Gene Sharpman deşifre oldu.
Yazdığı kitaptaki eylem türleri bir bir Taksim'de uygulandı.
Adamın şeceresi ortaya çıktı.
Karıştırmak için gitmediği ülke kalmamış.
Devrim ihracı için kurduğu enstitünün yönetim kurulunda CIA danışmanı var.
Bunların hepsine eyvallah.
Yine de bir eksik vardı.
Bir Fadime Şahin'i yoktu bu eylemin.
İşte bu durum bana tuhaf geliyordu.
Bir türlü çözemedim "Fadime" eksiğini.
Neyse...
Bir kızımız fırladı ortaya.
Başı kapalıydı.
Eşinin müftü olduğunu söylüyor,
Başbakan'a ağzına geleni fırlatıyordu.
Hakaretin bini bir paraydı.
"Her yer Taksim, her yer direniş" diyen bir başörtülü kızımız.
Müthiş sallıyor, ortalığı yıkıyor.
Yaptığı konuşma internette fenomen olmuş.
Kartel medyasında hit yapan bir yazar adına açılmış sayfada yayına konmuş falan.
Sosyal medya galaktik imparatorluğun evrenlerinde kara delikleri geçerek uçuyor filan.
Kim bu hidayete ermiş kızımız diye merak ettim.
Ortak bir arkadaşımız çıktı.
Kızımız müftüyle evli falan değilmiş.
CHP'de geçmişte ilçe başkanlığı yapan biriyle evliymiş.
Başı da açıkmış.
Kendisi de CHP Gençlik kolları üyesiymiş.
"Yok ya atıyorsun" dedim.
Bana CHP'li gençlere yaptığı konuşmayı izletti.
Eşiyle Balıkesir taraflarında bar falan işletiyormuş.
Adı Mustafa olan bir Belediye Başkanı'nın yanında çalışmış.
Açık fotoğrafını da gösterdiler.
Gül sarısı bir kızımız. "Maşallah" dedim.
Sanırım Gezi olaylarından sonra kapanmış.
Son günlerde hidayete ermiş.
Allah tuttuğunu ağaç etsin.
Canlı yayın araçları kiralayan bir dostumla yemekteydim.
Kanallardan biri Gezi'nin ilk günlerinde canlı yayın arabası istemiş.
Arabayı Taksim'e göndermiş.
Teknik eleman ise Anadolu yakasından evinden gelecekmiş.
Up-linkçi diyoruz biz elemana.
İşte up-linkçi arkadaşımız Beşiktaş'a gelmiş.
Bakmış Taksim'e giden yollar kapalı.
"Ne yapacağım" diye gerilmiş.
Çarşı grubunu fark etmiş sonra.
Taksim'e yürüyorlarmış.
Up-linkçi arkadaşımız aralarına karışmış.
Birisi yanına gelmiş,
"Senin boyun uzun" demiş.
Ona bayrak verip en öne sürmüşler.
Kucağında bayrak sopası en önde uplinkçi...
Arkasında Çarşı grubu...
Taksim'e vardıklarında kanalların canlı yayın araçlarının önünden geçiyorlarmış.
E bu piyasada herkes birbirini tanır.
Diğer kanalların up-linkçileri yanına gelmiş.
"Yahu senin ne işin var Çarşı'nın en önünde" diye kulağına fısıldamışlar.
Bizim up-linkçi dertli;
"Yahu Taksim'e gelecek başka yol bulamadım.
Çaktırmayın" demiş.
Gezi olaylarını tarih yazacak.
Samimi olanlar ayrılacak.
Olayı devrim moduna sokanlar ise her darbede olduğu gibi vicdanlarda yargılanacak.
Ve eminim ki;
Taksim'e ancak Çarşı'nın bayrağını taşıyarak çıkabilen up-linkçi'nin de mutlaka belgeseli yapılacak.
Ben onun kim olduğunu biliyorum.
Belki ben çekerim belgeseli.