CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Demokratik açılımın jeokültürel sonuçları

Eklenme Tarihi 05 Eylül 2009
Demokratik açılım başarılı olur mu, sonuçsuz kalır mı, sürece yönelik sabote etme çabaları tutar mı diye düşünenlere bir önemli detayı hatırlatalım. Süreç sadece Türkiye'nin iç barışını sağlamak amacı ile sınırlı değil, Ortadoğu dengeleri de söz konusu. Türkiye, kıtaların, kültürlerin, dinlerin ve tarih dinamiklerinin kavşağındadır. Doğu-Batı, Kuzey-Güney gibi geleneksel ve modern tarihin büyük çelişkileri ile İslam, Hıristiyanlık ve Musevilik üçgenine oturan dinsel-politik çelişkiler bir yönüyle Anadolu'da düğümlenmiştir. Bu sebepledir ki Türkiye, jeopolitik, jeokültürel ve çevresinde yer alan enerji ve yer altı kaynaklarıyla jeoekonomik küresel mücadelenin merkezinde bulunmaktadır. Doğu ile Batı, kuzey ile güney arasında, jeopolitik, jeoekonomik ve jeokültürel küresel çatışmaların kavşağında birbiriyle hayli çelişen bu derin dinamikleri başarıyla yönettiğinde Türkiye büyüyüp gelişecek, aksi taktirde hırpalanacaktır. Tarih ilginç bir şekilde Türkiye'nin, Ortadoğu, Orta Asya ve Balkanlar'da stratejik çıkarları farklı ülkelerle işbirliği için jeopolitik ve jeokültürel hamleler yapmasını zorunlu hale getiriyor.

ERDOĞAN-OBAMA-PUTİN

Erdoğan-Obama, Erdoğan-Putin görüşmeleri, Türkiye'nin Rusya ile imzaladığı anlaşmalarla yaptığı jeopolitik hamle, demokratik açılım ile yapmaya çalıştığı jeokültürel hamle ile birleşiyor ve ortaya muazzam bir sinerji çıkıyor. Jeopolitik; coğrafi şartların özellikle coğrafi konumun siyasetteki rolünü ortaya koyar. Türkiye'nin dünya üzerindeki yeri jeopolitik açıdan büyük önem taşır. Ülkemiz eski dünya denilen Asya , Avrupa ve Afrika kıtalarının tam ortasına yakın bir yerdedir. Türkiye farklı siyasi yönetimlere sahip ülkelerin arasında yer alır ve bu ülkelerle ortak sınırlara sahip bir ülke durumundadır. Bununda dünyada başka örneği yoktur. Bu durum ülkemizin önemini her konuda arttırır.

JEOKÜLTÜREL KONUM

Jeokültürel konumu Türkiye'yi, zorunlu olarak evrensel gelişmelerin neredeyse tümüyle ilgilenmek durumunda bırakarak "küresel aktör adaylığı"na sürüklemektedir. 11 Eylül 2001 yılından sonraki "Tek Kutuplu Küresel Sistem" kurma girişimleriyle birlikte "Türkiye yeniden cazibe ve güç merkezi" haline gelmiştir. Bu yeni dönemde ise, Türkiye'nin özellikle "jeokültürel konumu" ciddi anlamda dikkat çekmeye başlamıştır. Zira bugünün koşullarında Batı'yı tehdit eden güçler yoktur; bilakis Batı'nın tehdit ettiği kocaman bir İslam dünyası vardır. Değişen "Ortadoğu çekirdeği" vardır.

İSLAM DÜNYASI
Bu hassas dönemeçte, Türkiye için en önemli çıkış yolları; Türk-islam dünyası ile yakın ilişkiler ve ittifaklar, "Pakistan-Afganistan-Türkiye mihveri" oluşturulması, Irak'ın bütünlüğü içinde Kürt Federe yönetimi ile yeni dengelerin kurulması, "ABD-İsrail-AB" mihveriyle "simetrik denge" esasına göre yeni bir ittifak ilişkisi geliştirmesi olarak görülmektedir. 1 Mart 2003'te "haklı olarak" reddedilen tezkere sebebiyle ABD, ondan sonraki dönem boyunca Türkiye'nin müttefikliğinden ziyade, alternatifinin oluşturulması üzerinde yoğunlaştı ama Türkiye tarihi genlerini konuşturarak, bölgesel güç konumuna gelmiştir.

DEMOKRATİK AÇILIM

Ortadoğu'da yaşayan Kürt nüfusunun yarısına yakını Türkiye topraklarında bulunuyor. Yıllarca, PKK terörü başta olmak üzere, başka araçlar kullanılmak suretiyle, Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ni de içine alan bir Kürt alt yapısı oluşturulmaya çalışıldığını biliyoruz. Türk-Kürt-Acem kavgası başta olmak üzere, "etnik ve ırk temelli" çatışmalar vasıtasıyla "Türkiye, İran, Pakistan" ve diğer İslam ülkelerini karıştırarak parçalama planları vardır, olacaktır... Bir oyuna gelmemek ve oyunu terse çevirmek için, komşularımız da dahil olmak üzere, bölgedeki Kürt kardeşlerimizin hepsiyle birlikte "koordineli hamleler yapmayı esas alan" projelerin devreye girmesi zorunludur. Şimdi,Türk-Kürt beraberliğinin, Ortadoğu'da sağlayacağı bir cazibe merkezi kurma şansı var. Açılımlar ile orta büyüklükteki bir Türkiye, İslam dünyası için "çekim ve ümit merkezi" de olacaktır. Türkiye, çok dikkatli davranmak zorundadır. Bugün, PKK terörü başta olmak üzere, Irak'taki ve Ortadoğu'daki gelişmeleri bu zaviyeden ele alırsak, meselenin içyüzünü, demokratik açılımın (Kürt açılımı) gelişmelerini net bir şekilde ortaya sermiş oluruz. Türkiye'nin etki havzasını genişleterek saygın ve güçlü bir konum elde etmesini sağlayacak bir süreçten bahsediyoruz.