Cumhurbaşkanını halkımızın seçmesinden sonra ortaya çıkan tuhaf anayasa boşluğunun düzeltilmesi de, bir hayati konuydu.
Aziz Milletimiz, 21 Ekim 2007 referandumunda, "Cumhurbaşkanı'nı biz seçeceğiz" kararı vermiş. 10 Ağustos 2014'te Cumhurbaşkanı'nı bizzat seçmiş, Tayyip Erdoğan'ı yüzde 52 oyla Devlet Başkanı yapmıştı. Bu gelişmeler sonucu Anayasa'nın ülkenin yönetimiyle ilgili maddeleri boşa düşmüş, anlam kaybetmiş; ortaya bir devlet-millet konusu çıkmıştı.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan "Bu durumun düzeltilmesi lazım. Bu iş benim şahsi işim değil, devlet meselesi. Bugün ben varım, yarın başkası olacak. Açın Türkiye'nin önünü" diye konuşunca CHP ve HDP, Eski Türkiyeciler ayağa kalktı.
Aziz milletin kafasını karıştırmak için olmadık tezgâhlara girdiler. Ancak ne oldu? İş olacağına vardı. Halkın desteğini arkasına alan Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak Türkiye'yi yönetiyor. Tek yapılacak iş, boşa düşen, anlamını yitiren bazı ANAYASA maddeleri değiştirmekti. 15 Temmuz'da aziz milletin yekvucut Cumhurbaşkanı'nın arkasında toplanmasını gören, gerçekleri iyi okuyan MHP lideri Devlet Bahçeli'nin "Rejim krize doğru gidiyor" çıkışıyla Başkanlık ve yeni anayasa konusu gündeme geldi. Başbakan Binali Yıldırım da yaşanmakta olan İFLAS ETMİŞ ANAYASA'yı değiştirmek için harekete geçti.
AK Parti ve MHP "Halkımıza gidelim, Milletimize soralım" dediler. Diyalog kapılarını açıp 'Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ni içeren anayasa değişiklik tasarısı üzerinde anlaştılar. 2017 Nisan ayında, Cumhurbaşkanlığı sistemi, Aziz Milletimiz'in onayına sunulacak. Hükümeti Cumhurbaşkanı yönetecek. Başbakanlık kalkacak. Başkan yardımcısı gelecek.
Meclis/Yargı/Cumhurbaşkanı sistemi kurulacak. 2019'da hem Cumhurbaşkanı, hem Meclis seçimi olacak.
23 NİSAN 1920 MECLİSİ: 23 Nisan 1920'de Mustafa Kemal Atatürk'ün, Cumhuriyetimizin ilk Meclisi'ni bir Cuma günü toplarken, Hacı Bayram Camii'nden dualarla yürümesi, milletin her kesiminden gelmiş siyasetçilerimizin birlik-beraberlik içinde oluşları ne harika bir manzaradır. İşte Meclis için 'Nisan demek' bu manaya gelir.
Bugün 1920'deki CHP'nin yerinde yeller esiyor. Kemal Kılıçdaroğlu -CHP yanına bölücü terör örgütü PKK'nın siyasi uzantısı HDP'yi alarak Aziz Milletin, 2007 ve 2014 kararlarını tamamlamasına takoz oluyor. 2014'te Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesinin mana ve önemini hala anlayamamışlar.
Akılları 7 Haziran seçimlerinde kalmış.
'Birlikte sallayacaklarını' sanıyorlar. Bizans defansını tahkim etmenin peşindeler.
Birisi, Cumhuriyet HALK Partisi, diğeri HALKLARIN Demokrasi Partisi, HALKA KARŞILAR. HALKTAN KORKUYORLAR.
Kemal Klıçdaroğlu'nun derdi ne?
Cumhurbaşkanlığı sistemi gelirse, Cumhurbaşkanlığı'nı kazanmaları şansı çok zor çünkü... Düşünüyorlar. "Mevcut topal anayasa devam etsin, belki bir gün AK Parti'yi iktidardan düşürürüz, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı kuşatma fırsatı yakalarız" rüyası görüyorlar.
Biliyorlar ki, referanduma gidilince, Aziz millet 'EVET' diyecek. Aziz Milletimiz, bütün düşünsel, yaşamsal farklılıklarını kenara koymuş, Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'da YENİ TÜRKİYE'Yİ, YENİDÜNYAYI buluyor ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile kutlu yürüyüşün devam edeceğini düşünüyor.
SONUÇ: Bir anayasal sıkıntı var. Milletin kendisi, çare buluyor. Milletin önüne gidecek tasarıyı engellemeye, CHP/HDP/Eski Türkiyeciler'in nefesi yetmeyecektir. "Korkunun ecele faydası yok." Nisan'dan sonra tarihin tozlu raflarına gitmemek için çok çabalayacaklar, çok...