Değişimin merkez üssü, Türkiye'nin tam ortasında bulunduğu coğrafya. Bölgede taşlar müthiş bir hızla ve önceden tahmin edilemeyecek şekillerde oynamaya başlamış durumda.
Şimdi, çevremizde olanlara bakalım: Batı'nın Avrupa ile başlayıp, ABD ile devam eden, iki yüz yıllık hâkimiyeti çatırdıyor. Krizdeki Batı'nın cazibesi gittikçe azalıyor. Balkanlar yerine oturmamış. Ortadoğu haritası değişiyor. İslam âleminde hassas gelişmeler var.
Türkiye model ülke olarak İslam ülkelerinin kalbinde yer alıyor. Afrika üzerinde ekonomik savaş hızlanıyor.
Avrupa Birliği'ndeki ekonomik krizin 2012 yılında bizi doğrudan etkileme ihtimali yüksek. Zira Avrupa ekonomisi Türkiye için, üç açıdan çok önemli:
Türkiye, ihracatının yüzde 46'sını Avrupa'ya yapıyor. Ülkemize gelen turistlerin yüzde 60'ı Avrupa'dan geliyor.
Türkiye'ye gelen yabancı yatırımların yüzde 70'i Avrupa kaynaklı. Peki, Türkiye ne yapmalı? Türkiye'nin en büyük sermaye gücü olmasını, Avrupa şirketlerinin temsilciliğinden kazanmış, ticaretinin yüzde 55'ini Avrupa Birliği ülkelerinden yapan Koç Holding, rotalarını Asya'da Endonezya, Vietnam ve Malezya'ya, Ortadoğu'da Mısır'a çevirdiklerini açıklamak gereğini duymuştur. Koç Topluluğu'nun bu eksen değişikliğinin arka planında ne yatıyor?
Yapılan bir araştırmaya göre 2030 yılında dünyanın en büyük 30 ekonomisinin 12'si Asya kıtasında yer alacak. Bugün hali hazırda dünyanın en yoğun 50 konteyner limanının 30'u, en fazla iş yapan 30 havaalanının 10'u Asya'da yer alıyor.
Küresel ekonominin bu yeni çekim merkezi, sınırsız fırsatları da beraberinde getiriyor. Nitekim bugün dünyanın en büyük ihracatçılarından bir olan Çin, 2015 yılında dünyanın en büyük ithalatçısı olacak. Afrika'daki devletler daha fazla tüketici konum kazanacak.
Osmanlı Sadrazamı Halil Rıfat Paşa
Geçmişte siyasi literatürümüze katkıda bulunmuş önemli şahsiyetler bulunmaktadır.
Bunların söyledikleri bir söz, yaptıkları bir hareket ve sergiledikleri bir tavır sonraki siyasilere de ilham kaynağı olmuştur. Osmanlı sadrazamı Halil Rıfat Paşa'nın "Gidemediğin yer senin değildir" sözü meşhur bir sözdür. "Gideceksin. Yine gideceksin. Gitmek zorundasın.
Yoksa gitmediğin yerler senin olmaz" manasındaki bu söz, binlerce sayfalık ifadeyi tek cümlede özetlemiş ve bu cümlenin gereği doğrultusunda çalışmalar yapılmasını işaret etmektedir.
Türkiye, 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmak, 500 milyar dolar ihracat yapmak, kişi başına geliri 20 bin dolara çıkarmak için Halil Rıfat Paşa'nın sözünün gereğini yapmalıdır.
Genç ve dinamik Türkiye'nin yeni coğrafyalara gitmek, dünyayı yeniden keşfetmek zorunda olduğu meydandadır. Bu bölgelerin başında da Asya , Afrika ve Güney Amerika geliyor.
Türkiye, üç yıl öncesine kadar Afrika'ya dair dış politika geliştirirken hep Kuzey Afrika'yı ön planda tutmuştu. Bunun sebepleri ise açıktır. Bu ülkelerin Türkiye'ye coğrafi olarak yakın olmaları, Akdeniz Coğrafyası'nda yer almaları ve Kuzey Afrika'nın eski Osmanlı toprağı olması.
Afrika'nın diğer bölgeleri ile ilgili akıllı planlarımız yeni oluşmaktadır (Afrika'da Büyükelçilik sayımız 33'e çıkıyor).
Kafkasya, jeostratejik bir bölge olmanın yanında çok tehlikeli olaylara da gebe. Putin'in iktidara gelmesinin ardından Rusya, güçlenmeye, dirilmeye, yeniden eski gücüne kavuşmaya başladı.
Türkiye bu gelişmeyi iyi gördü ve Rusya'yı, Türkiye'nin elini güçlendirecek bir unsur olarak değerlendirdi.
Türkiye, yakın coğrafyasında eline çok önemli bir fırsatı geçirmiş bulunuyor. Siyasi istikrarını koruyup büyümesine devam eden bir Türkiye tarihi fırsatlara çok yakındır.
Fırsat ancak hazırlıklı olanlar için manalıdır. Çünkü hiçbir konjonktür süreklilik arz etmez.
Türkiye olarak herkesten daha hızlı olmamız, reflekslerimizi daha hızlı çalıştırmamız gerekiyor.
Eğer biz herkesin kendi sorunlarına odaklandığı bu süreci iyi değerlendirebilirsek, atmamız gereken adımları hızlı bir şekilde atarsak küresel aktör olma şansımızı yükseltiriz.
2012 yılına umutla bakıyoruz. İçinde bulunduğumuz yüzyıl, Türkiye'nin de içinde bulunduğu birkaç ülkenin elinde şekillenecektir.
Türkiye, önüne konulan her türlü engele rağmen, birlik ve beraberliğini, bütünlüğünü koruduğu sürece, bizi sarsmaları zor olacaktır. Çok genç ve iyi bir nesle sahibiz. Bu nesil, nerelerden nerelere geldiğimizi çok iyi biliyor. Bugün bize düşen, şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış topraklarımızı ve birliğimizi daha ileri götürmek, Türkiye'yi dünya üzerinde en yüksek noktaya getirmektir.