CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR
BEKİR HAZAR

Dönemeyenler döndü mü?

Eklenme Tarihi 22 Temmuz 2012
Nisan ayı başında...
İstanbul'da bir toplantı yapılıyordu. "Suriye'nin Dostlar" toplantısı...
İşte bu toplantıyı protesto etmek için...
Suriye'den 100 Esadçı İstanbul'a gelmişti.
Ancak Suriye'ye dönemeyip...
İstanbul'da mahsur kalmışlardı.
Sahi o 100 Esadçı ne oldu?
Dönebildiler mi Esad abilerinin yanına...
Yoksa hala mahsurlar mı?
Veya dönmekten de döndüler mi?..
Dönülecek gibi olmayan Şam'a.
Hükümet "Esad bir yılda gidecek" demişti.
1 yılı biraz geçti şimdi.
Birkaç aylık uzatmaya bakarak... "Hani Esad gidecekti" diye...
Def çalıp, tellal bağırtan yazarlarımız vardı. "Oooh oh" çekiyorlardı. "Esad gitmeyecek işte" diye göbek atıyorlardı.
Şimdi onların durumu ne?
Fikirlerinden döndüler mi?
Yoksa hala göbek döndürmeye...
Devam mı ediyorlar?

FiZiK KURALI

Dönme dolaba binince...
Yukarıdan aşağıya dönersin..
Aşağı gelince...
Aşağıdan yukarıya dönersin.
Tekrar yukarı gelince...
Orada durmazsın...
Her halukarda...
Yine dönersin.

O ne iftar ama

İftarı Sultanahmet'te...
Sevgili Servet Kabaklı'nın...
Türkistan Aşevi'nde birlikte açtık.
11 yıl aynı gazetede...
Birlikte çalıştık onunla...
Eski günleri yadederek...
Önce su içtik...
Ardından elimize aldığımız ilk yiyecek...
Közde kızartılmış Elazığ Biberi oldu.
O ne biberdi ama.
Türkistan yemeklerine...
Özbek pilavı eklendi.
O ne pilavdı ama...
Hele en son gelen...
Kağıt kebabından tattığımız eti...
Ben hiçbir yerde yemedim.
İftar sonrası...
Esad Kabaklı ustanın sazından çıkan nağmeler ve...
Muhteşem türkülerle.... "O ne iftardı ama" moduna girdik.
Uzun zamandır mide fesadına uğramamıştım.
Eve dönerken...
Araba kullanmakta zorlandım.

'AAAH OSMANLii'

Ramazan'ın ilk günü...
İftarda Sultanahmet'teydim.
Türkiye'de adettir.
İlk gün iftarlar evde açılır.
Bu nedenle Sultanahmet boştu.
Arap turistler vardı meydanda.
İftar sonrası bir ara...
Mehter Takımı yürüyüşe geçince...
Çimenlere yayılan Araplar ayağa fırladı....
Hem de büyük bir heyecan ve coşku içinde.
50 yaşlarında bir Arap masanın üzerine çıktı...
Hüngür hüngür ağlamaya başladı.... "Aaah Osmanliiii.... Aaah Osmanliiii" diye bağırarak.

Tarlanıza da hasadınıza da

Kahvelerde konuşulur... "Şikeci Fener" diye... "Galatasaray yapmadı mı" der diğer...
Sokakta da devam eder tartışma.
Ancak koskoca Fener ve G.Saray yöneticilerinin... "Sen tarlayı sürdün, şikeci.." "Yok sen de hasaddan aldığın 1 milyonu kime verdin" diye...
Sokak ağzı ve kahvehane çıkmasıyla...
Birbirlerine sallaması...
Hiç ama hiç yakışmıyor.
Ayıp yahu...
Siz böyle yaparsanız...
Sokaktaki insan da cami çıkışında...
Futbolcuna laf sokar...
Sonra tekme tokatlar konuşmaz mı?
Alın işte cami bahçesinde...
Mehmet Topuz tokadını...
Turşusunu kurup...
Üzerine bir de kına yakın.

Atamızın biri demiş ki;

Tarlaya soğan ekersen... O soğanı keserken... Yüzünü uzak tut. Yoksa... Gözünden yaş gelir.

Büyük keşif

Ertuğrul Özkök... Kendi kendine sormuş; "Acaba biz yazılarımızı neyimizle yazıyoruz" diye... Aslında belli neyiyle yazdığı ama... O hala keşfedememiş. Neyse aradan yıllar geçti. Özkök sonunda keşfini yapmış geç de olsa. Ve cevabı bulmuş; "Evet abi, biz oramızla yazıyoruz" diyor. Neyse.... Adam yaşlandı ama... Hala yazıyor.