Bırakın iktidarı, bir türlü yapıcı-güçlü muhalefet olamıyor. Böyle olunca da genel başkan olmak, yönetime girmek, yüzde 25'e çakılan çıpadan Milletvekili-Belediye Başkanı- Belediye Meclis Üyesi olmaktan başka bir hedef, mevzi kalmıyor.
1 Kasım seçimlerinden sonra Kemal Kılıçdaroğlu'nun "İşi götüremediği" görüşü ayyuka çıktı. Ortaya çıkan adaylara bakılıyor olmuyor, yeni aday aranıyor, parlak çıkmıyor.
Yeni Türkiye inşa ediliyor.
CHP yok. Yeni anayasa tartışılıyor CHP yok. Irak-Suriye'de ikinci Sykes-Picot haritaları çiziliyor, CHP yok. İşi gücü bırakmışlar, bütün kaderlerini Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'a yaptıkları hücumlara, Bizans entrikalarından sonuç almaya bağlamışlar. Kılıçdaroğlu'nun yolculuk senaryoları konuşuluyor. CHP'yi yönlendiren Avrupa eklemli İstanbul GÜÇLERİ, 15 temmuz sonrası Kılıçdaroğlu'nu tekrar fabrika ayarlarına döndüren Batı Ülkeleri/Elçiler ve CHP teşkilatlarında referandum ve sonrası değerlendiriliyor. Cumhurbaşkanlığı sistemi referandumu, Nisan ayında Aziz Milletimizin önüne gelecek, EVET çıkacağı belli. Yüzde 70'lerde destek var. Bu durum şimdiden göründüğüne göre, "Kılıçdaroğlu'nun sonu ne olacak?" sorusu kulislerde gündemde.
Sonucu EVET olacak referanduma gidilirken, VATANDAŞLARIMIZIN "BAŞKANLIK OLACAK ARKADAŞ" sesini duymayan Kemal Kılıçdaroğlu çıkmış, "Başkanlık olmayacak arkadaş" diyor. 2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminin kilitlenmesinde, CHP'nin aktif rolü unutuluyor. CHP, demokratik bir yönetim olan Başkanlık sistemini, REJİM DEĞİŞİKLİĞİ örtüsü altında, engelleme-takoz olma çabası içine giriyor. Sayın Klıçdaroğlu, korkunuzu biliyoruz. CHP'de eğer genel başkanı olarak kalırsanız, Cumhurbaşkanı adayı olmaya cesaret edemeyeceksiniz. Etseniz de seçilme şansınız imkânsız. CHP'nin çıkaracağı bir adayın da CUMHURBAŞKANI olması zor göründüğünden, TOPAL ÖRDEK DURUMUNA DÜŞMÜŞ DARBECİLERİN ANAYASA'SININ İÇİ BOŞALTILMIŞ PARLAMENTER SİSTEMİ'Nİ, kendinize 'fırsat çıkarabilir' diye düşünüyorsunuz.
Demokratik yönetim biçimlerinden birisi olan BAŞKANLIK sistemini, bir REJİM DEĞİŞİKLİĞİ örtüsü altında engelleyeceğinizi sanıyorsunuz.
Derdinizi biliyoruz. Şimdi çıkmış, aziz milletin önüne gitmekten korkuyorsunuz. Sandıktan kaçıyorsunuz. Aslında CHP'yi, 15 Temmuz kanlı darbe girişimine halkımızın verdiği destansı direnişi içselleştiremiyorsunuz. "Yenikapı Ruhu"ndan hızla uzaklaşmanızın, bir "gerilim siyaseti"yle uçlara savrulmanızın ardında aslında 7 Haziran'da kalışınız yatıyor. O dönem de HDP ve FETÖ ittifak yapıp MHP'yi de kendinize eklemleyerek bir koalisyon hükümeti çıkarmak için çok uğraştınız.
MHP Lideri Devlet Bahçeli, oyun planınızı iyi okudu. Yapamadınız. Taşeron FETÖ, PKK ülkemize saldırırken, Irak'ta, Suriye'de, Kıbrıs'ta küresel güçler büyük oyunlar tezgâhlarken, onların BÜYÜKELÇİLERİYLE kol kola geziyorsunuz. Demokratik bir yönetim biçimi olan BAŞKANLIK sistemini, bir REJİM DEĞİŞİKLİĞİ ÖRTÜSÜ altına sokarak, aslında takoz olduğunuzu gizlemenin peşindesiniz. Bırakın bunları.
SONUÇ: Sayın Kılıçdaroğlu Başkanlık Sistemi de, parlamenter sistem gibi demokratik bir yönetim tarzıdır.Konu bir REJİM MESELESİ değildir. Rejim belli. Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir. Cumhurbaşkanımızı Halkımız seçiyorsa, seçtiği Cumhurbaşkanına Türkiye'yi yönetme hakkı veriyorsa, yönetim sisteminin CUMHUR/BAŞKAN modeli olmasını istiyorsa, korkmayın sandığa gidilmesine takoz olmayın... YOKSA..... Sayın Kılıçdaroğlu referandum sandığından çıkacak EVET'lerin size faturasını hatırlatırız. Sağ kolunuz Haluk Koç ne demişti? "1999 seçimlerinde, CHP baraj altında kaldığında ağladım'...