CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Cem Ersever'in sis perdesi kalkıyor

Eklenme Tarihi 07 Ekim 2010
Ankara Cumhuriyet Savcılığı'nın Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis'in ölümü üzerindeki esrar perdesini kaldırmak üzere başlattığı yeni soruşturmanın yeni gelişmeleri ortaya çıkaracağı düşünülüyor.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin son aldığı kararla, sanık Durmuş Ali Özoğlu'nun, eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis, emekli Binbaşı Cem Ersever ve Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay'ın ölümleriyle ilgili beyanlarını içeren duruşma tutanakları, bu konularla ilgili dosyadaki diğer belgeleri Ankara Başsavcı Vekilliği'ne gönderdi.

Yeni inceleme sırasında, JİTEM komutanlarından Cem Ersever'in öldürülmesi olayının üzerinden de sis perdesinin kaldırılma ihtimalinin yüksek olduğu söyleniyor. Ankara Savcılığı'nın MİT ve Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun Susurluk kazası dosyaları üzerinden yeniden detaylı çalışma yapacağı vurgulanıyor.
Eski Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş, Cenk Ersever ve JİTEM üzerine titiz bir çalışma yapmıştı:

Devlet içi hesaplaşma

"Cem Ersever, önceleri normal bir Jandarma subayı olarak görev yapmış, sonraları çok önemli yetkilerle donatıldığı için tüm kuruluşlar ve yöredeki gayri kanuni guruplarla ilişikler geliştirmiştir. İlişkileri sınır ötesine de taşmış, IKDP lideri Barzani ve IKYB lideri Talabani arasında sürekli olarak Barzani'ye yakın olmuş, ancak her ikisinin Ankara'yla ilişki kurmasında etkili rol oynamıştır.
Kerküklü olması sebebiyle Iraklı Türkmenler'le de yakın ilişkileri vardır. Irak İstihbarat Servisi ile de irtibat içinde olmuştur. Sık sık gittiği Kuzey Irak'ta İngiliz ve ABD istihbarat guruplarıyla da irtibatı hep düşünülmüştür.
Eylemin gerçekleşme biçimi, her üçünün fiziki bir zorlanmaya maruz kalmamaları, cinayette PKK ihtimalini yok etmektedir.
PKK'nın çok şey bilen bu kişileri "konuşturmadan" öldürmesi beklenemez. Ersever'in zararlı olmaya başladığı, giderek devleti ve kurumlarını hedef tuttuğu, ilişkilerinin yanlış boyutunun büyüdüğü ve yargı önünde bir cezayı hak ettiği muhakkaktır.

'İnfaz grubu var'

MİT'in tabiriyle yakalayanlar Cem'i ve arkadaşlarını "infaz grubuna teslim" etmişlerdi. "İnfaz grubu" ibaresi kanaatimizce birçok olayın düğüm noktasıdır. "İnfaz grubu"na kim emir verebilir? Devlette bu yetki olacaksa sistem nasıl işleyecektir?
Ve hangi amaçla bu sistem çalıştırılacaktır?''


BEHÇET OKTAY DOSYASI
İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nden Ankara Savcılığı'na gönderilen, yeni bilgi ve belgelerin, Behçet Oktay olayı da yeni boyut kazandırması bekleniyor.
Türk emniyeti, Özel Harekât Dairesi'nin 13 yıllık Başkanı Behçet Oktay'ın ölümüyle sarsılmıştı.
Oktay'ın 25 Şubat 2009'da Ankara Dikmen'de arabasının içinde intihar ettiği haberi gelmişti.
Behçet Oktay'ın ölümü hala tartışılıyor. Ancak son yapılan açıklamalar ve itiraflar, olayın farklı boyutlarını ortaya çıkarmaya başladı. İrtica ile Mücadele Eylem Planı davasının tutuklu sanığı Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Deniz Yıldırım'ın ajandasında Oktay'ın ölümüne ilişkin el yazısıyla yazılmış not bulunmuştu. Aramalarda el konulan ajanda da Oktay'ın ölümüne ilişkin, "Zir Vadisi ve özel harekâta hibe edilen silahlar Behçet Oktay bunları topladı. Onun için indirildi" deniliyordu.
Oktay'ın ölümüne ilişkin soruşturma, 20 Nisan 2009'da intihar olduğu gerekçesiyle kapandı. Ancak, Adli Tıp, Oktay'ın vücudunda kırıklar ve kanında kokain ve alkol bulunduğunu tespit etmişti. Bunun üzerine Oktay'ın ailesi soruşturmanın kapatılmasına itirazda bulunmuştu. Ergenekon davasına da giren bir ajanda da, 219 numaralı el yazısıyla yazılmış bir not yer aldı. O notta Behçet Oktay ismi en üste yazılmış ve altı çizilmiş. Oktay'ın isminin altına ise ölümüne şu şekilde yer verilmiş: "Zir Vadisi ve özel harekâta hibe edilen silahları Behçet Oktay topladı. Onun için indirildi. İllerdeki Özel Harekat şubelerini kapatmayı planlıyordu."