CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

'Gösterilerin belli bir lideri yok'

Eklenme Tarihi 03 Haziran 2013
İstanbul Taksim'de başlayıp yurtiçi ve yurt dışına yayılan gösterilerde "sağduyu'' kazandı. Dünyamız çok küçüldü. En küçük bir olay anında farklı coğrafyalarda analiz ediliyor. Dost ve düşman ülkeler tarafından çıkarları açısından anında değerlendiriliyor.
Ülkelerin çıkarları bir örgü gibi içe içe geçti. Her ülkenin diğerleri ile ilgili az ya da çok hesapları ve beklentileri var.
Büyük güçler, çıkar çatışmasında önemli bir yer tutuyor.
Türkiye'ye yönelik iç ve dış olayların ardındaki nedenleri araştırırken, bulunduğumuz coğrafi konumumuzu ve bu konuma göre uzun vadeli stratejiler hazırlayan,"GİZLİ LOBİ''leri asla aklımızdan çıkarmamalıyız.
Kimse bu işi, Taksim Gezi Parkı'nda üç beş ağacın kesilmesine duyulan tepkiden ibaret sanmasın. Mesele ne parkta kesilecek ağaç sorunu, ne de inşa edilecek Topçu Kışlası dar çerçevesi içinden okunamaz.
Dünyayı perde gerisinden idare eden odakların ve onların içteki işbirlikçileri, zemberekli bir saat gibi kurulan oyunu tekrar sahneye koymuştur.

Öfke-tepki-netice
"Öfke-tepki-netice'
' üçlemesini çeşitli konularda kullanmak üzere yıllardan bu yana çaba harcıyorlardı.
2002'den beri sandıkta her defasında alınan mağlubiyeti birikim olarak değerlendirdiler. Aslında Gezi Parkı'nda ilk başta yaşananlar ötekilerden farklı değildi.
İşin rengi ise 31 Mayıs Cuma akşamından itibaren değişmeye başladı. Sonrasında ise oyun planına uygun, toplum psikolojisini iyi kullanarak bir halk hareketine dönüştürme çabasına girdiler.
Bu planı, ''düşünce ve akil adam'' Can Paker deşifre ediyor? "Türkiye, ekonomik olarak ciddi bir yere geldi. Çözüm süreciyle daha da iyi olacak.
Böyle bir sürecin sonunda bugünkü iktidarın elinin daha çok güçleneceğini düşünen bazı odaklar, bir organizasyon ve bununla ilgili bir provakasyon hazırlamışlar."

BBC'ye dikkat!
İçte ve dışta olayların farklı kulvarlara çekilmesinin ardında ne var?
Nasıl oluyor da, Londra'da, Brüksel'de ve dünyanın birçok bölgesinde aynı anda bu organizasyonlar yapılabiliyor?
Batı başkentlerinin açıklama üstüne açıklama yapması, dünya medyasının, haber ajanslarının iki gündür canlı yayın vermesi, olayları 'Türk Baharı' gibi kavramlarla servis etmesi dikkat çekici. ''Türk Baharı yapalım, sokakları bölelim, toplumsal kırılma alanlarını çatışmaya dönüştürelim'' aklının arkasında kimler olabilir?
Türkiye'deki muhalefet kanalları üzerinden büyük hesaplar yapan akıl nerede?
Sorulara dikkatle cevap arayınca, karşımıza çıkan ülkeler şaşırtıcı değil.
Mehmet Akif Ersoy'un veciz sözüyle,"Tek dişi kalmış canavar." Yani, Avrupa.
İngiltere, Fransa boş durmuyor. Dün, Türk-Kürt iç savaşı çıkarmaya çalıştılar.
Şimdi, mezhep kavgalarını tahrik ediyorlar.
İngiliz basınına dikkatle bakınız. Taksim olaylarındaki an be an yaptıkları analizlere, yorumları görünüz.
Yeni Türkiye'yi farklı kulvarlara yöneltmek, içe kapanması için toplumsal gerginler üzerinden kamplaşmayı, kutuplaşmayı organize ederek 2002 öncesi Türkiye tasavvuru var gibi.
Türkiye'yi içe kapanmak zorunda bırakmaya çalışıyorlar.

Sonuç:
İngiltere üzerinden 50 yıl geçen bütün arşivleri açmasına rağmen, Türkiye ile ilgili gizli operasyonları, belgeleri bir türlü açmamaktadır. Hala bütün operasyonların arkasında onlar vardır.Yüzyıl önce çizdikleri Ortadoğu haritasını yırtıp atmaya çalışan yeni Türkiye'nin kazandığı pozisyonlardan rahatsızdırlar. Türk milleti , "sağduyu'' ile taksim gösterilerine son verirken, İngiliz yayın kuruluşu BBC, dilinin altında ne olduğunu gösteren bir yorum yapıyor: ''GÖSTERİLERİN BELLİ BİR LİDERİ YOK''. Demek ki, Türkiye'ye yeni bir lider arıyorlar...