Şayet o gece darbe teşebbüsü başarılı olsaydı bugün demokrasi ve özgürlük havarisi kesilenler kamerasını, kalemini darbeyi meşrulaştırmak için seferber edecekti. Hazırlanan manşetler boşa gitti. Darbeyi meşrulaştırmaya yönelik tüm argümanlar çöktü..." Altın Kelebek Ödül Töreni'nde "Diriliş Ertuğrul" dizisine yapılan saygısızlığa da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu millet sizi bağrına basmış, onlar basmasa ne yazar. Onların vereceği şekli bir ödül önemli değil. Milletin gönlünü kazandınız, asıl ödül bu" dedi.
Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan, TRT'nin İngilizce yayın yapan yeni kanalı TRT World için Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen tanıtım gecesinde söylediklerinin bir bölümü.
Cumhurbaşkanımızın konuşmasını dinlerken sözleri, darbelerde Eski Türkiye'nin malum medyasının, teşvikten darbeyi meşrulaştırmaya kadar uzanan pozisyonu ve rolünün gözümün önünden bir film şeridi gibi geçmesine yol açtı. Çantamdan daha önce derlediğim, "Darbelerde Hürriyet'in göze batan manşetleri" notlarını çıkardım. Çünkü, darbe deyince müesses nizamın sesi HÜRRİYET merkeze konulmazsa arka plan netleşmez. 15 Temmuz sonrası kısa bir süre, sütre gerisine saklanan Hürriyet, fırtına geçer geçmez, fabrika ayarlarına, eski hüviyetine döndü. Hürriyet'in malum omurgası masaya yatırıldığında, bugün devam eden manşetlerinin arka planını daha net görürüz. Tarihe meraklı, okuyan, 12 Eylül darbesinden başlayarak, devam ettirilen darbe süreçlerini yaşayan bir gazeteci olarak ülkemizde bir kısım basın kuruluşlarının, demokrasiyi rafa kaldırma operasyonlarında nasıl görevler yüklendiğini çok iyi biliyoruz, çok iyi hatırlıyoruz. Rahmetli Adnan Menderes'i devirmek için 1960'ın öncesinde ülkede kaos oluşturmak, toplumu kışkırtmak, müdahaleye zemin hazırlamak için gazetecilerin ve yayın kuruluşlarının nasıl vazife yüklendiklerini ya da durumdan nasıl vazife çıkardıklarını okuduk, dinledik.
Hafızayı beşer nisyan ile maluldur. Yani, insan unutur. 27 Mayıs 1960, 9 Mart 1971 darbe teşebbüsü, 12 Mart 1971 Muhtırası, 12 Eylül 1980 darbesi ve 28 Şubat 1997 Post-Modern, 27 Nisan E-Muhtıra ve son olarak 15 Temmuz darbe girişimleri öncesinde sonrasında malum medya aktif rol oynadı.
27 MAYIS DARBESİ HÜRRİYET:
'TÜRK ORDUSU VAZİFE BAŞINDA' İMİŞ. 27 Mayıs 1960 tarihinde gerçekleşen askeri darbesinin ardından Hürriyet gazetesinin, "Türk Ordusu Vazife Başında, Silahlı Kuvvetlerimiz Bütün Yurtta İdareyi Fiilen Ele Aldı" başlıklı manşetiyle çıktı. Öncesinde, ülkeyi kaos ortamına götüren bu olaylar devamlı tırmandırılmıştır. Hürriyet gazetesinde 14 Haziran 1960 tarihinde yayınlanan bir karikatürde, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes'in çok çirkin bir şekilde tasvirlemeye cüret edilmiştir.
Hürriyet 28 ŞUBAT'TA da ROL ALDI.
Genelkurmay'ın ağzından "Gerekirse Silah Bile Kullanırız" manşetleriyle dikkat çekmişti. "Tank Sesleri (5 Şubat 1997)...
27 NİSAN 2007 E-MUHTIRA HÜRRİYET:
Çankaya'ya 'türbanlı' çıkamaz! 27 Nisan muhtırasının veriliş nedeni, birçok gazeteciye göre 'türbanlı' bir cumhurbaşkanının seçilmesi ihtimaliydi.
Yayınlar eşi başörtülü bir ismin Çankaya'ya çıkmasını adeta kabusa çevirmeyi hedefliyordu. Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, 29 Nisan'daki köşesinden AK Parti'nin ülkenin 'kozmetik' özelliğini dikkate almasını istiyordu ve 'Türban, siyasî flama haline getirildi' diyordu. "Bir cumhurbaşkanlığı seçimi, 'Türban Çankaya'ya çıkıyor' kâbusu haline dönüşür' cümleleri de Ertuğrul Özkök'e aitti.
SON SORU: FETÖ DARBESİ ALLAH KORUSUN BAŞARILI OLSA İDİ, HÜRRİYET NASIL BİR MANŞET ATARDI?
ÇÖPE GİDEN MANŞETLER SÜRECİNİ TAKİP ETMEKTE ÇOK YARAR VAR.
ÇÜNKÜ, FIRTINA GEÇİNCE SÜTRE GERİSİNDEN KAFALAR ÇIKMAYA BAŞLADI.