TRAFİKTE ömrünün önemli bir kısmını geçirirsin.
Öyle azımsanacak bir süre değildir. Mesela buna çözümü insanlar şöyle bulmuştur; kitap okur ya da uyurlar. Yine de her haliyle aşırı sinir bozucu bir durumdur.
KAFANI kaldırdığında gökyüzünde yıldızlar yerine griye çalan bulutları görürsün.
Şehirdeyken bunu hatırlamazsın ama biraz dışına çıktığında nelerden mahrum kaldığın adeta gözünün içine sokulur.
PARANIN önemli bir bölümü kiraya gider.
İster Boğaz'a yakın ister uzak olsun, barınmaya çok ciddi paralar ödersin. Evin yoksa kölelik hayatı gibi bir cenderenin içindesin demektir.
BAZEN seni delirtecek kadar büyük bir kalabalığın içinde sıkışıp kalırsın.
Yaya trafiği olur.
İlerleyemezsin, gideceğin yere gecikme sebebin olur.
ÇİÇEĞİ böceği bırak, çimen gördüğüne sevinecek kadar yeşile hasret kalırsın.
Asfalt ve betonların arasında gördüğün yapay çimler bile bir gram olsun huzur verir. İşte standardın bu kadar düşmüştür.
ŞEHRİN güzelliklerinden bahsedersin ama o güzelliklerin tadını çıkaracak fazla vaktin olmadığını unutursun.
Bir çeşit kendini avutma yöntemidir.
HER zaman otobüsü, metroyu, metrobüsü, tramvayı yakalamaya çalışırsın.
Hep bir koşturma hali, hep bir telaş. Her yere geç kalma korkusu, özellikle sabahları işe giderken.
8-9 SAAT çalıştığın işine gidip gelmen 2-3 saat sürdüğü için hafta içi kendine vakit ayırman mümkün değildir.
Eve girer girmez adımlarını atarken soyunur ve en yakın yere çuval gibi yığılır kalırsın. İstediği kadar kültür sanat hayatı olsun, senin vaktin olmadıktan sonra ne anlamı var ki?
EVİN kapısını kilitleyip çıktığın an kesinlikle cebindeki paranın eksileceğini bilirsin.
Yani ne bileyim, bir çay içsen, bir simit alsam filan...
MİLYONLARCA insanın yaşadığı şehirde yalnızlığı iliklerine kadar hissedersin.
Çok çevren olduğunu düşünüyorsan telefonu eline al ve aklına ilk gelen arkadaşlarını ara.
'Hemen görüşmemiz gerekiyor, bir şey sorma gel' de, bak bakalım kaç kişi bahane uydurmayacak.
Çünkü şehirli ilişkiler biraz böyledir.
GÜRÜLTÜDEN kaçma ihtimalin neredeyse sıfırdır.
Tam uykuya dalacakken sokaktan hızla geçen bir motosiklet ya da müziği sonuna kadar açmış bir araba geceni zehir edebilir.
HAVA durumunu asla kestiremezsin. Sabah serinken öğleden sonra bir anda 10 derece sıcaklık artışı olabilir.
Sıcağı bir şey değil ama o yapış yapış yapan nemine katlanmak zorunda kalırsın. 'Nem çok nem' cümlesi diline pelesenk olur.
LÜZUMSUZ BİLGİLER
NEW YORK'TA 5'inci caddede bir adama araç hafifçe çarptı.
Adama bir şey olmamıştı.
Şoförle konuştu ve kalkacakken olayı gören biri yanına gelerek kalkmazsa sigortadan para alabileceğini söyleyince, yeniden aracın önüne yattı.
Araç sürücüsü ise adamın gittiğini düşünerek gaza bastı ve adam öldü...
TESPİTLİ YORUM
@onderseren TÜRKİYE İngilizce yeterliliğinde dünyada son sıralardaymış.
Valla şöyle etrafa baktığımızda Türkçe yeterliliğinde de son sıralardayız gibi geliyor ama bir şekilde iletişim kurabiliyoruz.
ALKIŞLIYORUM
@tugceasbal LİSEDEYDİK.
Bana şiirlerini okuturdu.
"Bunları biri benim için yazsa hemen aşık olurdum" dedim. Birkaç hafta sonra "Tüm şiirler sanaydı" dedi. Aşık olamadım. Lise de çok boş.