CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Eylül'den ders alınmalı

Eklenme Tarihi 12 Eylül 2013
Dün, 11 Eylül'dü, bugün 12 Eylül.
12 Eylül 1980 tarihi, Türkiye'nin, 11 Eylül 2001 tarihi de ABD'nin ve dünyanın kaderini çok etkileyen tarihi özellikler içerir. Ülkemiz darbelerden çok çekti. İşkencesinden oluşturduğu kurumsal siyasete kadar öylesine kirli süreç oldu ki, dip dalgalarını günümüze kadar hissetmeyi sürdürdük. Her darbede Türkiye geri gitti.
12 Eylül darbesiyle aslında kendi kaderini ellerine almaya çalışan toplumun adeta elleri kesildi.
Demokrasi havariliği yapan muhalefet partileri ne yazık ki yıllarca darbecilerle işbirliği yaptı.

Darbe anayasası değişmeli

Her ne kadar demokrasinin varlığından sözedilse bile, ordu darbeyi yapıp kışlasına dönmedi. 12 Eylül anayasası ile bu darbe rejimi kalıcılaştırıldı.
Kadere bakınız, aradan 33 yıl geçmesine karşın, Türkiye'nin demokrasiye aşık insanları bir darbe anayasasını hala değiştirmek için uğraşıyor. 12 Eylül darbe anayasasının değişmesini engelleyen muhalefete, "Artık yeter. Darbenin 33'üncü yılında olsun biraz makule geliniz" demek için, gür sesle konuşmalıyız. Yeniden 12 Eylül darbesini lanetleyerek, gelişen siyasal süreçte darbelerle yapılmakta olan yüzleşmeler sürdürülmeli, gönüllerdeki kırıklığı bir nebze olsun tamir etmek için yargısal süreçlerin sonuna kadar kullanılmasını desteklemeliyiz.
Batı'nın bahanesi 11 Eylül

11 Eylül 2001 tarihinde ABD'de "İkiz Kuleler'e" yapılan saldırısının üzerinden de 12 yıl geçti. İkiz Kuleler'e saldırı dünyada süre gelen durağanlığı alt üst ederken, özellikle Müslüman ülkelerde çatışmaların ve savaşların yaşandığı bir dönemin başlangıcı özelliği gösteriyor.
11 Eylül, Hıristiyan âleminin "İslam Terörü" bahanesiyle Müslüman ülkelerin egemen oldukları kaynaklara ve stratejik merkezlere müdahale doktrininin uygulaması olarak tezahür ediyor. Dünya haritasına dikkatlice bakıldığında Rusya hariç, bütün önemli enerji kaynakları ve stratejik ulaşım hatlarının halen Müslüman ülkelerin egemen olduğu topraklardan geçtiği görülmektedir.
Müslüman ülkelerin sahip olduğu kaynak ve stratejik noktaların Batı ve Hıristiyan âlemi tarafından kontrol altına alınabilmesi için, 11 Eylül bahane edilerek, ortaya bir tehdit ortaya konmuştu.
Tehdit, "İslami Terörizm" olarak belirlenerek, Batı 'nın istediği İslam ülkesini bu tehditle suçlayarak, müdahale edebilecek ve kendi koşullandırdığı şekilde yönetebileceği bir sisteme dönüştürüldü.
Nitekim ABD ilk iş olarak, Rusya'nın gözünün olduğu ve zengin doğal kaynakların bulunduğu Afganistan'a müdahale etti. Irak'a askeri müdahalesi BM tarafından kabul görmemesine başlatıldı.
Ne yazık ki, ABD bu güne kadar Irak'ta istediği başarıyı sağlayarak, örnek teşkil edebilecek yapıyı oluşturamadı. İsrail-
Filistin sorunu halen kanayan yara olarak devam ediyor. Suriye'de kan akıyor.
11 Eylül'den 12 yıl sonra, hala İslam Dünyası ateşler içindedir. Bütün çatışmalar ve savaşlar İslam ülkelerinde oluyor.
Müslüman coğrafyada çatışmanın bulunduğu yerler Filistin, Irak ve Afganistan'la sınırlı değildir. Bunların gölgesinde kalsa da İslam coğrafyasının diğer parçaları; Doğu Türkistan, Keşmir, Cezayir, Tunus, Etiyopya, Burma, Moro, Çeçenistan, Lübnan, Türkiye, Afganistan, Pakistan, Keşmir, Hindistan, Somali, Sudan, Çad, Açe, Mısır, Sudan, Sri Lanka, Cezayir ve daha pek çok bölgede savaş ya da krizler devam ediyor. SONUÇ: 11 ve 12 Eylül. Bu iki tarihin verdiği dersler var. 12 Eylül'ün 33'üncü yılında, Türk halkı; darbecilere hesap sorarak demokrasi yolunda emin adımlarla ilerliyor. Ne yazık ki diğer Müslüman ülkeler, "çakma İkiz Kuleler" saldırısı sonrası oynanan oyunlara mani olamıyor, beraberliğini sağlayamıyor. Biz tarihten ders aldık, diğer Müslüman ülke halklarının da tarihten ders alarak kirli oyunlara set çekme zamanı çoktan gelmiştir.