Sevdiklerini, hoşlandıklarını, nefret ettiklerini, kıskandıklarını, çekemediklerini, küstüklerini, barıştıklarını, kovmak istediklerini, yanından bir saniye bile ayrılmak istemediklerini anlatırlar. Kısaca kadınların gözleri sadece görmez, aynı zamanda da konuşur.
Başkalarının yanında dile getirilemeyen her şey gözlerle anlatılır.
Çocukluğumuzda annemizin bize anlattıklarını; büyüyünce sevgilimiz, eşimiz gözlerle bize anlatır. Bazıları öyledir ki "Bak bana" dedirtir.
Dedim ya, bir erkek olarak ilk bu bakışlara annelerimizden aşinayız.
Misafirliğe gittiğinizde size uslu durmanız gerektiğini anlatan bakışlar.
Misal sevgilinizin yanında bir şey anlatıyorsunuz.
Anlatmamanız gerektiğini size gözler ve kaşların uyumuyla anlatmaya çalışır.
Ve sizin de konuyu öyle bir kıvırmanız gerekir ki Mezdeke Dans Grubu bile size özenir.
Bir ortamda eski bir kız arkadaşınızı görürsünüz, yanınıza gelip ondan bundan konuşmaya başlarsınız. O anda yanınızda olmayan sevgiliniz karşıdan gelirken gözleri ile size "Kim bu kız? Hayırdır, iki dakika bırakmaya gelmiyorsun" cümlesini bir bakışla anlatabilir.
Ya da dolaşırken vitrinde görmüş olduğu şeye hayranlıkla bakarken erkeklerin centilmenlik anlamında "Beğendiysen gel alalım aşkım" jestine "Yok canım ne gereği var, hem çok pahalı" ile lafı tamamlar.
Fakat öyle bir bakış atar ki yavru kedi bakışı diyebilirim, bunun anlamı da "İstemem yan cebime koy"dur.
Herhangi bir şeyi yaparken hoşuna gitmeyen bir hareketse kadının bakışı yeterli olabiliyor. "Sakın aklından bile geçirme" bakışı diyoruz.
Kadınların bakışları insanı yer bitirir, tehlikelidir. Kadın, değişken varlıktır, anlık değişiklikler gösterir, bunu iyi takip edemeyen erkek tam anlamıyla hapı yutar.
Kadının aklından binbir şey geçer, erkek bunu vakitli olarak kadının bakışlarından anladı anladı yoksa rezil rüsva olur.
DELİ
Bir gün bir adam altınını kaybetmiş.
Herkese sormuş ve en sonunda da bir deliye sormuş.
Deli:
-Bak, soldaki caddeye gir.
Sonra sağdakine gir, sonra 3 bina çıkacak ikincisine gir, orada 4 kapı var üçüncüsüne gir, orada 1 sandık var, onun içinde 1 sandık daha var, onun içinde 1 sandık daha var, onun içinde 1 şapka var, onun içinde küçük bir Kur'an var. İşte o Kur'an çarpsın ki ben almadım.
SAĞLAM İŞ
Dört ayda beşinci işini değiştiren adam, son girdiği şirkette depo görevlisi olarak işe başlar. İlk haftanın sonunda yükleme yapılırken adam, kullandığı yükleyicinin kontrolünü yitirerek bazı malların zarar görmesine neden olur.
Bunu gören depo sahibi yanına gelerek adama, zararın tazmin edilmesi için zarar karşılanana kadar maaşının %10'unun kesileceğini söyler.
Adam bunu duyunca gülmeye başlar. Patron şaşırır, adam sorar:
"Ne kadar sürer bu zararı karşılamam sizce?""Yaklaşık 8 ay sonunda zararı kapamış olursun." "Çok güzel.
Nihayet sürekli ve güvenli bir iş bulabildim!"
AlkışlıYorum
Tatile giderken evde unuttuğum balığın yedi gün sonra hala yaşadığını görünce çok sevindim. O da beni görünce çok sevindi, hatta sevinçten öldü. Ya da ben yemi biraz fazla kaçırdım...