Denizolgun’un şüpheli ölümünde tutuklanan doktor Demirkol’un ifadesi çıktı... Hiçbirini hatırlayamadı!
Arif Ahmet Denizolgun’un hayatını kaybetmesinin ardından başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan doktor Nurettin Demirkol’un ifade tutanakları ortaya çıktı. Şaibeli ölümde 155 acil çağrı merkezini kimin aradığı, olay yerinde kimlerin bulunduğu ve HTS baz kayıtlarındaki uyuşmazlıklar şüpheli doktora tek tek soruldu. İhbarın kendi telefonundan yapıldığı tespit edilen Demirkol, telefonu ortada bıraktığını ve başkasının aramış olabileceğini öne sürdü. Demirkol’un savcılık ve mahkeme sorgusunda kendisine yöneltilen kritik sorulara sürekli olarak olayların üzerinden 10 yıl geçtiğini belirterek hatırlamadığı yönünde cevaplar vermesi dikkat çekti. Mahkeme, kuvvetli suç şüphesi ve somut deliller ışığında şüphelinin cezaevine gönderilmesine hükmetti. Dosyaya giren HTS verileri, olay yerindeki kişilerin geliş gidiş saatleri ve kolluk tutanakları ile şüphelinin beyanları arasındaki derin çelişkiler kararda etkili oldu.
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 10 yıl önce gerçekleşen şüpheli ölümünün ardındaki sırlar gün yüzüne çıkıyor. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında dosyaya giren yeni deliller, olay gecesi çiftlikte yaşananlara dair çelişkileri gözler önüne seriyor.
Soruşturma kapsamında daha önce tanık sıfatıyla dinlenen doktor Nurettin Demirkol, beyanları ile 155 ihbar kayıtları, HTS verileri ve diğer şahit anlatımları arasında tespit edilen uyuşmazlıklar üzerine yalan tanıklık suçlamasıyla yeniden ifade verdi.
Tutuklama talebiyle sevk edildiği Bakırköy 3. Sulh Ceza Hakimliğinde sorgulanan Demirkol, olayların üzerinden uzun zaman geçtiğini belirterek kendini savundu. Mahkeme, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delilleri dikkate alarak şüphelinin tutuklanmasına hükmetti.
Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, olay gecesi çiftlikte bulunan doktor Nurettin Demirkol yalan tanıklık suçlamasıyla tutuklandı.
'İHBARI BEN Mİ YAPTIM HATIRLAMIYORUM'
Dosyadaki dikkat çekici çelişki, ölüm olayına ilişkin yapılan 155 ihbarı üzerinden kayda geçti.
Demirkol, 26 Ağustos 2026 tarihindeki ilk ifadesinde sağlık ve kolluk ekiplerini kimin aradığını bilmediğini savundu.
Ancak Riva Polis Merkezi Amirliğinin hazırladığı 31 Ağustos 2026 tarihli 155 Acil Çağrı çözüm tutanağında, ihbarın Demirkol'un kullandığı telefon üzerinden yapıldığı belirlendi.
Tutanaklara göre arayan kişi kendisini "ailenin hekimi" olarak tanıttı ve ölümün şüpheli olduğunu bildirdi.
Savcılığın bu çelişkiyi sorması üzerine Demirkol, "Olay günü ben mi aradım, başkası mı aradı hatırlamıyorum. Başkası benim telefonumdan da aramış olabilir." dedi.
'BENİM TELEFONUMDAN BAŞKASI ARAMIŞTIR!'
Telefonunu ortada bıraktığını öne süren şüpheli Demirkol, çiftliğe gelip giden şahıslardan herhangi birinin aramayı gerçekleştirmiş olabileceğini iddia ederek şunları söyledi:
"Olay günü polis benim telefonumdan aranmış ki beni polis memurları 3-4 kere aradı. Ben telefonu birkaç kere benim açtığımı ve polislerle konuştuğumu biliyorum. İhbarı benim yapıp yapmadığımı hatırlamıyorum."
Telefon görüşmelerini hatırlamasına rağmen ihbarı yaptığını hatırlamamasına yönelik tuhaflığı ise "Ben 1 hafta önce takibini yaptığım hastayı dahi hatırlamıyorum. Bu nedenle hatırlayamamış olmam gayet uygundur." sözleriyle savunmaya kalktı.

'AİLE DOKTORU NASIL OLUNUR BİLMİYORUM'
Soruşturmada öne çıkan diğer başlık, Demirkol'un Denizolgun ile kurduğu doktor-hasta ilişkisine yönelik beyanları oldu.
Daha önceki ifadesinde özel doktor olmadığını dile getiren şüpheliye, olay yerine giden polis ve olay yeri inceleme görevlilerinin tutanakları hatırlatıldı.
Görevliler, olay yerinde kendisini aile doktoru olarak tanıtan şahsın bulunduğunu kayıtlara geçirmişti.
Bu durumun sorulması üzerine Demirkol, "Maktulü 2-3 kere muayene ettim. Ancak aile doktoru nasıl olunur bilmiyorum. Bu tabirden neyin kastedildiğini bilmediğim için aile doktoru olup olmadığımı bilmiyorum." diye konuştu.
İhbarın kendi telefonundan yapılmasına, olay yerinde kendisini aile doktoru olarak tanıtmasına ve kritik isimlerle ardışık telefon görüşmeleri gerçekleştirmesine rağmen Demirkol, savcılık ve mahkeme sorgusunda bu detayları hatırlamadığını öne sürdü.
HTS KAYITLARI VE BAZ İSTASYONU ÇELİŞKİSİ
Başsavcılık, şüphelinin ilk ifadesindeki konum bilgileriyle HTS kayıtlarının örtüşmediğini tespit etti.
Demirkol, ilk ifadesinde olay günü Kısıklı'daki ikametinde bulunduğunu söylemişti.
Savcılık sorgusunda kendisine 6 Eylül 2016 saat 18.12 ile 8 Eylül 2016 saat 17.46 arasında Kısıklı bölgesinde baz kaydının bulunmadığı bildirildi.
Şüpheli Demirkol bu tespite, "Benim iki gün baz kaydımın olmaması mümkün değildir. O gün ikametimdeydim. Aksi durumu hatırlamıyorum. Baz kayıtlarının neden bu şekilde çıktığını bilmiyorum." cevabını verdi.
HASTANE İLE ARDIŞIK GÖRÜŞMELER
Olay yerine gittiğinde Denizolgun'un hayatını kaybettiğini belirten Demirkol'un, HTS kayıtlarında 7 Eylül 2016 günü 21.16 ile 21.42 saatleri arasında Hisar Hastanesi adına kayıtlı telefonla art arda görüşmeler yaptığı saptandı.
Savcılığın bu görüşmelerin nedenini sorması üzerine şüpheli, "Ben o gün yaptığım görüşmeleri hatırlamıyorum" cevabını verdi.
Özellikle HTS kayıtlarında olay günü Kısıklı’da bulunmadığının tespit edilmesi ve Hilmi Tuna Kuriş gibi isimlerle yaptığı görüşmeleri açıklayamaması dikkat çekti.
HİLMİ TUNA KURİŞ DETAYI
Dosyada dikkat çeken isimlerden Hilmi Tuna Kuriş'in olay yerindeki varlığı sorgulandı.
Demirkol ilk ifadesinde "çiftliğe gittiğinde sadece Murat Bayrak ile yabancı uyruklu şahsın bulunduğunu" aktarmıştı.
Soruşturma dosyasındaki 8 Eylül 2016 tarihli olay yeri inceleme raporunda Kuriş'in olay yerinde bulunduğu belirlendi.
HTS incelemesinde Kuriş'in 7 Eylül 2016 günü saat 20.56'da çiftliğin bulunduğu bölgeden baz verdiği ortaya çıktı.
KURİŞ'LE KONUŞTUĞUNU DA HATIRLAMADI
Savcılık, Demirkol ile Kuriş arasında aynı gece 21.13 ve devamında ardışık arama kayıtları bulunduğunu saptadı.
Demirkol bu bulgulara karşı, "Ben o gün Hilmi Tuna Kuriş ile konuşup konuşmadığımı hatırlamıyorum. Gittiğimde orada olup olmadığını bilmiyorum. Olay günü çiftliğe gelip giden çok fazla kişi oldu. Bu nedenle hatırlayamamış olmam normaldir. Olay sonrasında da uzun süre uykusuz kaldım. Adli Tıp Kurumuna gittim. Bu nedenle tam olarak bazı şeyleri hatırlamıyorum." ifadelerini kullandı.
Savcılık ayrıca Ahmet Yum, Ahmet Gökçen ve Alihan Kuriş'in olay yerine gelip gelmediğini sordu.
Şüpheli doktor Demirkol, çiftliğin çok kalabalık olduğunu belirterek bu isimleri ve Ahmet Yum ile 8 Eylül 2016 sabahı yaptığı telefon görüşmesini hatırlamadığını öne sürdü.
Demirkol’un savcılık ve mahkeme sorgusunda kendisine yöneltilen kritik sorulara sürekli olarak olayların üzerinden 10 yıl geçtiğini belirterek hatırlamadığı yönünde cevaplar vermesi dikkat çekti.
AĞIZDAKİ SIVI KAN MIYDI
Mahkeme sorgusunda Denizolgun'un bulunduğu andaki durumuna ilişkin ayrıntıları paylaşan Demirkol, olay yerine ulaştığında maktulün hayatını kaybetmiş olduğunu iddia etti.
Maktulün ağzında sıvı bulunduğunu aktaran şüpheli doktor, bunun kan mı yoksa ölüm nedeniyle mideden gelen sıvı mı olduğunu ayırt edemediğini, adli tabip olmadığı için kesin değerlendirme yapamayacağını anlattı.
Ölümün yeni olmadığını vurgulayan Demirkol, vücutta şişme, sertlik ve ölüm morluklarını andıran bulgular tespit ettiğini kaydetti.
'10 YIL GEÇTİ HATIRLAMIYORUM!'
Yıllarca doktorluk yaptığını ve çok sayıda ölüm vakası gördüğünü belirten şüpheli, "Yalan beyanı kesinlikle kabul etmiyorum. Problem 10 sene önceki olayı net hatırlayamamamdan kaynaklıdır." dedi.
ADRES CEZAEVİ
Bakırköy 3. Sulh Ceza Hakimliği, HTS raporları, tanık beyanları ve kolluk tutanakları arasındaki çelişkileri dikkate alarak adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı gerekçesiyle Demirkol'un tutuklanmasına karar verdi.


