CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Arafat'ın mezarı açılacak, gözler merhum Özal'da

Eklenme Tarihi 11 Temmuz 2012
Filistin'in efsanevî lideri Yaser Arafat'ın ölümü tartışma konusuydu. Filistin yönetimi, Arafat'ın mezarının açılmasına ve otopsi yapılmasına izin verdi. Bu gelişmeden hareket edersek, Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümü üzerinde de şüpheler var.
Özal'ın eşi Semra Özal ve oğlu Ahmet Özal'ın, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Huber-Tarabya Köşkü'nde yaptıkları görüşmenin Özal'ın mezarının açılması ve otopsi yapılmasına "yeşil ışık'' yakılmasına yol açacağı konuşuluyor.
Son kararı, Ankara savcılığının önümüzdeki haftalarda açıklayacağı belirtiliyor.
Bilindiği gibi, Cumhurbaşkanı Gül'e bağlı DDK, Cumhurbaşkanı Özal'ın ölümüyle ilgili raporunu tamamlamıştı.
Raporda öne çıkan önemli başlıklar dikkati çekmiş, "Kan örneklerinin akıbeti belirsiz. Köşk'te delil tespiti yapılmaması akıl tutulmasıdır. Ölümü şüpheli, mezar açılıp otopsi yapılmalı" notlarının altı kırmızı çizgiyle çizilmişti.
Özal'ın şüpheli ölümü üzerinde inceleme yapan Ankara Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin de, bu raporu Çankaya'dan istedi. Otopsi için son karar verilecek. Özel yetkili savcının, mezarın açılması ve otopsi konusunda tam yetkili olduğu belirtiliyor.

Arafat'ı kim öldürdü?

Tüm yaşamını Filistin'in bağımsızlık mücadelesine adayan Arafat, Ramallah'ta geçirdiği ağır beyin kanamasından bir ay sonra 11 Kasım 2004'te bir Fransız askerî hastanesinde yaşamını yitirmişti. O günden beri Arafat'ın ölümü üzerindeki spekülasyonlar devam ediyordu. Son olarak ortaya çıkan İsviçre'deki enstitünün gizli tutulan raporlarında, Arafat'a ait eşyalarda radyoaktif Polonyum 210 elementi bulunduğu, dolayısıyla zehirlenerek ölmüş olabileceği notu,tartışmaları yoğunlaştırmıştı. İddialar üzerine Enstitü, kesin bulgulara ulaşmak için Arafat'ın naaşından numune alınması gerektiğini açıklamak zorunda kaldı.
Sonunda Filistin yönetimi, Arafat'ın mezarının açılmasına karar verdi.

MOSSAD şüphesi

Arafat'ın ölümü sonrası Filistinliler'in şüphesi İsrail üzerinde yoğunlaşmış, İsrail bu yöndeki iddiaları reddetmişti.
Hatırlayalım:
Hamas liderleri Halid Meşal ,2004'te yaptığı açıklamada, İsrail'i Arafat'ı öldürmekle suçlamıştı. Meşal, "İsrail, Arafat'ın öldürülmesi suçunun sorumlusudur. Doktorlardan gelen bilgiler Arafat'ın zehirlendiğini gösteriyor. İsrail, kendi koşullarına göre barışı reddeden herkesin akıbetinin bu olacağı yolunda Filistinliler'e ve Araplar'a açık bir mesaj gönderiyor" diye konuşmuştu. 2006 yılında, uydu üzerinden yayın yapan El Meyadeyn kanalı, İsrail'e çalışan bir casusun Arafat'ı zehirlendiğini itiraf ettiği bir video yayınladı. Bu kayıt 2006'da El Nakab Hapishanesi'nde suçlunun sorgusu sırasında çekildi.
İsrail adına çalışan casus video görüntüsünde, Arafat'ın özel aşçılarıyla işbirliğinde bulunduğunu ve zehirli yemeği kendisinin Arafat'ın odasına götürdüğünü ve orada Arafat'la birlikte El Habeşi adlı biri veya Al-i Habeş hanedanından biri daha bulunduğuna itiraf ediyor. Arafat'ı öldüren zehiri Avihay Adreay adlı bir subaydan aldığını iddia ediyordu.
Yeni Şafak Gazetesi yazarı İbrahim Karagül, "Arafat'ı işte böyle zehirlediler" başlıklı yazısında, dikkati çekici notlar veriyor: Arafat'ın 13 Kasım'da, ölümünden iki gün sonra zehirlendiğine dair şu satırları yazdım: Sağlık durumu ve tedavisi soru işaretleriyle dolu.
Hastalığı teşhis edilemedi. Filistinliler'in bir bölümü zehirlendiğine inanıyor.
Bazı kaynaklar, Fransa'ya götürülmeden önce zehirlendiğini, kanına karışan bir zehrin yavaş yavaş etki edip sonra komaya soktuğunu ve onu öldürdüğünü iddia ediyor. Arafat'ın öldürülmesi, Filistin ve Hamas liderlerine yönelik suikastlerin bir parçasıydı. İsrail istihbaratının Arafat'ı öldürme senaryoları.
Öldürdüler de. Zehirleyerek... Arafat'ın ABD Başkanı George Bush'un onayı ile Ariel Şaron tarafından zehirlendiği elbette bir gün netleşecek" demiştim.
Doktoru Eşref El Kurdi anlattı:
Eğer bir Müslüman belirsiz bir sebepten ölürse otopsi zorunludur. Bence Arafat öldürüldü ve otopsi yapılmadı. Arafat'ı ölümünden 16 gün önce gördüm. O an zehirlendiğini anladım. Yüzünde kırmızı parçacıklar vardı. Paris'e götürülmeden önce, Amman'da onu son kez canlı gördüğümde, vücut ağırlığının yarısını kaybetmişti. Kızıllıklar bütün yüzünü kaplamıştı ve sapsarıydı. Ramallah'ta zehirlendi ve yavaş yavaş öldü."

SONUÇ
Rahmetli Cumhurbaşkanı Özal'ın ölümü üzerinde çok spekülasyon yapıldı; iddialar bitmek bilmedi. Halkımızın büyük çoğunluğu cumhurbaşkanının ölümünü şüpheli bulduğu halde soruşturu-lamıyordu.
Otopsi yapılmaması, herhangi bir araştırmaya gerek duyulmaması, hatta kan örneklerinin kaybedilmesi örtme operasyonu intibası veriyordu. İlk defa umutlanmamıza sebep olacak gelişmeler oldu. Tatmin edici sonuç ancak otopsi ile gerçekleşecek. İhmal mi yoksa kasıt mı olduğu anlaşılacak. Muhtemelen, esrar perdesi arkasına gizlenenler, bu dünyada hesabını vermek zorunda kalacak. Çünkü, gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi bir huyu var. Gizlenenler bir gün mutlaka gün yüzüne çıkar.