Askeri cezaevine yaklaşınca...
Gözlerini kaşkolla bağladılar.
Arabanın içinde...
Soyunu ve sülalesini katarak küfürlere...
Ve dahi dövmeye başladılar.
Tartaklayarak cezaevine soktular.
Kafası yarıldı.
Burnundan ve ağzından kan geldi.
O haliyle yere yatırdılar.
Elektrik verdiler.
Sonra kollarının üzerine konan...
Bir kalasa sarıp...
Yukarı astılar.
Belden aşağı soydular.
El ve tenasül uzvundan...
Elektrik verdiler.
Ve...
Yumruklamaya başladılar.
12 Eylül döneminde...
İşkenceden geçen kişi...
BBP'nin rahmetli lideriydi.
O şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu idi.
Akşam gazetesi onun kaleminden çıkan...
İşkence dilekçesini yayınladı.
O dilekçede yukarıda anlattıklarım yazıyor.
Okurken gözlerim doldu.
Sizlerle de paylaşmak istedim.
Gözlerimiz boş olmasın.
Herkes herkese anlatsın.
Herkes de çocuklarına...
Çocuklar da torunlarına...
Bu ülkenin yiğitleri...
Bu ülkenin evlatları...
Geçmişte nasıl yaşadılar...
Nasıl bu günlere geldik diye...
Belki o zaman bu memlekette...
Darbesever kalmaz da...
Geleceğimiz...
Geçmişimiz olmaz.
* * *
BİR ELİMDE AYNA VAR
Üzerimde bir yılın yorgunluğu var.
Bugün yollara düşüyorum.
Dağlardan ormanlardan geçeceğim.
Kanyonlardan aşağılara akacağım.
Toprağın kokusunu dinleyeceğim.
Tepelerdeki benzin istasyonlarında duracağım.
Memleket havasını koklayarak çay içeceğim.
Kamyoncuların dinlenme tesislerinde...
Kuru fasulye yiyeceğim.
Arabam hangi sahilde durursa...
Orada ruhumu dinleyeceğim.
Bir hafta tatildeyim.
Bir elimde ayna var.
Haftaya görüşmek dileğiyle.
* * *
BABAMA MEKTUP
Önceki gün oğlumla...
83 yaşındaki babamı ziyaret ettim.
Beni tanıdı ama...
Oğlumu ilk kez tanıyamadı.
Behzat-Süheyl Uygur Kardeşler de...
Babalar Günü için...
Babaları Nejat Uygur'a...
Mektup yazmışlar.
"Artık seninle o eski sohbetleri...
Yapamıyoruz ne yazık ki...
Bizi tanımıyorsun bile" diyerek...
Mektuba giriş yapmışlar.
"Seni çok seviyoruz baba" diyerek...
Mektubu bitirmişler.
Sevgili babacağım...
Ben de seni seviyorum.
Oğlum da...
Balkonu hazırla...
Evlatla çay içmeye geliyoruz.
* * *
DİKKAT DİKKAT
Fener'in yeni transferi...
Hollandalı Dirk Kayt için...
Her kafadan bir ses çıkıyordu.
Neredeyse memleket...
Bölünme noktasına gelmişti.
Twittwer'da millet...
Birbirine giriyordu.
Kimi;
"Onun adını Dirk Kuyt diye okumalı" derken...
Kimleri de; "Dörk Köyt, Dörk Kayt.
Dörk Kuyt, Dirk Köyt" diyordu.
Bir tek "Dirk Kayton bıyık" diyen yoktu.
Hollandalı futbolcu son noktayı koymuş;
Yazıldığı gibiymiş adı.
Dirk Kayt yani.
Bence "Dikkat" diye okunmalı.
Ben ona "Dikkat" diyeceğim...
* * *
ORMAN YANGIN
Fikret ORMAN'ın...
Başkan olduğu Beşiktaş'ı...
Yanmakta olan...
Bir orman gibi görüyorum.
Nedense!!!
* * *
PİRİNCİN TAŞI
Bir program izledim; Adı;
"Komplo Teorisi"
Hitler'in Nazi ordusunda...
Tam 150 bin Yahudi asıllı...
Asker varmış.
Generaller, mareşaller...
Ve dahası Hava Kuvvetleri Komutanı bile...
Yahudi asıllı imiş.
Hadi bakalım...
Ayıklayın pirincin taşını..
* * *
NİKOS ALIR
"Führer" lakaplı Yunan lider...
Nikos Mihaloliakos demiş ki;
"İstanbul'u da, İzmir'i de alacağız"..
Hatta hızını alamamış;
"Karadeniz'i de geri alacağız" demiş.
Evet Nikos İstanbul'a gelir...
İzmir'e, Karadeniz'e de gelir...
Ancak...
Alabileceği tek şey vardır;
"AMK gazetesi..."
* * *
UYARIYORUM
Devlet Bahçeli konuşurken...
Deprem olmuş.
Kemal Bey...
Çay içmeye gitmesin.