Maç öncesi Trabzonspor'un üç stoperli ilk 11'i doğal olarak 3-5-2 ya da 3-4-3 beklentisini doğurdu. Kağıt üzerinde bu tercihin belirli bir planın ürünü olduğu düşünülebilirdi. Fakat sahadaki yerleşim bu planın karşılığını vermedi. Özellikle ilk 20 dakikada bordo-mavililer sahaya doğru yayılamadı, hatlar arası mesafe açıldı, geçiş savunması kırılganlaştı. Gaziantep bu dağınıklıktan ciddi boşluklar üretti. Zemin biraz daha elverişli, rakip son vuruşlarda biraz daha mahir olsa tablo Trabzonspor adına çok daha ağır olabilirdi. 20. dakikada gelen gol bir anlamda teknik heyetin alarm düğmesine basmasına yol açtı. Fatih Tekke'nin kenardan müdahalesiyle takım yeniden dörtlü savunma düzenine döndü.
Bunun doğrudan sonucu demek iddialı olur ancak sistem değişikliğinin ardından oyunun dengelenmesi ve gollerin gelmesi tesadüf olarak da açıklanamaz. Trabzonspor'un devreye önde girmesi o kaotik ilk bölümün ardından yakalanabilecek en rasyonel senaryoydu. İkinci yarı ilk devreden bütünüyle kopmadı. Skor dezavantajıyla birlikte Gaziantep daha fazla risk aldı, ön alan baskısını artırdı. Bu durum Trabzonspor'a geniş alanlar sundu. Ne var ki bu boşlukları skora tahvil edecek bitiricilik kalitesi sahaya yeterince yansımadı. Hücum organizasyonları çoğu zaman son pas ya da son vuruşta sekteye uğradı. Fatih Tekke'nin maç içinde iki kez diziliş ve rol değişikliğine gitmesi teknik ekibin arayışını gösteren önemli bir detaydı. Bu, oyundan duyulan memnuniyetsizliğin sahadaki yansımasıydı.
Net bir baskı planı ya da oturmuş bir set hücumu izleyemedik. Mücadele zaman zaman doğaçlama bir karakter kazandı. Trabzonspor'un bu tıkanıklığının temelinde kanat varyasyonlarının sınırlı oluşu yatıyor. Genişlik üretilemeyince merkez kalabalıklaştı oyun sıkıştı. Bu noktada Zubkov'un dönüşü hem oyun genişliği hem de hücum sürekliliği açısından kritik görünüyor. Onana'nın güven veren refleksleri ve kritik anlarda yaptığı müdahaleler takımın ayakta kalmasını sağladı.