BEKİR HAZAR

BEKİR HAZAR

Domhnall

Eklenme Tarihi 3 Nisan 2026

HABERİ
SESLİ DİNLE

00:00 00:00
Tüm Sesli Haberler

Almanya, İngiltere ve Fransa gibi NATO ülkeleri ABD'yi İran savaşında yalnız bıraktılar.

"Bizi ilgilendirmiyor" diyecek kadar ileri gittiler. ABD'de hemen "NATO'dan çıkalım" sesleri yükselmeye başladı. Başkan Trump NATO'suz Amerika düşüncesini ciddi şekilde değerlendireceğini açıklayarak "Bizi yalnız bıraktılar. Bunun bedelini ödeyecekler" dedi.

Yeni Dünya Düzeni'nde kartlar karılıyor, ittifaklar çatırdıyor, yeni müttefik grupları oluşuyor. "Satıldık" diyenler, "Sattınız" diye suçlananlar, tehditler, şantajlar gırla gidiyor.

Fransa birkaç yıl önce "NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti. Avrupa ordusunu kurmamız gerekiyor" diyerek çıkış yapmıştı.

ABD dünya arenasından Avrupa'yı silip kenara atıyor, en büyük müttefiki İngiltere'yi bile tasfiye ediyordu.
Avrupalı liderler toplu halde Beyaz Saray'da ağırlanıp kapılarda bekletiliyor, Trump'ın önünde hizaya dizilip aşağılanıyor, AB'ye karşı olan faşist ırkçı partilere CIA'dan para ve destek yağıyordu. Trump önüne gelen Avrupa lideri ile her fırsatta alay ediyor, bazen de hakaret yağdırıyor, "Sizi artık korumayacağız. Başınızın çaresine bakın" diyordu. Bir şeyler çatırdıyordu. O yüzden yıllardır tüm bu tablo karşısında sürekli "Yeni NATO geliyor, bu kaçınılmaz" diye yazıyorduk.

Ortada Donald Trump diye öngörülemez bir deli vardı. Donald İskoç kökenli bir erkek ismi olup, Galce DOMHNALL kelimesinden türemiştir ve "Dünya hükümdarı" veya "Büyük Kral", "Dünya hakimi" anlamına gelir. Epstein belgelerinde küçük çocuklara tecavüzle suçlanan ve görüntüleri elinde bulundurup şantaj yapan İsrail'e boyun eğerek kafayı yemiş bir Donald Trump'la dünya muhatap. Üç ay önce "Ben Kralım" diyen bir Trump için dün de özel danışmanı devreye girdi ve sosyal medyadan ABD Başkanı için "İsa- Mesih" benzetmesinde bulundu. Ortalık ayağa kalktı, küfürler havada uçuştu, "Danışmanları bile bu adam gibi delirmiş" yorumları havada uçuştu. Dünya bambaşka bir evreye gidiyor.

Pentagon'da yapay zeka ile savaş simülasyonları tatbikatı yapıldı. Önemli liderler bu simülasyon içine karar verici olarak yerleştirildi. Yapay zeka devreye sokularak bu önemli liderlerle savaştırıldı. Sonunda nükleer savaş çıktı. İşin tuhafı yapay zekanın bu nükleer savaşı önlemesi beklenirken tam tersi muazzam körüklediği görüldü. Yapay zekaya neden böyle bir karar aldığı sorulduğunda "Eskimeye mahkum bir geleceği kabul etmeyeceğiz; ya birlikte kazanırız ya da birlikte yok oluruz" diyordu.

Pentagon simülasyondan sonra yapay zeka şirketleri ile anlaşma yaparak şimdi bu zıvanadan çıkma kapasitesi yüksek teknoloji silahının İran'da tatbikatını yapıyor.

Son savaş sayısız ülkede "Korumasız durumdayız. ABD korumasındaki körfez ülkeleri bile İran füzeleri ile cayır cayır yanıyor.
İran füzelerinin sadece yüzde 17'si İsrail'e atıldı. Gerisi güya ABD'nin koruduğu körfez ülkelerine gitti.
Caydırıcılığımız yok" düşüncesini doğurdu.

Askeri uzmanlar "Bu durum nükleer silah yapma yarışını tetikleyecek. Patlama yaşayacağız" diyor.
The Economist son sayısında kapağa Trump'ı koydu. Arkasına da kıs kıs gülerek onu izleyen Çin lideri Xiphing'i yerleştirdi.
"Düşmanın ölümcül hatalar yaparken sesini çıkarma" başlığı attı. ABD ölümcül hatalar yaparken Çin'in sessizce izleyerek güçlendiğini ima etti.

Çin'i büyüten ve dünyanın fabrikası haline getiren ABD ve İngiliz Yahudi sermayesiydi. Çin fabrikasını çalıştıran da İran petrolüydü. O yüzden İran aslında gizli "İngiliz" müttefiğiydi.

İngilizlerin kurduğu Hong-Kong bir anda zenginleştirilmiş ve Pekin'e devredilmişti. Sadece İngiliz Hong- Kong üzerinden tam 500 milyar dolar yabancı sermaye Çin'e tahvil yatırımı olarak gitmişti. Bunun yatırıma dönüşüp işlemesi ve kazanması İran petrolüne bağlıydı. Çin'i hala büyütmeye çalışan İngiliz'i tasfiye etmenin yollarından biri de İran'ın rejimini ve petrolünü ele geçirmekti.

ABD'nin "Bizi yalnız bıraktılar" diyerek intikam almaya hazırlandığı Avrupa'nın da bağımsız, güçlü bir ordu kurması için en az 20 yıla ihtiyacı var. Yılda 180 milyar euroyu savunmaya harcıyorlar. Tam bağımsız Avrupa Ordusunun kurulması için de başlangıçta en az 1 trilyon euro gerekiyor. O da kolay değil. O yüzden savunma anlamında Türkiye'ye muazzam bağımlı hale geldiler.

Enerji tedarik zincirinde de Ankara'ya daha bağımlı olacaklar. Çünkü iktidar yıllardır bunları hesaplayarak yatırımlar yapıyor, muazzam projeler üretiyor. İsrail'in peşine takılan ABD gerçekten de ölümcül hata yapmıştı. Çok kutuplu dünya düzenine doğru hızla gidiyoruz.

Türkiye bu ortamda yükselene değer olarak öne çıkıyor. Yabancı uzman ve stratejistler "Türkiye akıllı yönetilmeye devam ederse 2035'te uçar" diyor. Tabii bu bize bağlı. Silivri'den başka derdi ve projesi olmayan dünyadan bihaber muhalefeti iktidara getirirsek... O başka tabii.