ABD, 20 Mart 2003 tarihinde, bütün dünyanın itirazlarına rağmen Irak'a girdi. Dünya dengeleri Irak'ın işgaliyle sarsıldı. Irak'taki Amerikan varlığı, Körfez bölgesinde güç terazisini değiştirdi. Irak'ın askeri ve ekonomik gücünün bölgesel siyasi haritadan boşaltılması Batı Asya, Basra Körfezi ve Ortadoğu'daki güç dengelerinde derin sarsıntı yarattı. ABD ve Rusya etrafında yeni bir güçler dengesi oluşuyor.
Türkiye yeni düzende bir tarafa katılmak yerine kendi çevresinde oluşacak bir yapının merkezinde olacak gibi görünüyor. Bu merkezin ilişkileri Avrupa'yla değil ABD ve Rusya'nın oluşturacağı eksenle yakın olacak.
Türkiye'nin herkesle dost olma, komşularla sıfır problem, büyük güçlerle yakın işbirliği yeni güçler dengesine paralel yürüyor. Türkiye bölgesel aktör olarak ağırlığını hissettiriyor.
Avrupa giderek önemini kaybediyor. Almanya- Fransa kontrolündeki AB bu oluşuma uyum sağlayamıyor. Yaşanan ekonomik kriz Avrupa'da etkisini gösteriyor ve yaşananlar bir dağılma eğilimini başlatmış görünüyor.
Tarihi misyon "
Yeni Ortadoğu ve yeni Türkiye" konusuna, yenidünya güçler dengesi penceresinden bakalım. Ortadoğu coğrafyasında iki eksen var. S. Arabistan, Körfez ülkeleri, Ürdün ve Mısır'ın oluşturduğu eksen. (ABD güç odağı) İran, Irak 'ta Şii güçleri, Suriye, Lübnan'da Hizbullah ve Filistin'de Hamas (Rusya güç odağı). Türkiye iki eksenle ve güç odağı ile iç içe. Başbakan Erdoğan'ın ABD Başkanı Obama ve Rusya lideri Putin'le kurduğu yakın ilişki ve dostluğun anlamı buradadır.
Bir taraftan Suudi Arabistan beraberliği, diğer taraftan İran yakınlığı Türkiye'yi yeni güçler dengesinin merkezine oturtuyor.
İran, düşük düzeyde zenginleştirilmiş uranyumu, yüzde 20 seviyesinde zenginleştirmeye başladı. İran'ı nükleer silaha biraz daha yaklaştıracak gelişme karşısında batılı güçler, "ağırlaştırılmış yaptırım" düzenine geçmek için yoğun hazırlıklar içine girdiler.
ABD ve İngiltere, Rusya ve Çin'i İran'a yaptırımlar uygulanması için ikna etmeyi deneyecekler. İki ihtimal üzerinde duruluyor.
Rusya veya Çin ikna edilmezse, BM'den yeterince ağır bir ambargo kararı çıkmayabilir.
Veya zayıf ihtimal olsa da ağırlaştırılmış yaptırım kararı çıkar ama İran pes etmeyebilir.
Başbakan Erdoğan genel olarak İran ile ilişkileri çok sıkı tutmak ve iki ülkeyi giderek yakınlaştırmaya çalışıyor.
Başta Suudi Arabistan, Ürdün, Körfez ülkeleri olmak üzere, bölgedeki Sünni devletler, İran'ın Şii yayılmacılığından açıkça korkuyorlar. Ama Türkiye'nin liderliğinden güven duyuyor.
Türkiye, İran'a yönelik bir askeri müdahalenin veya boyutu derinleştirilmiş ambargonun, İran'la birlikte Türkiye'yi ve tüm bölgeyi vuracağını da biliyor. Erdoğan'ın tırmanan bu krizi halletmek için yürüttüğü mekik diplomasisi önümüzdeki dönemde en önemli başlıkları oluşturacak. Obama'nın saymaktan yorulduğu dünyanın gündem maddelerinde Türkiye'nin rolü kendiliğinden oluşmadı, bu kimsenin lütfu değil. Türkiye yenidünya güç dengesinin merkezine otururken, bölge barışının etkin aktörü olacaktır.