CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR

BEKİR HAZAR

YÖ'DEN ÖNCE YÖ'DEN SONRA

Eklenme Tarihi 13 Kasım 2012
Uğur Dündar dağ gibi bir adamdı...
Gazetecilik mesleğine başlayan herkesin...
Ve dahi benim de gözümde...
Bir efsane, bir idoldü...
Mesleğe girdikten sonra...
Onunla tanıştık.
Çok iyi bir dostluğumuz oldu.
Hatta bazı projelerde...
Doğan grubunun patronlarına...
Benim adıma çok iyi referanslar verdi.
Sevdiğim örnek aldığım bir gazeteci idi...
En çok tarafsızlığına hayrandım.
Ne zaman ki Arena'da...
Bir Kemal Kılıçdaroğlu-Melih Gökçek...
Tartışmasına imza attı...
Hayatı değişti.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Melih Gökçek'i...
Ezip geçtiğini ima eden yayınlar yaptı.
Kemal Bey'e büyük destek verdi.
Bu yayınlar öyle bir etkili oldu ki...
Olay taa CHP Genel Başkanlığı'na kadar yansıdı.
Kemal Bey bugün partinin başında ise...
O dönemde Uğur Dündar'ın verdiği...
O müthiş rüzgarların da etkisi vardır.
Ve o rüzgarların arkasında da...
Yılmaz Özdil vardır...
İki tür Uğur Dündar var...
Biri Yılmaz Özdil'den önce...
Diğeri Yılmaz Özdil'den sonra. "YÖ'den sonra"nın daha ilk aylarında...
Doğan Grubu'nda çok üst düzey bir yönetici...
Kulağıma şöyle fısıldamıştı; "Artık Uğur Dündar yok...
Uğur Özdil var..."
Maalesef bu değişim Uğur Dündar'ı...
Aldı taa bu günlere kadar getirdi.
Ve bugünlerdeki halini...
En güzel anlatan da...
Önceki akşam katıldığı canlı yayında...
Mehmet Baransu'ya sarf ettiği sözlerdi.
İşte bakın dağ gibi Uğur Dündar'ın...
Ağzından çıkan o sözler; "Sen kaç yaşındasın çocuk..." "Sen daha ana rahmine düşmeden önce...
Ben bu ülkede gazetecilik yapıyordum." "Sen bir defa çok büyük bir yalancısın" "Ama konuşuyor bu arkadaş sürekli olarak." "Bırak şimdi bırak...
Sen o dönemde kısa pantolonla geziyordun." "Sus anlatayım suus... Sus..." "Uğur Dündar efsanesini...
Senin padişahın bitiremez." "Tamam mı?.. Sus... Sus...
Dinle" "Sen ana rahmine düşmeden...
Ben bu ülkenin meselelerini anlatıyordum." "Sana gazeteciliği öğretmem lazım." "Sen gel yanıma da...
Biraz gazeteciliği öğren tamam mı çocuk?" "Bana gazeteciliği öğretme..." "Bırak Allah aşkına..." "Bunun çok şey öğrenmesi lazım..." "Seni biz muhatap olarak kabul etmiyoruz.
Sen muhatap olarak kabul edilecek bir insan değilsin" "Çırpınmandan belli ne olduğun...
Çırpınmandan belli." "Gülüyorum sana acıyorum.
Acıyorum sana." "Ha hah bu karşındaki insan...
Allah'tan başkasından korkmaz." "Hadi git işine.
Çocuk sen daha çok şey öğreneceksin." "Valla sen bana yazamıyor dersen...
Ben senin alnını karışlarım." "Bırak Allah rızasından bahsetme...
Allah'ın adını da ağzına alma çarpılırsın müfteri." "Hadi iyi akşamlar hadi iyi akşamlar...
Bir daha da benim adımı ağzına alma..." "Ağzın da çarpılır sonra." "Dilin dolaştı, dilin dolaştı.
Dilin dolaştı, sen önce dilini toparla"
İşte YÖ'den sonraki Uğur Dündar...
Ben YÖ'den önceki Uğur Dündar'ı özlüyorum.
Ne olursa olsun insanlara... "Senin alnını karışlarım" demeyen...
O Uğur Dündar'ı...
Allah YÖ'nün derin etkilerinden kurtarsın...
Amin...