Derken ülkemizin dünya ile irtibatı arttıkça arttı. Her geçen gün daha fazla kişi iş, turistik gezi, eğitim için yurtdışına gider oldu. Gidenler döndüklerinde etmişçesine kazın ayağının farklı olduğunu söylediler; evet, batı fakru zaruret içerinde değil.
Ama tablo sizin zannettiğiniz kadar da toz pembe değil. İnanmak istemedik.
Batının ilmi, bilimi, teknolojisi diye inadımıza devam ettik.
Şimdi gelelim korona salgınına.
Birçoğunun beklentisi salgından kırılmamızdı. Avrupa'da Amerika'da insanlar hastane koridorlarında yatıyor, huzur evlerinde yaşlılar ilaçsızlıktan ölüyorsa bizde cesetler sokakta kalır diye düşündüler. Salgın başladı.
Üzerinden haftalar geçti. Ama yok, olmadı. Evet vaka sayımız arttı, hastalık yayıldı ama ilacımız da, doktorumuz da, yoğun bakım yatağımız da var. Salgına yakalanıp sağlık hizmetine ulaşamayan kimse yok. Üstelik salgının yayılma hızı kısa sürede stabil hale geldi. İyileşme oranları arttı. Vefat ve yoğun bakım oranları düştü.
Sonra 0.21'i çıkardılar. Salgının başından beri yaşanan toplam ölümlerin toplam vaka sayısına oranı.
Bu oran her gün 0.21 çıkıyormuş.
Sevinç içinde 'bulduk' diye sosyal medyanın başına geçtiler. Vaka hep aynı, demek ki sabit tutuluyor. Demek ki rakamlar gerçeği yansıtmıyor, paylaşımları yaptılar. Profesörler, istatistikçiler, doktorlar, milletvekilleri, hesap uzmanları.
Bilim diye, teknoloji diye, kuşkuculuk diye, özgür düşünce diye yıllardır başımızın etini yiyen kim varsa hiç sorgulamadan 0.21'in kerametine inandı. Çünkü kafalarındaki dogmaya uygundu bu rakam. Çünkü Türkiye'nin batıdan iyi olmaması gerekiyordu.
Öyle inanmışlardı yıllardır. İnançlarını doğrulayan bir rakam çıkınca gönül rahatlığı ile peşine takıldılar. Hiçbirini aklına hesap makinası alıp hesaplamak gelmedi. Önlerine hazır konanı yemeyip kuşkulansalardı, kendileri hesap yapsaydı rakamların aslında her gün değiştiğini kimi gün 0.212050 diğer gün 0.214779 olduğunu göreceklerdi. Yüzdelik hesabı olduğu için kısa yoldan noktadan sonraki iki basamağın yazıldığını onun için oranın hep '0.21' çıktığını fark edeceklerdi.
Dahası aynı oranın ilk iki basamağının diğer ülkelerde de değişmediğini '0.85' '0.63' gibi sayılarda sabit kaldığını göreceklerdi. Ve tabi diğer ülkelerin sabit kalan ölüm oranının bizimkinin 3-4 katı olduğunu da anlayacaklardı.
Hülasa bunların eğitimlisi de, eğitimsizi de, profesörü de, talebesi de 0.21'lik. 0.21'lik zekaları var.
Beraber yaşadıkları insanlara güvenleri 0.21. Vatanseverlikleri 0.21. İlimden, irfandan, özgür ve eleştirel düşünceden nasipleri 0.21. Hak ettikleri değer 0.21!