik ve dış politika açısından büyük açılımlara konu oldu.
Son 10 yılı anlatan resmin bütününe bakıldığında özellikle 2002 seçimlerinden sonra başlayan siyasi ve ekonomik geçişin Türkiye'nin bugünkü etkin pozisyona gelmesinde dönüm noktası olduğunu söylemek gerekir.
Son 10 yılda, değişime ve gelişime uyamayanlar, statükoya bağlı kalanlar bertaraf olmuştur.
2002 seçimlerinde, Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi, MHP, DSP baraj dışında kalmıştır. 2007 yılında cumhurbaşkanlığına giden yol üzerinde, değişime uyamayan, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, ANAP Genel Başkanı Erkan Mumcu, partilerini oylamaya sokmayarak siyasi hayatlarını bitirmişlerdir.
Milletimizin işaret ettiği büyük hedef, değişimdir.
Türk milleti değişim isterken, 12 Eylül'de, statükoyu savunanların kazanma şansı olabilir mi?
Statükoyu savunanlar, 13 Eylül sabahı bertaraf olacaklardır. 2002
ve 2007 yıllarında olduğu gibi.