İlk teşhis: Aynayla konuşuyor mu?
Eğer cümleye "Ben normalde…" diye girip 14 dakika kendini anlatıyorsa teşhis nettir: Vaka ileri seviye. Bu noktada dinliyormuş gibi yapma kaslarını çalıştır, ruhunu koru.
"Ben" sayacı tut:
Konuşma sırasında içinden say: "Ben, bana, bence, benim, ben zaten…" 10'u geçtiyse sohbet değil, tek kişilik belgesel izliyorsun. Acil çıkış cümlesi: "Çok güzel anlattın… ben bir su almaya geliyorum."
Onu kendi silahıyla vur:
Kendini beğenmişlerin en büyük zaafı: Alkış ihtiyacı. Kibar ama sarsıcı cevap: "Bunu anlatırken bile ne kadar mütevazı olduğunu hissediyorum." Beyin kısa süreli reset atar.
Abartıyı abart:
"Ben zaten bu işin duayeniyim" dedi mi, bir üstüne çık: "Evet evet, bu konunun kitabını da sen yazmıştın… okuduk." Egosu kendine çarpıp geri sekebilir.
Sessizlikle cezalandır:
En acı yöntemdir. Övdüğü anda hiç tepki verme. Ne "hmm", ne kafa sallama… Ego alkışsız kalınca zayıflar.
Detay sorusu tuzağı:
Kendini beğenmişler başlık sever, detayı sevmez. "Ben bu işin uzmanıyım" dedi mi: "Harika, tam olarak hangi kısmı?" Ardından gelen "Yani genel olarak…" Net galibiyet.
Sahte hayran tekniği:
Risklidir ama eğlencelidir: "Bu özgüveni nasıl yakaladın? Kursu falan var mı?" Ciddiye mi aldın, taş mı attın anlayana kadar sen keyfini çıkar.
Konuyu gerçeğe getir:
"Ben olmasam bu proje bitmezdi" cümlesi geldiğinde: "Doğru… ekip de tam o sırada kahve almaya çıkmıştı zaten." Nazik, ama öldürücü.
Grup ortamında savunma modu:
Kalabalıkta kendini beğenmiş = mikrofon bulmuş ego... Yapılacaklar: Göz teması minimum. Kafa sallama yok. "Evet evet" kesinlikle yasak. Alkış olmazsa kendini tekrar eder, sıkılır, susar.
Mütevazı görünümlü türlere dikkat:
En tehlikelisi budur: "Ben aslında kendimi övmeyi sevmem ama…" Bu cümlenin sonu genelde: Altın madalya... CEO'luk... "Herkes bana danışır." Karşılık: "Bayağı tevazu akıyor gerçekten."