Türkiye'nin dünya üzerinde artan gücünü ve nüfuzunu görenler çareyi Yunanistan'da bulacak kadar aptallaşıyor. Geçmişte Yunan ordusunu kullanarak Osmanlı topraklarını işgal ettiren kafalar, bugün de aynı metodun işe yarayacağını düşünecek kadar zavallılaşıyor.
İsrail ve Fransa'nın askeri anlaşmalar yaptıkları Yunanistan'dan medet umması onların nasıl bir darboğaza girdiklerinin en güzel göstergesi.
İsrail'i bu anlamda anlıyoruz. Gece gündüz tüm haber kanallarında ve gazete sayfalarında "Eyvah. Erdoğan Osmanlı İmparatorluğu hayallerini adım adım hayata geçiriyor" diye sürekli analizler yaparak paranoyak takılmaları anormal değil. Geçmişte PKK'dan medet umuyorlardı.
Şimdi o silah ellerinden alınıyor. Gittiler Yunanistan'a sarıldılar.
Ancak Fransa'ya ne oluyor? Niçin şimdi Yunanistan ile kapsamlı savunma anlaşması yaparak hangi amaca yöneldi? İşte burada komedi ve çaresizliğin dışa vurumuna tanık oluyoruz.
Baklayı ağzından Fransa Cumhurbaşkanı Macron düşürüyor. Afrika'da birkaç gündür ülke ülke gezen Macron, salı günü Kenya'nın başkenti Nairobi'de düzenlenen Afrika İleriye Dönük Zirvesi'ne de katıldı. Orada yaptığı konuşmada Afrika'da rekabetin yoğunlaştığını ve eski güçlerinin olmadığını da itiraf etti. Türkiye'nin de pazara girmesiyle Fransa'nın artık Afrika'da tekel konumunda olmadığını söyledi. Türkiye'nin şu anda Afrika kıtasında 44 büyükelçiliği bulunuyor ve bu sayısının kısa süre içinde 50'ye çıkarılacak.
20'den fazla Afrika ülkesiyle hem askeri hem de enerji ve madencilik sektörlerini kapsayan stratejik iş birliği anlaşmaları imzaladık. Son 20 yılda başlatılan Afrika açılımı Ankara'yı kıtada yükselen güç haline getirirken Paris'e ağır darbeler vurdu.
İşte son 20 yılın Afrika'daki Fransa açısından yaşanan tablo; Ticaret kaybı büyüdü. Doğal kaynak erişimi azaldı.
Muazzam bir askerî ve siyasi nüfuz kaybı yaşadı.
Fransız Frangı sistemi üzerinden elde edilen finansal avantajları hızla azaldı. Fransız şirketlerinin pazar payı kaybı göklere çıktı. Fransa'nın Sahra Altı Afrika ticaretindeki payı 2000'lerde yaklaşık %10 civarındayken bugün %5'in altına düştü. Afrika ülkeleri ihraç ettikleri her malın parasını Paris'teki Fransız Merkez Bankası'na yatırmak zorundaydı.
İhtiyaçları olduğunda o parayı alabilmek için Fransa Cumhurbaşkanı'nın kapısında yatıp yalvarmak zorundaydılar.
Kendi paralarını alabilmek için yeni büyük tavizler vermek zorundaydılar.
Türkiye Afrika'ya "Artık enayi olmak yok" ideolojisini 20 yılda sabırla enjekte etti.
Başkaldırı başladı. Afrika ülkeleri paralarına sahip çıkmaya, Fransa Merkez Bankası'na mahkumiyeti safdışı etmeye başladılar Cezayir, Mali, Nijer, Burkina Faso gibi ülkelerde Fransız askerî ve ekonomik etkisi ciddi biçimde geriledi. Fransız şirketleri özellikle enerji, altyapı, telekom, uranyum ve bankacılıkta birçok Afrika ülkesinde pazar kaybetti. Fransız istihbaratı sürekli "Afrika'yı kaybediyoruz. Türkler geldi böyle oldu" diye rapor veriyor. Özellikle Nijer uranyumu ve Sahel bölgesindeki Türkiye'nin sessiz yürüttüğü operasyon çerçevesinde askerî çekilmeler Fransa için stratejik-ekonomik kayıp olarak dağları aştı.
Çeşitli akademik ve jeopolitik analizlerde, Fransa'nın Afrika'daki nüfuz kaybının ekonomik etkisi için rakamlar verildi.
Yıllık onlarca milyar dolar kaybı vardı artık Paris'in. 20 yıllık toplamda ise yaklaşık 500 milyar dolar potansiyel ekonomik kayıp yaşadı.
Kaybedilen ihale, azalan doğal kaynak avantajı, düşen ticaret payı, azalan stratejik kontrol, Fransız şirketlerinin kaybettiği pazarlar, Macron'u "Türkler geldi, maalesef Afrika'daki tekelimizi kaybettik" itirafına sürükledi. 20 yılda 500 milyar dolar kaybedersen haliyle kafayı yersin.
Nitekim dört gün önce Kenya'daki bir panelde, konuşmacıları bölerek sahneye çıkan ve katılımcıları "Sessiz olmaya aksi takdirde salonu terk etmeye" çağıran Fransa Cumhurbaşkanı Macron, kafayı sıyırmanın en güzel örneğini verdi.
Fransa milletvekilleri bile Macron'u "Manyak mısın, sömürgeci gibi davranarak kendini dünyaya rezil ediyorsun" diyerek yerden yere vurdular. Afrika'da bugüne kadar sömürdükleri hangi ülkeye gitse Türkiye'den fena dayak yiyen bir Fransa var artık.
O yüzden gittiler Atina ile askeri anlaşmalar yaptılar.
Koskoca Fransa Türkiye'ye "Cücük Yunan sopası" gösterecek kadar aciz düştü. Daha da ötesi Yunanistan'dan medet umacak hale gelmeleri onların nasıl fena halde "Türk sopası" yediklerinin en güzel göstergesi oldu. Kan ve katliamlarla soyup soğana çevirdikleri Afrika'da mazlumların hamisi Türkiye'den daha çok sopa yiyecekler. Hiç merak etmeyin!