BEKİR HAZAR

BEKİR HAZAR

Yazmamak zor olandır

Eklenme Tarihi 8 Şubat 2011
Defne Joy Foster'in ölümü ile ilgili çok şey konuşuldu, yazıldı ve tartışıldı.
Hıncal Uluç'un yazısı olay oldu, ortalık ayağa kalktı.
Hiç girmedim bu konuya, eteklerdeki taşların dökülmesini bekledim.
Hıncal Uluç'a linç girişimi yapıldı neredeyse. Hakaretler yağdı.
Ünlüler dünyasından kendi yakınlarının ölüm gününde barlarda eğlenenleri gördüm… Hıncal'a sallıyorlardı., ölüye sahip çıkıyorlardı.
Onları gülerek izledim.
Bir tanesi ile telefonda konuşmuştum yıllar önce. "Çok üzgünüm, yakınımı kaybettim bugün" diyordu.
O günün gece yarısında Taksim'deki barda vur patlasın gül oynasın eğlenirken görüntüleri geldi.
Yalan dünyanın figürleri böyle işte.
Hıncal Uluç ilginç bir yazar.
Yıllarca herkesin övdüğünü kalemiyle döven bir şahsiyet.
Herkesin dövdüğünü de överek göklere çıkarır.
Tarzı bu.
Defne Joy Foster'in ölümünde de öyle yaptı.
Tepki ve hakaret yağdı.
Bundan rahatsız olacağını düşünmüyorum.
Çünkü bir zamanlar "Bana gelen yüz telefondan 80'i küfür değilse artık okunmuyorum korkusuyla paniğe kapılırım" diye yazmıştı.
Defne Joy'un ölümünde de bu hırsının kurbanı oldu.
Kimsenin yazamadığına imza atarak gündeme gelmenin keyfini çıkarıyordur şimdi.
Ben hep dört duvar arasına girmenin yanlış olduğunu düşünürüm.
Hele bu kadınsa iki kere durmak lazım.
Hele hele ölmüşse bin kere fren yapmak lazım.
Çok ünlü bir sanatçı ile yine ünlü bir başka isim el ele gece yarısı bir eve girerken görüntülenmişti.
Ve ilginçtir ünlülerden kadın olanı evliydi.
Gece yarısı bana geldiler. "Senin muhabirlerin bizi çekti" dediler.
Panik ve korku içindeydiler. "Üç ay içinde boşanacağım" sözü verdi kadın olanı.
O görüntüleri yayınlamadık.
Vicdan seslendi "Dur dedi" bize… Üç ay sonra sözünü tuttu, boşandı o ünlü bayan… Haberi yayınlayarak reyting rekorları kırabilirdik.
Ancak dediğim gibi her şey reyting değil… Bazen olayın vicdanı boyutu, verceği toplumsal faydadan çok zararları gazeteciliğin önüne geçmeli diye düşünüyorum.
Hele hele ölmüş birinin dört duvar arasını konuşmak kimseye ama kimseye bir şey kazandırmaz.
Tam tersine geride kalanlara acı içinde acı yaşatmaktır.
Yakınlarına kaldırıp kaldırıp sopa vurmaktan daha beterdir.
Yazmak çok kolay… Bazen yazmamak zor olandır.
Hıncal Uluç kolayı seçti.
Özeti bu… Ve gerçekçi yazarlığın da bir realitesi vardır.
Eleştirirsin buraya kadar tamam.
Ancak eleştirdiğine de sütunun açıktır.
Cevap hakkı kutsaldır, buna açık olduğun sürece ciddiye alınırsın.
Hayatın da bir gerçeği vardır.
Ölüler konuşamaz. Bu dünyada cevap hakları yoktur.