Bugünkü
Takvim
  • 26 Kasım 2020, Perşembe

Aşırı acıklı bir muhalefet hikayesi

Bizim muhalefette şu sıra moda ABD'nin yeni başkanı Biden'e mektup yazmak.

Hepsi sandıkta deviremedikleri Erdoğan'ın, Biden tarafından bir şekilde (artık ne şekilse o) tasfiyesini istiyor…

Kimi bu isteğini buram burum mandacılık kokan açıklamalarla, kimi sokağa göz kırpan provakatif grup konuşmalarıyla dile getiriyor. Ve Sam Amca'nın kendilerini duymasını umut ediyor.

Şundan hiç şüpheniz olmasın. Biden bundan 1 yıl önce göz kırptığı Türkiye'deki muhalefetin bu aşırı acıklı halini hem gülerek hem de "Bu kadarını ben bile beklemiyordum, bunlarla işimiz var" diyerek endişeyle takip ediyor.

An itibariyle Kemal, Temel, Ali, Ahmet Beyler ile Meral Hanım'ın göremediği bu gerçeğin farkına bir tek HDP'liler varmış gibi görünüyor.

HDP'ye yakın Yeni Yaşam gazetesi yazarı Veysi Sarısözen, biraz itiraf biraz öz eleştiri içeren yazısında "Biden'den destek alabiliriz ama bunun için çok çalışmalıyız. Yoksa Erdoğan devam eder" mesajı veriyor.

Memleketin sözde sosyalist partisinde durum bu! Biden'in gözüne girmek için her şeyi yapmaya hazırlar. Ortaklarından da aynı kararlı duruşu, pardon duruş bozukluğunu bekliyorlar…

İnsan merak ediyor… Acaba kendilerini Biden'e beğendirmek için daha ne kadar duruş bozukluğu gösterebilir, bu milleti daha ne kadar utandırabilirler?

Allahtan Sarısözen lütfetmiş de yazısında bu merakımızı gidermiş…

Efendim… Bugünün politik sorunu AK Parti ve MHP bloğunu ABD için 'kullanılamayacak' hale getirmekmiş! (Batı bunları yıllar önce 'sık kullanılanlara' zaten eklediği ve bundan hiç rahatsız olmadıkları için herkesi kendileri gibi görüyorlar.)

Muhalefet birleşmeli ve siyasi bir alternatif olduğunu göstermeliymiş. (Yanlış anlaşılmasın… Millete değil ABD'ye gösterecekler ne göstereceklerse!)

Eğer bu gerçekleşirse hiçbir devlet böylesine yıpranmış bir iktidarı kullanmak istemeyecek ve desteğini kesecekmiş! (Yazar burada "Millet iradesi falan hikaye, ABD ne derse o olur. İktidar da ancak böyle değişir" demeye getiriyor.)

Bu satırları okurken aklınıza Necip Fazıl Kısakürek'in "Bugün bizdeki muhalefet iktidarı düşürmek şartıyla vatanı düşürmeye bile razıdır" sözü geliyor değil mi? Normal… Başka ne gelebilir ki?

Yıllardır bu hastalıklı psikolojinin ürettiği yalanlara hepimiz alışmadık mı? "Onu ABD getirdi" diyerek iftira attıkları Erdoğan'ı ABD eliyle devirmek istemeleri ilk bakışta çelişkili gibi görünmekle beraber tam bizim muhalefete göre bir hareket. Kendisini sağda, solda, ortada nerede gösterirse göstersinler… Türkiye'de muhalefetin hal-i pürmelali bu…

O sebeple bunların HDP ile gizli gizli Anayasa çalışmalarına da…

İktidarı devirmek için ülkenin bölünmez bütünlüğünün teminatı olan Anayasa'nın ilk 4 maddesini pazarlık konusu yapmalarına da…

Yedikleri haltlar ortaya çıkıp, gözünü far tutulmuş tavşan gibi yakalandıkları halde her şeyi inkar etmelerine de şaşmayın…

Onlar görevlerini yapıyor…

Bu kadar izahattan sonra o görevin ne olduğunu açık açık yazmaya gerek yok diye düşünüyorum.

Anlayan anlamıştır…

Anlamayan varsa Necip Fazıl Kısakürek'in o sözünü bir kez daha okusun…

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya