Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümünde yeni aşama: Çelişkili ifade veren doktor Nurettin Demirkol hakim karşısında

Eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancıların eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un 2016'daki şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada kritik duruşma bugün görülüyor. Denizolgun'un yeğeni Alihan Kuriş hakkında "kasten öldürme" soruşturması yürütülürken, olay günü çiftlikte bulunan ve ifadeleri HTS kayıtları ile polis tutanaklarıyla çelişen doktor Nurettin Demirkol, "yalan tanıklık" suçundan ilk kez hakim karşısına çıkıyor. Tutuklu doktor hakkında 4 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümünde yeni aşama: Çelişkili ifade veren doktor Nurettin Demirkol hakim karşısında

Eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancıların eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'da İstanbul'un Beykoz ilçesindeki çiftliğinde şüpheli şekilde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmada kritik bir aşamaya gelindi.

DOKTOR İLK KEZ HAKİM KARŞISINDA
İlk olarak doğal ölüm şeklinde kayıtlara geçen, ancak ailesinin suç duyurusunun ardından yeniden incelemeye alınan Denizolgun'un ölümüyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan doktor Nurettin Demirkol'un yargılanmasına bugün başlanacak.

Nurettin Demirkol (Fotoğraf: Takvim Fotoğraf Arşivi)Nurettin Demirkol (Fotoğraf: Takvim Fotoğraf Arşivi)

Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülecek duruşmada, hakkında 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istenen tutuklu sanık Demirkol'un ilk kez savunma yapması bekleniyor.

Arif Ahmet Denizolgun (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi)Arif Ahmet Denizolgun (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi)

DENİZOLGUN'UN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ VE İDDİALAR
Eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancıların eski lideri Arif Ahmet Denizolgun, 7 Eylül 2016'da Beykoz'daki çiftliğinde hayatını kaybetti. Beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm olarak kayda geçen olay, aile üyelerinin suç duyurusu üzerine yeniden soruşturma konusu oldu.

Adli Tıp bilirkişi raporunda Denizolgun'un göğüs bölgesinde tespit edilen ekimozlar nedeniyle ölüm şüpheli değerlendirilirken boğulma ihtimali de dışlanamadı.

KURİŞ'E "KATEN ÖLDÜRME" SORUŞTURMASI
Soruşturma kapsamında Denizolgun'un yeğeni ve Süleymancıların sonraki lideri Alihan Kuriş hakkında "kasten öldürme" suçundan soruşturma başlatıldı. Olay günü çiftlikte bulunan doktor Nurettin Demirkol ise tanık olarak verdiği ifadeler ile dosyadaki deliller arasındaki çelişkiler nedeniyle tutuklandı.

KURİŞ SORUŞTURMASI

Denizolgun'un 2016'daki ölümü, 19 Ağustos 2026'da yapılan feth-i kabir sonrası hazırlanan bilirkişi raporunda "şüpheli" bulundu. Raporda göğüs bölgesindeki dört ekimoz nedeniyle ağız ve burnunun yastıkla kapatılarak boğulmuş olabileceği ihtimalinin dışlanamayacağı belirtildi. 2016'daki "beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm" otopsisinin ise adli tıbbi açıdan eksik olduğu vurgulandı. Bu gelişme üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, yeğeni Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkında "adam öldürme" suçundan soruşturma başlattı. Aynı dönemde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca "çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve yönetmek", nitelikli dolandırıcılık, kara para aklama ve vergi suçları gibi suçlamalarla Kurişlere yönelik operasyonlar düzenlendi. Alihan Kuriş başta olmak üzere çok sayıda şüpheli gözaltına alınıp tutuklandı, aile üyeleri hakkında delil yok etme gibi ek davalar da açıldı.

DOKTORUN İFADESİNDEKİ ÇELİŞKİLER İDDİANAMEDE
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Beykoz'da özel bir hastanede dahiliye uzmanı olarak çalışan Nurettin Demirkol'un, Denizolgun'un özel doktoru olduğu belirtildi.

Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutklanan Alihan Kuriş (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi)Alihan Kuriş Suç Örgütü'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutklanan Alihan Kuriş (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi)

Demirkol'un 26 Ağustos 2026'da tanık sıfatıyla alınan ifadesinde ise Denizolgun'un özel doktoru olmadığını söylediği aktarıldı.

Demirkol, olayın yaşandığı gün çiftliğe gittiğinde Murat Bayrak ile yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu, Denizolgun'un yüzünde ve vücudunda kan görmediğini ve ölümünü şüpheli olarak değerlendirmediğini öne sürdü.

Polisleri kimin aradığını bilmediğini belirten Demirkol, kendisinin çiftliğe ulaşmasından yaklaşık bir saat sonra polis ekiplerinin olay yerine geldiğini anlattı.

Ancak soruşturma kapsamında elde edilen 155 acil çağrı kayıtları, polis tutanakları ve tanık ifadeleri, Demirkol'un anlatımıyla örtüşmedi.

Denizolgun'un şüpheli ölümünün yaşandığı çiftlik (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi)Denizolgun'un şüpheli ölümünün yaşandığı çiftlik (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi)

POLİSİ BİZZAT ARADIĞI ORTAYA ÇIKTI
İddianameye giren Riva Polis Merkezi Amirliğinin 31 Ağustos tarihli yazısına eklenen 155 acil çağrı ihbarı çözüm tutanağına göre, polis ekiplerini arayan kişinin Nurettin Demirkol olduğu belirlendi.

Olay yerine ilk ulaşan polis memuru Z.G. de tanık ifadesinde, kendilerini arayan kişinin Denizolgun'un özel doktoru olduğunu söylediğini, ölümü şüpheli değerlendirdiğini ve olay yerine gittiklerinde kendilerini aynı doktorun karşıladığını anlattı.

Olay yeri inceleme memuru E.T. ise Demirkol'un kendisini Denizolgun'un özel doktoru ve aileden biri olarak tanıttığını belirtti.

Savcılık, Demirkol'un polisleri kimin aradığını bilmediğine, özel doktor olmadığına ve ölümü şüpheli değerlendirmediğine ilişkin beyanlarının resmi kayıtlar ve tanık ifadeleriyle çeliştiğini vurguladı.

DENİZOLGUN'UN YÜZÜNDEKİ KAN DETAYI
İddianamede dikkat çekilen bir diğer çelişki, Denizolgun'un cansız bedeni üzerindeki kan izlerine ilişkin oldu.

Demirkol, savcılık ifadesinde Denizolgun'un yüzünde ve vücudunda kan görmediğini söyledi. Ancak Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyasında bulunan olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanağında, Demirkol'un Denizolgun'un ağzının sağ tarafından kan sızdığını ve kanın yastığı ıslattığını söylediği belirtildi.

Olay yerinde görev yapan bilirkişi doktorunun da Denizolgun'un yüzünün kanlı olduğunu ve ağzından hala kan aktığını ifade ettiği kaydedildi.

Savcılık, Demirkol'un kan izlerine ilişkin farklı beyanlarını da gerçeğe aykırı tanıklık suçlamasının dayanakları arasında gösterdi.

ALİHAN KURİŞ VE HİLMİ TUNA KURİŞ DE ÇİFTLİKTEYDİ
Soruşturma dosyasında öne çıkan bir başka ayrıntı ise Denizolgun'un hayatını kaybettiği gece çiftlikte bulunan kişilere ilişkin oldu.

Demirkol, savcılık ifadesinde çiftliğe gittiğinde yalnızca Murat Bayrak ve yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu söyledi. Alihan Kuriş, Ahmet Yum ve Ahmet Gökçen'in olay yerine gelip gelmediğini ise hatırlamadığını belirtti.

Hilmi Tuna Kuriş ve  Alihan Kuriş (Fotoğraflar yapay zeka ile birleştirilmiştir - Takvim Fotoğraf Arşivi)Hilmi Tuna Kuriş ve Alihan Kuriş (Fotoğraflar yapay zeka ile birleştirilmiştir - Takvim Fotoğraf Arşivi)

Ancak iddianamede, olay yeri inceleme raporu, HTS kayıtları ve tanık beyanları doğrultusunda Alihan Kuriş ile Hilmi Tuna Kuriş'in de olay yerinde bulunduğunun sabit olduğu ifade edildi.

Özellikle Hilmi Tuna Kuriş'in çiftlikteki baz kaydının Demirkol'un kaydından daha önceye ait olduğu ve ikili arasında ardışık telefon görüşmelerinin bulunduğu tespitine yer verildi.

Savcılık, bu veriler karşısında Demirkol'un olay yerindeki diğer kişilerin varlığını bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu değerlendirdi.

Olay yerindeki bilirkişi doktoru da tanık ifadesinde, Demirkol'un yanında yaklaşık 1,60 metre boyunda bir avukat bulunduğunu ve Alihan Kuriş'in de olay yerine geldiğini anlattı.

HTS KAYITLARI DOKTORUN ANLATIMIYLA ÖRTÜŞMEDİ
İddianamede Demirkol'un olay günü nerede bulunduğuna ve çiftliğe geliş saatine ilişkin beyanları da incelendi.

Demirkol, olay günü İstanbul Kısıklı'daki ikametinde bulunduğunu söyledi. Ancak HTS kayıtlarında Kısıklı'dan alınmış bir baz sinyaline rastlanmadığı belirtildi.

Demirkol'un çiftliğe gittiğinde Denizolgun'u ölü bulduğunu söylemesine rağmen hastaneyle ardışık telefon görüşmelerinin bulunması da savcılık tarafından çelişkili değerlendirildi. Bir diğer dikkat çekici ayrıntı ise polis ihbarının yapıldığı saat oldu.

Demirkol, çiftliğe gitmesinden yaklaşık bir saat sonra polislerin geldiğini ifade etti. Ancak iddianamede, doktorun çiftlikteki ilk baz kaydının saat 22.15'te alındığı, 155 ihbarının ise saat 00.30'da yapıldığı belirtildi.

Böylece Demirkol'un ilk baz kaydı ile polis ihbarı arasında 2 saat 15 dakikalık süre bulunduğu ortaya konuldu.

ADLİ TIP KURUMUNDAKİ İFADE DE ÇELİŞTİ
Demirkol'un ifadesindeki çelişkiler yalnızca olay gecesiyle sınırlı kalmadı.

Savcılık ifadesinde Adli Tıp Kurumuna kendisinin gittiğini, ancak oraya kimlerin geldiğini hatırlamadığını belirten Demirkol'un, Ahmet Gökçen'in kurumda bulunmadığı yönündeki beyanı da HTS kayıtlarıyla karşılaştırıldı.

İddianamede, Ahmet Gökçen'in Adli Tıp Kurumunda bulunduğunun telefon kayıtlarıyla tespit edildiği belirtildi.

İDDANAMEDE KAÇ YIL HAPİS İSTENDİ?
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, HTS kayıtları, 155 ihbar çözüm tutanağı, kolluk evrakları, olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanakları ile tanık beyanlarını birlikte değerlendirdi.

İddianamede, Demirkol'un suçlamaları reddeden savunmasının soyut ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek bu savunmaya itibar edilmediği belirtildi.

Demirkol'un "kasten öldürme" soruşturması kapsamında yemin ettirilerek alınan tanık ifadesinde gerçeğe aykırı beyanda bulunduğuna ilişkin kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüphe oluştuğu kaydedildi.

Hakkında "yalan tanıklık" suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilen Demirkol'un iddianamesi Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi.

TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

Tayfun Dastan
Tayfun Dastan Takvim.com.tr Güncel

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler