Beşiktaş'ın zaafı kendi defansında baskı yiyince top çıkaramaması. Atiba yanlara, kısa pas yapan bir oyuncu.
Pas yüzdesinin çok yüksek görünmesinin nedeni de bu. Baskı karşısında hem top tekniği hem de hızı yetersiz kalıyor. Çok da iyi oynamamasına rağmen Gökhan'ın Atiba'dan farkı ve üstünlüğü uzun pas atabilmesi.
Marcelo'nun da öne doğru topla çıkmasıyla Napoli'nin Beşiktaş'ı kendi sahasına hapsetme taktiği işlemedi.
Cenk'in girmesiyle takım yine eksik oynamaya başladı. Daha da kötüsü o zamana kadar aldığı her topta tehlike yaratan Aboubakar'ın en uçta ve ortada oynarken sağa ve Cenk'in arkasına geçip kaleden uzaklaşması oldu. Santrfor gol atamasa da top kapar, ayağında top tutar, ayak ve kafayla oyunu kanatlara açar, çalım tar ve dripling yapar. Cenk'te bunların hiç birisi olmadığı için gol atmadığı zaman dikkat çekiyor. Oysa bunların hepsini gol attığı için övüldüğü zamanlarda yazdım. 2. yarı Cenk'in önce sağ sonra da sol kanada geçmesiyle Aboubakar tekrar en uca gitti.
İkisi beraber oynamaz çünkü Cenk sadece ortada karambol golcüsü.
Quaresma'nın da etkisiz olmasıyla forvette kanatsız oynayan Beşiktaş'ta gol umudu sadece Aboubakar'ın yine tek başına ekmeğini taştan çıkarmasına kalmıştı. Nitekim penaltı da böyle geldi.
Oğuzhan'ın girmesi takımın direncini düşürdü. Beklendiği gibi oynamasa bile çıkan Gökhan değil Tolgay olmalıydı.
Hamsik müthiş vurdu, gayet iyi oynayan Fabri'nin yapacağı bir şey yoktu. Rhodolfo hala ürkek, hazır değil. Quaresma çok etkisizdi, Tolgay yine saklanarak oynadı.
Beşiktaş yenebilirdi, yazık oldu ama tarafsız gözle maçın hakkı da beraberlikti.