Güçlü, korkusuz, mert demektir. "Bir girişimde kendine güvenebilecek durumda olan kimse" demektir.
Aynen böyle yazıyor sözlük.
Başbakan Erdoğan çıktı; "Bir BABAYİĞİT arıyorum" dedi.
YERLİ otomobil yapacak kimseydi aranan.
80 milyon nüfusta korkusuz, yürekli birileri vardı elbet.
Ne de olsa Türk'tük.
Hatta "ÇILGIN TÜRKLER" diyorduk artık kendimize.
Ancak Mustafa KOÇ Bey çıktı; "Yerli oto intihar olur" dedi aslanlar gibi.
Bir takım korkuları vardı sanırım.
Yerli oto girişiminde kendine güvenebilecek durumda olan kimselerden değildi demek ki. Türkiye zaten MONTAJ ülkesiydi.
Dışardan marka geliyor, malzemeleri getiriyor, ÇILGIN TÜRKLER montajlıyordu. Çılgın Montajcılardık hep.
Patronlarımız yabancıydı daima.
Koreli bile Babayiğit idi.
İntihardan korkmuyor, yerli araba markalar üretiyordu. Gidiyor dünyanın bir ucunda markalarına montaj yaptırıyordu.
Biz Çılgın Türkler de Kore'nin montajcı sınıfı ülkelerine giriyorduk.
Ve müjdeler olsun Türkiye idi.
En sonunda bir Çılgın çıktı. "Biz yerli oto yaparız" dedi.
O korkusuz ve yürekli insan ekledi; "Türk marka otomobil mümkün Hükümetin bu adımı kesinlikle doğru." dedi.
O çılgının adı Sergio Marchionne idi.
Çılgındı ama Türk değildi. İtalyan'dı.
Tofaş'ın İtalyan ortağı FIAT'ın Ceosuydu..
Yani Mustafa KOÇ'un ortağı idi.
2012'nin başında Doğan Grubu medyası aracılığı ile "Müjdeler olsun Türkiye" demişti Marchionne.
Allah Allah adam intihar mı ediyordu ne?
Ortağına niye sormuyordu?
Sergio aslında uyanık mıydı?
Markanın adı Türk olacaktı...
Ancak teknolojinin tamamı yine kendilerine mi aitti? Biz yine montaj ustası statüsünde İtalyano mu takılacaktık?
Sonra Hürriyet'in logosunda "Türkiye Türklerindir" mi diyecektik?
Sorular hala havada duruyor.
Sergio "Olabilir", ortağı Koç "İntihar" diyor. Ve derken dün bir başka haber? "Tofaş 2015'te yerli oto üretimine geçiyor."
Ama açıklamada netlik yok.
Biz neyiz? Babayiğit mi?
Yoksa yine babayiğit montajcı mı?
İşte bütün mesele bu.
Savunma sanayiinde de ihale açtık malum.
Füzeler üreteceğiz.
Dört firma katıldı ihaleye.
Çin'in şartları daha uygundu, "Tamam" dedik. Dünyayı anladık da içerde de birileri ayağa kalktı. "Ne işimiz var Çin'le, Patriot varken" dedi. Aynı kafalar sınıra patriot yerleştirildiğinde; "Bunların modası geçti.
Çin ve Rus füze sistemleri patriotları demode yaptı" diye yaygara basıyordu.
Kendilerine ulusalcı, Çılgın Türkler diyen kişilerdi bunlar.
Şimdi patriot isteyen kafalar şunu anlamıyor. "Türkiye'de patriotları üretelim" diyen yabancı firmalar teknolojinin tamamının kendilerine ait olmasını istiyor.
Yani biz Çılgın Türkleri yine MONTAJCI yapacaklar.
Türkiye ise "En az yüzde ellisi yerli üretim olacak" diyor.
Bunu bir tek Çin kabul ediyor. "Biz bu ülkenin sahibiyiz" diye ayağa kalkan ulusalcı dostlarımız ise neden anlayamadım "ULUSAL MONTAJ"dan yana oluyor.
Acaba küresel sermayenin ve locaların bağlısı aileler vasıtasıyla bu ülkeye yıllardır MONTE edilen "MONTAJCI" kafası nedeniyle mi?
Çünkü biz yıllarca MONTAJ liderle yönetildik. Şu anda partilerimizin başına bile Londra merkezli localar "MONTAJ" yapmaya çalışmıyor mu?
Biz Çılgın Türk müyüz, Çılgın Montajcı mı?
Babayiğitler ne dersiniz?