Şarkıcılar yeni bir şeyler yapmalı artık.
Müzik sektörünün dibe vurduğu dönemde yeni çıkış yolları bulmak zorundalar.
Nitekim bunun farkında olup tarz değiştiren ve bu anlamda yol alanlar da yok değil.
Örneğin Mahsun Kırmızıgül… Arabesk ve türkü ile dünya starı olacağını anlatıyordu bir zamanlar bana… Olmaz demiştim. Ortadoğu dışında arabesk yoktu. İstersen Karayip adalarında, Bahamalar'da, Şeyşeller'de klipler çekip "Saarı saarı" diye türküler çığır olmazdı. Olmadı da… Mahsun bunu gördü ve müziği bıraktı. O şimdi bir sinema yapımcısı. O bir yönetmen… Amerikalarda sinema filmlerine imza atıyor "Newyork'ta beş minare" diyor… Şarkılarıyla bir zamanlar tavan yapıp sonrasında bitmeye yüz tutan Mustafa Sandal'ı da yanına çekip, filminde oynatıyor… Pazar günü KanalD'de Ömür Gedik'in programında Mustafa Sandal'ı izledim… Keyifle oynadığı filmi anlatıyordu.
Bir zamanlar "Onun arabası var" diye haykıran adam şimdilerde uzman kesilmiş Newyork caddelerinde oynadığı sinema filminin üzerine ahkam kesiyordu… Devir oyuncu olma devri… Bunu gören ve yakalayan ayakta kalacak. Şarkılarla patlayacağını zannedenlerin büyük çoğunluğu yavaş yavaş sönecek… Kaybolup gidecek… Bana inanmıyorsanız gidin müzik sektöründe zirvelere çıkmış Mahsun'a sorun. O anlatsın size… Mahsun mahsun oturmanın alemi yok… Hangi şarkıcı ile karşılaşsam hep bana "Ne olacak bizim halimiz" diyorlar… Hepsine tek tek anlatmaktan yoruldum… Burada yazayım dedim… İyi yaptım.
BARLAS O HABERİ YAZDIRDI MI?
Sene 1961… 19 yaşındaki Mehmet Barlas stajyer olarak Cumhuriyet'te işe başlıyor. Üç yıl sonra kadroya alınacağı söylendiği gün sevinçten uçarak eve koşuyor. Babasına müjdeyi vermek için.
Eve vardığında babasının kaza geçirdiğini ve öldüğünü öğreniyor.
Gazetedeki yöneticilerden Yalçın Bayer o gün Barlas'a telefon açıp "Baban ölmüş, haberini yazdır" diyor… TRTHaber'de yayınlanan Gündeme Özel programına anlattı Barlas bunları… Haberi yazdırdı mı yazdırmadı mı?... Bunu merak ettim, Mehmet Barlas'ı aradım… "Yazdırdım" dedi. Babasının ölümü ile ilgili kısa birkaç satır haber yazdırmış. Ancak imzası çıkmamış o haberde.. "Korkunç bir şeydi. Kendi babanın ölüm haberini yazdırmak. İşte bu da mesleğin trajedisi" dedi Barlas… Evet… Korkunç bir şey…
BALIKLAR VE TAVUKLAR
Fox'ta yayınlanan Su Gibi de Talip bey eşi olması için ikna etmeye çalıştığı hanımefendiye şöyle sesleniyordu; "Balık havuzda, tavuk kümeste. Gel evimin hanımı ol"
Ekmek elden, su gölden muhabbetinin bir başka anlatım şekli de buydu herhalde… Daha ne olsundu…