Erdoğan, "2011 yılı son seçim yılım olacaktır" dediği zaman, bunun hep siyasi boyutuna bakılmıştı. Bu açıklamanın bir de tarihi boyutu ortaya çıktı.
Erdoğan çok kararlı. Türkiye'nin en büyük sorununu çözmek istiyor.
Tarihe imza atmak istiyor Cumhurbaşkanı Gül'ün Genelkurmay Başkanı Başbuğ'a "Sizin görevinizde 1 yılınız var, benimse birkaç yılım. Gelin bu ülke için hayırla anılacak bir iş yapalım" demesiyle başlayan, Başbakan Erdoğan'ın, "Riskler olabilir, daha ileri gidiyorum, yaşam risktir. Bedeli ne olursa olsun, biz bu riski üstlenerek yola çıkarız ve gereğini yaparız" sözleriyle açılım düğmesine basıldı.
Türkiye'nin bir numaralı sorunun çözümünde, devletin tepesinde uyum var. Kurumlar arasında anlayış birliği var.
Yaşam risktir
Erdoğan, tüm riskleri göze aldı. "Açılım" tartışmalarında kritik bir noktaya gelindi, Erdoğan'ın kararlı sözleri yeni gelişmelere işaret ediyor: "Ne olursa olsun geri adım yok.
Bedeli ne olursa olsun, biz bu süreçten geri adım atmayacağız. Partimiz oy kaybedebilir, siyaset risktir, ekonomi risktir, daha ileri gidiyorum, yaşam risktir. Biz bu riski üstlenerek yola çıktık ve gereğini yapacağız. Çünkü biz, kardeşliğimizi pekiştirecek, ülkemizin huzuru, refahı, ortak idealleri için bir kez daha sımsıkı kenetlenmeyi sağlayacak yeni bir adımı atıyoruz."
İki önemli viraj
MGK'da "Ülke güvenliğini etkileyen iç ve dış gelişmeler ele alınmış, terörle çok yönlü mücadelenin demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri temelinde sürdürülmesi" kararlaştırılmıştı.
Başbakan Erdoğan ve Başbuğ'un konuşmaları "devletin tepesinde uyumu" ve "kırmızı çizgileri" netleştirdi Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ'un 25 Ağustos'ta yaptığı konuşma, "açılım" tartışmalarındaki "kritik" virajlardan biri oldu.
Kritik virajlardan ikincisi, NATO Genel Sekreteri Rasmussen'in katıldığı partisinin iftar yemeğinde, Erdoğan'ın "Riskleri üstlendik, gereğini yapacağız. Geri adım atmayacağız" sözleridir.
Gelinen nokta
Başbakan Erdoğan, gelinen noktaya "Ulus'a Sesleniş"te vurgu yaptı. "Sorumluluğunu hakkıyla taşımayan, her şeyi güvenlik güçlerine havale eden yönetim anlayışları, yaşanan siyasi ve ekonomik krizler, demokrasinin zaafa uğratılması gibi nedenlerle, bu aklıselim noktasına gelinememiştir.
Türkiye, kelimelerden, kavramlardan, fikirlerden korkulan bir ülke olmanın utancını daha fazla taşıyamaz.
Bugün gelinen nokta işte bu muhasebe noktasıdır.
Açılım yalnızca AK Parti iktidarınca yürütülmemeli.'"
Erdoğan'ın ifadesiyle, "AK Parti, Türkiye'nin tamamı değil". O nedenle Erdoğan'ın "Herkes çözümün bir parçası olmalı" çağrısına CHP başta olmak üzere muhalefet partileri kayıtsız kalacak mı, kalmayacak mı?
Bir gelişme umut ışığı oluyor.
30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü'ne katılan Başbakan Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Baykal, buzları eriten bir tablo içinde bulundu.
Karar vakti
Demokratik Açılım tartışmalarında bir yere gelindi. Gelinen noktada herkesin bulunduğu yerde bir yeniden değerlendirme yapmasını gerekli kılıyor.
Gelinen noktadan geri gidilebilir mi? Bu tartışmalar olmamış gibi davranılabilir mi? "Riski üstlendik" diyen Başbakan Erdoğan'dır.
Bu süreç ama yavaş, ama hızlı sürecektir.
Bu, kaçınılmaz. Siyasi aktörler bu sürecin ya içerisinde ya da dışında kalarak rollerini oynayacaklar.
Bazı statükocu dirençler bu sürecin işlemesini engellerse ne olur?
Gelinen nokta itibarıyla "açılımın" asıl akılda tutulması gereken sorusu, budur?