Faciaya neden olan Amerikan Predatorlar'ın ne kadar güvenilir olduğu tartışmaya açıldı.
Terörle başarılı şekilde mücadele sürdülürken, Predator hatası sonucu, çok sıkıntılı bir durumun ortaya çıkardığı bir gerçek.
Son zamanlarda elde edilmeye başlanan sonuçlardan devlet içindeki bir grubun PKK'nın etkisiz hale gelmesinden rahatsızlık duyarak, sıkıntılı duruma zemin hazırlamış olmasından da şüphe ediliyor. Şaibeli Amerikan insansız hava araçlarının bilgi veriş tekniğinden yararlanılarak, sıkıntılı pozisyonun devreye sokulmuş olabileceği ihtimali gözden uzak tutulmuyor.
Amerika'daki kontrol merkezinden uyduya verilen komutlarla kontrol edilen Predatorlar'ın görüntüleri Türkiye'ye canlı ve direkt olarak değil bir süre sonra veriliyor. Predatorlar'ın yönetimi ve uçuş kontrolleri de Türk subayları tarafından yapılamıyor.
Şartlara bakar mısınız?
Önemli bir olasılıkta zihinlerde dolaşıyor.
Elde edilen görüntülerin üçüncü bir ülke tarafından izlenip izlenmediğini de bilemiyoruz.
Predatorlar'ı yapan Amerikan şirketi General Atomic Atomic. Önceleri Royal Dutch Shell grubu ile ortak oluyor. Daha sonra, Chevron Gulf Oil ile birleşiyor. ABD deniz kuvvetleri komutanlarından Thomas Cassidy başkanlığında işlerine iş katıyor. Bu noktada, İsrail bağlantısı hangi noktalarda olabilir düşüncesini yabana atmamak gerekiyor. Türkiye'den önce, İsrail'in, Amerikan Predatorlar'ından gelen bilgileri önceden alma pozisyonu eğer varsa, Uludere'de Türkiye'nin PKK ile mücadelesini sekteye vuracak bir olayın ortaya çıkmasını dikkatle değerlendirme ihtiyacı ortaya çıkıyor. İşin dikkati çeken bir başka noktası da, Uludere olayının yabancı basında veriliş biçimidir. Mason-Yahudi ortakların kontrolünde olan tanınmış İngiliz ve Amerikan gazetelerinin, olayı büyütmeleri, diktatör Esad ile Türkiye'yi parelel noktaya getirme çabalarını da dikkatle okumakta yarar var. Amerikan Neo-Con'ların Mossad ile ortaklaşa,Ortadoğu haritasını değiştirmek için gizli çalışmalarını sürdürdüğü biliniyor. Uludere olayının arka planında,devlet içindeki bazı grupların PKK'nın etkisiz hale getirilmesinden rahatsızlık duyarak,dış çevrelerle bazı komplolara girmesini beklemek hayalcilik olmaz. İçimizi burkan Uludere olayınını BDP-KCK-PKK'nın kullanma çabaları ve Demirtaş'ın Türkiye sınırlarını aşan konuşmalarına bakınca, Arap Baharı ile sarsılan ortadoğu olaylarına Türkiye'yi de sokma gayretlerini görmemek mümkün değil. Irak ve Suriye'nin bölünme senaryoları arasında,ızdırap verici Uludere olayını kullanarak Türkiye'nin de yer almasını arzu edenleri görmekteyiz. Olası Birleşmiş Milletler müdahalesine götürecek gelişmeleri, Uludere olayı üzerinden manüple etme gayretlerini, Milli birlik ve beraberlikle karşı çıkmalıyız. İsrail'in çok rahatsız olduğu MİT Müşteşarı Hakan Fidan'ın da Uludere olayı bahane edilerek açmaza sokulmak istenmesi senaryo içinde değerlendirilmelidir.
Uludere olayına sebep olan predatörü yapan firmadan başlayarak,ortadoğu'ya kadar uzanan senaryolara karşı dikkatli olmak durumundayız.