Lütfi Albayrak

LÜTFİ ALBAYRAK

Orucun güzellikleri

Eklenme Tarihi 26 Şubat 2026

Oruç sadece aç kalmak değildir. Oruç; yavaşlamaktır. Biraz durmak, biraz düşünmek, biraz da kalbi dinlemektir. Ama kabul edelim… İşin içinde çok tatlı insani anlar da var.
Suyun kıymetini yeniden keşfetmek: Normalde bardakta unutulan su, oruçta bir hazineye dönüşür. İftara beş dakika kala bardağa bakılır, içinden sessiz bir bağ kurulabilir: "Birazdan kavuşacağız…" İnsan o an anlar: Meğer su ne büyük nimetmiş.
Sabır kaslarının geliştiği ay: Oruç, içimizde gizli duran sabır kaslarını çalıştırır. Normalde trafikte üç saniyede sinirlenen insan, Ramazan'da: "Hayırdır kardeşim…" seviyesine yükselir. Bu da bir tür ruh sporu sayılır.
Sofranın etrafında toplanan hayat: İftar sofraları sadece yemek değildir. Bir araya gelmektir. Telefonların biraz kenara bırakıldığı, çorbaya üflenerek değil muhabbetle soğutulduğu anlardır. Aynı sofrada farklı hayatlar buluşur. Oruç, insanları aynı ritimde kalp atmaya davet eder.
Empati güncellemesi gelir: Bir gün aç kalınca, her gün aç kalanlar daha iyi anlaşılır. Oruç, fark ettirmeden şunu öğretir: Tokken konuşmak kolaydır. Açken anlamak derindir.
Küçük şeylerden mutlu olmayı hatırlamak: Bir hurma. Bir yudum su. Bir sıcak çorba. Normalde fark edilmeyen detaylar, oruçta başrole çıkar. Hayat minimal moda geçer. Ve insan şaşırır: Meğer çok az şeyle de mutlu olunabiliyormuş.
İç ses biraz daha yükselir: Oruç, bedeni yavaşlatır; ruhu hızlandırır. Gürültü azalınca iç ses daha net duyulur. Bazen pişmanlıklar gelir akla, bazen şükür, bazen de "Ben aslında kimim?" sorusu. Bu sorular kolay değildir ama kıymetlidir.
Sonuç olarak: Oruç; açlık değil, farkındalıktır. Yokluk değil, paylaşmaktır. Zorluk değil, derinliktir. Bir ay boyunca insanın kendine gönderdiği uzun bir mektup gibidir. Ve en güzeli şudur: Oruç, sadece mideyi değil, kalbi de terbiye eder.