CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR

BEKİR HAZAR

Türkiye dahi kaynıyor

Eklenme Tarihi 21 Kasım 2013
"Aptallara göre insanlar ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil başta olmak üzere sekizden fazla kategoriye ayrılırlar.
Halbuki olay bu kadar komplike değildir.
İnsanlar sadece ikiye ayrılırlar:
İyi insanlar ve kötü insanlar..."
Bu sözler bana ait değil.
Sahibi bizim Albert... Einstein yani. Şöyle bir düşündüm.
Bu ülkede sekiz kategorinin tamamını ikiyüz yıldır bize şırınga edenler var.
Hatta oturup bırakın sekizi, 88 kategoriye ayıranlar bile var. Kafatası şekillerine göre kategorize ettiler mesela... "Bidon kafalı" dediler.
Mesleğine ve dağlara, ovalara göre kategorize olanlar da çıktı. "Dağdaki Çoban" dediler. "Muhtar olacaklar-Muhtar bile olamayacaklar" diye kategoriler oluşturdular.
3. havaalanı ve 3 köprü karşıtları bile oluşturdular.
Sürekli kategori çalışmaları yapıldı.
Say say bitmez.
Baktığım zaman Albert Einstein'a katılmam mümkün değil.
Zira biz Türkler onun tanımlamasının dışında kalıyoruz.
Dünyada bizim gibi ülkesini kategorilere ayırıp bölen yok.
Bu aptallık asla olamaz. Müthiş bir zekanın ürünü. Gerilim yaşamaya kodlanan bir ülke dizayn etmek için büyük bir zeka ister.
Hatta DAHİ olmak gerekir.
Zaten Einstein abimiz de diyor ki; "Aptallarla dolu bir dünya çekilmezdir; Çünkü dahiliğin mutlak bir sınırı vardır, aptallığın asla."
Bu ülke, bize ne olursa olsun asla çekilmez gelmiyor. Demek ki bölen ve kategorilere ayıran ustalarımız birer DAHİ.
Albert büyüğümüzün bir sözü daha var; "Aptallığın en açık kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp değişik sonuç almayı beklemektir."
Bizde bunu yapan yok. "Bidon kafalı" bir kere diyorlar.
Sonra tekrarlamıyorlar. "Çoban" olayını bir kere ortaya atıyorlar, sonra kayboluyorlar.
Dedik ya bizde kategori uzmanları birer DAHİ.
Mesela 30 yıldır KÜRT sorunu ile uğraşıyoruz. Çözüm yoluna girerken dâhilerimiz "Peki ne olacak TÜRK sorunu" diye bir kavram ortaya atarlar.
Yenilikçidirler yani.
Küresel Sermaye, ABD'nin Neoconları...
İsrail, İngiltere, Almanya, Fransa...
Avrupa'nın neredeyse tamamı...
Bu ülkede barış istemez.
Halkını öldüren Esad istemez.
Lübnan Hizbullah'ı istemez.
Bir de İran tabii. İran generalleri Kandil'e çıkıp "Aman savaşı durdurmayın" diye yalvarır. "Savaş devam ederse şu kadar ağır silah veririz" teklifinde bulunur.
Kandil'den inerken 15 gün önce kaza geçirir. İki İran subayı Türkiye'de savaşın sürmesi uğuruna kazada mevta olur.
Ve yukarıda tüm saydıklarımıza Türkiye'de de katılanlar olur. Ulusalcıdırlar onlar.
Bir zamanlar "Türkiye İran olacak" diye sokağa dökülenlerdir. Şimdi İran'la aynı yerde saf tutarlar. "Barış olmasın" diye haykırırlar.
Sesleri Tahran'da yankılanır. İran-Suriye-Hizbullah ittifakını görmezler.
Bu üçlünün Suriye'nin Kuzeyinde PYD'ye yeni bir Kürt devleti kurdurma girişimlerini anlayamazlar.
Türkiye Irak Kürtleri ile birleşme yoluna giderken, ÜÇLÜ ittifak bizdeki savaşa benzin döker. Ama bizimkiler uyanamazlar; "İlle de savaş" derler.
50 bin kişi ölmüş, 650 milyar dolar harcanmış umursamazlar. "Savaş da savaş" diye çığlık atarlar.
Dönelim tekrar Albert Einsten abimize...
Diyor ki; "Barış güçle korunamaz.
Sadece anlayışla elde edilebilir."
Evet... ANLAYIŞ...
Bizimkiler DAHİ ama anlamıyorlar!!!