BEKİR HAZAR

BEKİR HAZAR

Daha daha Türkiye

Eklenme Tarihi 6 Nisan 2026
Bugün yeryüzünde tanık olduğumuz savaşların büyük bölümü "Hırsızlık ve soygun" sistemince hayata geçirilmektedir. Haydi gelin bunu ilginç bir örnekle açıklayalım.

Libya'nın tespit edilmiş 48 milyar dolarlık petrol rezervi var. Bunun değeri tam 5.5 trilyon dolar.
Afrika'da rezerv açısından birinci, dünyada ilk on arasına giren bir ülke Libya.
Üstelik ABD, Fransa, İngiltere, Belçika, Almanya gibi ülkelerde tam 150 milyar doları var. Devlet tahvillerine yatırılmış bir paradan bahsediyoruz. Ayrıca öldürülen Kaddafi'nin büyük çoğunluğu Fransa'da olan 200 milyar dolar kişisel serveti var. Şimdi hal böyle olunca ne yapar bu SOYGUN SİSTEMİ?

Öküzün trene baktığı gibi bakar mı? Tabii ki hayır. Nitekim öküz değil ağzından salyalar akan çakallara döndüler. Fitne tohumları ile iç savaş çıkardılar. Kaddafi'yi öldürttüler. Hemen 150 milyar dolarlık Libya devletine ait olan parayı dondurup vermediler. BM iç savaşa müdahaleyi tartışıp henüz karar almadan Fransa kendi başına gitti ve Libya'yı uçaklarla ilk bombalayan ülke oldu.

Çünkü Kaddafi'nin kişisel serveti 200 milyar doların büyük bölümü Paris'teki Merkez Bankası'ndaydı.
Fransızlar o parayı yıllarca çatır çatır kullanıp yiyordu. Şimdi Kaddafi'nin akrabaları bu paranın peşine düştü. İngiltere'de Fransa aleyhine dava açıp "Para miras yoluyla bize ait. Geri verin" dediler. Libya'da Kaddafi'den sonra kurulan yeni hükümet de 150 milyar dolarlık devlet alacağının peşine düştü. Hemen General Hafter'i Amerika'dan Libya'ya gönderip savaştırarak ülkeyi ikiye böldüler. Çünkü ABD'de tam 35 milyar dolar Libya parası vardı.
Dondurulmuş 150 milyar dolar için "İki tane Libya hükümeti var. Ne yapacağız?

Bu parayı kime vereceğiz? Kusura bakmayın tek devlet olsun sonra konuşuruz" diyerek üzerine yattılar. Fransa da Kaddafi'nin kişisel serveti 200 milyar doları veremeyeceğini açıkladı. Çünkü para Kaddafi'nin üzerinde gözükmüyor, off-shore hesaplarında kaybolup gidiyordu. Ara da bul bulabilirsen idi durumlar.

Tabii bundan çok daha fazla hesapları vardı bu salyalı çakalların. Asıl hedef Libya'nın tespit edilmiş 5.5 trilyon dolar değerinde 48 milyar varillik petrolüydü. Araya Türkiye girdi. Tüm oyunları bozdu, salyalı çakallara okkalı bir tokat indirdi. Şimdi hem deniz yetki anlaşması yaptık Libya ile hem de birlikte orada petrol arama anlaşmaları imzaladık.

Yani çakalların tezgahı Türkiye'ye yaradı. Libya gönülden Ankara'ya bağlandı.
Suriye'de de benzerini yaptılar. Esad'ın kişisel serveti 2 milyar dolar İngiltere ve ABD bankalarında yatıyordu.
Dondurdular. Esad destekçilerinin ise ne kadar parası olduğu açıklanmıyor. Üstelik ABD yıllarca Suriye petrolünü taşıdı dolar olarak kasasına. 120 milyar dolarlık petrol kaybı vardı Suriye'nin.

ABD bunun 25 milyar dolarını, ülkeyi İsrail'in güvenliği için bölüp parçalamak uğuruna teröristlere yağdırmıştı.
Finalde Türkiye biz kez daha devreye girdi.
Oyun bozdu. Şam'ı Ankara'ya bağladı.

Çakalların tezgahı bir kez daha Türkiye'ye yaradı sonuçta.
Irak'ta 3.5 trilyon dolarlık petrol rezervi vardı. Saddam'ı indirip bu ülkeyi petrol şirketleri ile işgal ettiler. Sadece İngiliz BP ve Amerikan Exxon Mobil'in 2003'ten itibaren 10 yılda Irak'tan geliri 250 milyar dolardı.

Hala bölgedeler ve hortumluyorlar. Ancak Irak'ın geleceği de Türkiye'nin elinde.
Ankara ile sıkı ilişkiler kurabilirlerse prangaları kırıp devlet olabilecekler.
Yoksa işleri çok zor.

İran'ın belirlenmiş petrol rezervleri ise tam 17 trilyon dolar.
İsrail'in güvenliği aşkına başlatılan savaş aslında tam bir sinsi Siyonist çete operasyonu.
Hem İsrail'e hayali vaad edilmiş topraklar anlamında yol açmak hem de rejimi yıkıp bu petrol rezervlerini Batılı şirketlere peşkeş çekmek amacındalar. Peki bu şirketler kim? Hepsi Siyonist hepsi İsrail aşığı.

17 trilyon dolarlık rezervi aslında kendi Siyonist şirketlerine kaydırıp parasal imparatorluğu genişletmek hayalindeler.
Ancak ne yaparlarsa yapsınlar hep ellerinde patlıyor. Çünkü bölgede mecburen yeni bir düzen oluşuyor.
Çakalların soygun dansı aslında bölgede Türkiye'nin ağırlığını daha da artıyor. "Kilit" rolden "Belirleyici" role geçtik artık. Bölge ülkeleri sadece ABD'ye sırtını yaslayarak ayakta kalmanın zor olduğunu bu savaşla gördüler. Hergün füze yağıyor ve ABD durduramıyor. Savaş bittikten sonra gerçek anlamda bir koruma kalkanına ihtiyaçları olduğunu hücrelerine kadar hissettiler.

Suudların ve BAE'nin Ankara'ya yanaşması, Pakistan ve Mısır'ın kareye girmesi boşuna değil. Sırada Kuveyt'ten Bahreyn'e çok sayıda ülke var. Bunu sadece ben söylemiyorum. İsrail basını dizlerini döverek onlar için acı olan bu gerçeği sayfalardan haykırıyor.
Hatta daha da ileri gidip "Ortadoğu'daki yeni düzende savaş sonrası daha az ABD daha ÇOK Türkiye olacak" diyerek çığlık atanlar bile var. Daha daha Türkiye geliyor inşallah.