Alman vakıfları, iddia edildiği gibi tamamen "Kültürel" düşüncelerle mi kurulmuştur? Yoksa Alman devletinin organı mıdır? sorularına derinlik kazandıracak bir belge gün yüzüne çıktı.
Başbakanlık arşivinden çıkardığı tarihi bir raporu Doğu- Batı Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Ömer Özkaya TAKVİM'e açıkladı.
Alman devleti için, 3 Alman uzmanın (Koehler, Köllmann ve Eilers) tarafından Nisan 1934'te kaleme aldığı bu rapor, Alman vakıflarının tarihi derinliğini gösteriyor. 47 sayfalık rapor, Türk Dışişleri Bakanlığı Siyasi İstihbarat Şubesi ajanları tarafından ele geçirilmiş.
Raporda Mısır, Türkiye ve İran, mercek altına alınmış ve "ilmi ve kültürel çalışma" ana örtüsü altında bu ülkelerde nasıl derinleşileceği ayrıntılarıyla anlatılıyor. Emperyalist devlet anlayışını ortaya koyan saptamalar şöyle: İngiltere, Rusya, Amerika ve Fransa, dünyanın çeşitli bölgelerini, politik, ekonomik ve kültürel bakımdan kendi nüfuzu altına almaktadır. Böyle büyük nüfuz mıntıkalarının teşekkülü ve genişlemesi karşısında Almanya seyirci kalamaz.
Almanya için nüfuz mıntıkası Avrupa'nın Doğusu, Güney Batısı, Ön Asya ve Mısır'dır.
Almanya'nın, Alman nüfuzunu Ön Asya'ya sokmak yolunda en mühim istinat noktası ve hareket mevzii Türkiye'dir.
Alman nüfuz mıntıkası olacak memleketlerin genç nesillerine Alman kültürü vermeye muvaffak olursak, uzun yıllar tahrip ve imha edilemeyecek bir eser yaratmış, bu sahada derinliğe ve genişliğe doğru kuvvetli tesirler yapmış oluruz. Bu yolda pek çok vasıtalar vardır: Okullar, lisan kursları açmak, gazeteler çıkarmak ve mevcut gazetelere yardım etmek. Fakat bu yolda çok dikkatli ve ihtiyatlı çalışmak lazım geldiği unutulmamalıdır.
Şimdi Almanya'da Türkiye için bir âlim sınıfı yetiştirilmektedir. Ve bu sınıf ileride bütün Türk aydınlarına kendi damgasını vuracaktır. Bunların Almanya'yı tercih etmiş olması bir daha ele geçmez bir fırsattır. Türkiye, Doğu'nun kapısıdır. Doğu'da Alman kültürünü yayma merkezleri kurulmalı. Doğu'ya aşina, tecrübelilere görev verilmeli. Gönderilecek ajanların şüphe uyandırmaması için, Alman kültürünü yaymakla görevli iş adamlarını, akademisyenleri ve teknisyenleri örtüsü altında çalıştırmak daha doğru olur."
Konrad Adenauer, Angela Merkel'in liderliğindeki Hıristiyan Demokratlar'a, Türkiye'de sivil toplumun gelişmesi ve insan haklarına önem veren Heinrich Böll, Yeşiller'e yakın. Sendikalarla yakın çalışan Friedrich Ebert ve Feridrich Naumann vakıfları ise sosyal demokrat ve liberal çizgiyi temsil ediyor.
Alman hükümeti adına dünyanın çeşitli ülkelerinde teknik altyapı alanında faaliyet gösteren GTZ, proje finansmanında Avrupa Birliği Yatırım Bankası ve KfW gibi kurumların kamuya yönelik fonlarını Türkiye'de kullanıyor.
SONUÇ: Şimdi en başta sorduğumuz soruyu bir kez daha soralım: Kültürel faliyet gösteren Alman vakıfları, iddia edildiği gibi gerçekten 'sivil midir, yoksa Alman devlet aygıtının birer organı mıdır? Göründüğü gibi, Almanya ilkelerini yıllar önce koymuş. Birçok hükümeti değişmesine karşın sekmeden, bugün bile Alman vakıflarını işler durumda bulunduruyor. Bazı konuların "Partiler üstü" olmasını, stratejik konuların 'devlet meselesi' olarak görülmesini bundan daha iyi anlatan bir örnek olamaz.